Başkalarının, görünüşte imkansız olan bir şeyi nasıl başardıklarıyla zihnimiz meşgul olmaya başladığı anda, ayna nöronları faaliyete geçer.
Ulaşmak istediğin şey her ne olursa olsun, başkalarının ona nasıl ulaştıklarını öğren. Bu amaca ulaşmış kişilerin hikayelerini oku, seyret ve analizini yap. Onların tecrübelerini özümse.
Okuduğum bir araştırmaya göre, çok başarılı insanların okumaktan en çok hoşlandıkları şey, başarılı insanların biyografileriymiş. Ayna nöronlarının öğrenme kabiliyetleri hakkında şimdi edindiğimiz bilgilere göre, buna şaşırmamak gerekir. Başarılı insanlar hakkında ne kadar çok şey bilirsek, beynimize o kadar çok tecrübe kaydederiz. Ve her şeyin mümkün olduğunu anlarız. Sınır diye bir şey yoktur. İşimize mani olarak görünen şeyler, aslında daha büyük atlayışlar yapabilmemiz için aşılması gereken engellerdir sadece.
Nerede bir konuda kabiliyetimizi geliştirmek istiyorsak, yapmamız gereken tek şey, başkalarının bu konudaki becerilerini dikkatle izleyerek, edindiğimiz bilgileri kendi tecrübe dünyamıza aktarmaktır.
Ayna nöronları, alıştığımızdan çok daha hızlı ilerleme kaydetmemizde yardımcı olur.
Tabii ki bu ilerlemeler eyleme dönüştürülmelidir. Ayna nöronlarının yaptığı " ilk adımı" atmaktır.
Üzerimizde olumsuz etkisini hissettiğimiz birinin yanında kalmaya ve bu yıkıcı enerjiye maruz kalmaya bizi zorlayan hiçbir şey yoktur.
Tabii çoğu zaman amacımıza giden yolda bize eşlik edecek başka kimseyi bulamayacağımızı ve yanımızda en azından herhangi biri olduğu için şanslı olduğumuzu düşünürüz. Bunu bize "mucizeler"den bir şey anlamayan mantığımız fısıldar. Mantığımız genellikle yetersizlik duygumuzu güçlendirir. Eğer bu durumdan kurtulmak istiyorsak, acilen yapmamız gereken şey, büyüyüp gelişebilmemizi mümkün kılacak yeni, olumlu bir rezonans alanı aramaktır.