“Bütün çabalarıma rağmen hiç değişmeyeceğini hissettiğim varoluş sancılarıyla dolu hayatım ve her türlü atılıma rağmen bir adım ilerlemeye karşı olan katı, karşı konulmaz direncim sayesinde hayatın ektiği alay tohumlarının filizlenmesi ve giderek büyüyüp karşımda sonu gelmez bir uzunluğa ulaşmasının ve onu atlatmanın bütün bu süreçten daha zor olacağının yadsınamaz gerçekliği, ulaşılması muhtemele karşı kurulan hayalleri de yıkmaya azmeden bir güç teşkil eder…”
Normal bir insan olabilmenin özlemini duyarım içimde; normal olduğumda içine düşeceğim normallikten, bunu kabul edemeyeceğimi ve aslında istediğimin bu olmadığını hissedeceğimi bile bile.
Neydi derdi, çürümeye mahkûm olan, sonu belli sonsuzluğu belirsiz insanoğlunun? Gözlerine baktığın zaman anlayabilirdin; ölmeye ant içmiş duyguları, düşünceleri, hücreleri, şeyleri… Bir gün bitmesi acı veriyor, tüm acılara rağmen devam etmesi gerek; sonsuzluk da acı veriyor, bir gün bitmesi gerek. Aciz ile gücün harmanı insan varlığı neye karışacağını, ne istediğini şaşırmış veya neyi isteyeceğini veya bir şeyleri isteyip istemeyeceğini. Bir doğrultu arar, gitmek için doğru yola. Fakat o yol var mıdır bilinmez.