Böyle mi bitmeli hikaye? Bir tür iç çekişle mi? Dalganın son bir çırpınışıyla mı? Suyun bir olukta şırıldadıktan sonra damla damla kesilmesiyle mi? Şu masaya bir dokunayım da -bu sayede- içinde bulunduğumuz âna döneyim. Şişelerle dolu bir büfe, ekmek dolu bir sepet, bir tabak muz - bunlar rahatlatan görüntüler. Ama hikâye yoksa bir son ya da başlangıç nasıl olabilir? Hayat belki de onu anlatmaya çalışırken ki yaklaşımımıza kolayca teslim olmuyordur.
Kimsenin yaşantısını beğenmedim: kendime uygun bir yaşantı da bulamadım.
Turgut'u da hor gördüm bu arada. İstediği gibi yaşamasına karşı koydum. Sonunda uzaklaştı benden.
Bir şeyler düştü benden. Belli arzularımdan sağ kurtuldum; dostlarımı yitirdim, bazılarını ölüm yüzünden, bazılarını sırf caddenin karşısına geçme kabiliyetsizliğinden.