1000Kitap Logosu

Düşmüş Melekler Şehri

Esma Kocaağa Ay
Düşmüş Melekler Şehri'yi inceledi.
496 syf.
·
7/10 puan
Ana karakter olan Jace in bu kadar hazırlıksız olması, olaylarla ilgili fikir yürütememesi insani çileden çıkarıyor. Sorunun farkında bunun eğitimini almış yardim neden istemez demediğim bir bölüm yok. Iyi ki eğtim almış almasa ne olurdu acaba dedirtiyor. 4. Kitap olmasına rağmen hala çoğu şey hava da kalmış en azindan çözülmeye başlayan şeyler olsaydi sıkılmazdım. Seriyi tamamlayacagim mecbur ama zorlama olacak.
Düşmüş Melekler Şehri
Okuyacaklarıma Ekle
2
Naz Kaya
Düşmüş Melekler Şehri'yi inceledi.
498 syf.
·
2 günde
·
7/10 puan
Yeni bir Düşman, yeni bir Savaş inşası
Serinin dördüncü kitabı olsa da Valentine’la yapılan Savaş’tan sonraki ilk kitap. İlk üç kitapta anlatılan hikayenin bir şekilde sona ermesinden dolayı yeni bir düşman yaratılıyor. Bu yavaş bir süreç olmasına rağmen serideki karakter paletinin genişliğinden dolayı olaysız ama kalabalık sayfalar okuyoruz. Yine de yeni bir kurgu inşası olduğundan sonlara doğru açılan bir matematiği var. Fakat bu zamana kadarki en komik kitap olduğunu düşünüyorum. Bu sayede de kitabın yavaş akan baştaki kısımları bile eğlenceli bir hal alıyor ve çok akıcı bir şekilde okuyabiliyorsunuz. Serinin ilk üç kitapla kalmasını söyleyenler kendilerine göre haklı olabilirler ama bu dünyayı seven biri olarak devam etmesine memnunum. Başarılı bir geçiş kitabıydı. Son iki kitaptan beklentim büyük. Vurucu bir final olmasını umuyorum. Belki onları okuduktan sonra serinin devam etmesiyle ilgili fikrimi tekrar sorgularım.
Düşmüş Melekler Şehri
Okuyacaklarıma Ekle
1
s.
Düşmüş Melekler Şehri'yi inceledi.
496 syf.
Tam bir geçiş kitabıydı ve uzun bir aradan sonra özlediğim karakterlere geri dönmek acayip iyi geldi. Bu kitap aşırı çerezlik gibi bir şeydi. Aksiyonu yüksek değildi ve bir şeylerin gelişmesi için birkaç soru işareti oluşturan bir kitaptı. Diziyi izlemenin getirdiği bir etki olsa gerek, çoğu şeyi biliyor gibi hissediyorum kendimi ama kitaptaki detayları daha çok sevdiğimi itiraf etmem gerek. Bu yüzden keyif alarak okumaya devam ediyorum. Cehennem Makineleri serisini okuduğum için artık Jace ve Will arasındaki benzerliği çok daha net bir şekilde görebiliyorum ve Jace'i okurken artık sinirlenemiyorum bile çünkü Will yaşadığı onca şeyden sonra kalbimde öyle buruk bir iz bıraktı ki... Jace'in Will'e olan benzerliği karşısında yüzüme hep buruk bir gülümseme yerleşiyor. Ancak gerçekten bu serinin amatörlük eseri olduğu hâlâ net bir şekilde hissediliyor. Cehennem Makine'lerinde duygusal yoğunluk olsun olay akışı olsun... Gerçekten çok daha iyiydi ve şimdi Ölümcül Oyuncaklar serisine dönüp okumaya devam etmenin getirdiği bir çocuksu hissiyat var... Ve yine Clary bildiğimiz gibiydi... Ağzına geleni sakınmadan söyleyip sonrasında pişman olan sinir bozucu bir karakter... Bu kitapta bir tık Simon ön plandaydı ve kendisi gerçekten sevdiğim karakterlerden birisi olduğu için okumak keyif almamı sağladığını inkar edemem. Öte yandan Camille. Ah Camille. Magnus'un kalbini kıran, manipülasyon ustası olman bile sana sempati duymama engel olmuyor. Yani, açıkçası en sevdiğim karakteri mahvetmiş bir kadın olmasına karşın Camille'in dünya görüşü, bakış açısı ve yorumları beni oldukça etkiliyor. Belki de, hangi insana nasıl konuşacağını bildiğinden kaynaklanıyordur bu durum. Çünkü Camille'le ilgili okuduğum pek çok bölümde onu karakterden karaktere geçerken buldum yine de özündeki kişinin değişmediğini de gördüm. Cassie'nin bu seride en ince detayına kadar yazılmış sarsılmaz benliği olan tek karakteri Camille olabilir sanırım.
Düşmüş Melekler Şehri
Okuyacaklarıma Ekle
3