• Hıçkırıklarım ayet ve hadisi şerif arasına gizlenmiş…
    Tozlanmış evlerde Kuran’ım Kütübü sittem…
    Alsam başımı hangi dağlara gitsem…
    Sessiz sedasız kuş sesleri ile inzivaya çekilsem…
    Koysam kitaplarımı çuvala sadece ilim öğrensem..
    Benliğimi sunsam Mevla’ya bir hazreti İsmail imanından zerre bulaşsa mesela ”Allah emretti ise hemen beni Kurban et ey baba daha fazla bekleme” Çocuk kalbindeki imanın zerresi olabilsem…
    Hıçkıra hıçkıra ağlasam annesi Sümeyye gözlerinin önünde işkence edilirken imanından asla taviz vermeyen Ammar bin Yasir gibi…
    HAZRETİ Hamza gibi Uhud dağında iki kılıçla döne döne savaşsam…
    Peygamber efendimizin ayağının altındaki toz olsam mesela…
    Bu devir çok kötü o tozun zerresi, hücresi veya atomu kadar olabilsem o bile yeter. Çünkü her ne olursa olsun unun çiğnediği geçtiği her yerde dikensiz gül biter… Diyor gönlüm.
    Ama nefsim ama nefsim… Yerden yere vuruyor beni..
    Çoktandır kitap okumuyorum, düşüncelerimde sessizlik hakim.
    Televizyon başında zaman harcıyorum, surat ifadem sakin,
    Aynanın karşısında geçirdiğim zamanlarda az değil ,
    Boş zamanlar işte namazla aramızda bir ayrılık söz konusu ben ondan korkuyorum sanki seccade de diken var kılmak gelmiyor içimden , sahi ya sularda soğuk üşür ve hasta oluruz ne malum,
    Kaç kişiyi yemiş bugüne kadar seccade aklım mantığım almasa da, korkuyorum işte seccadenin rüzgârından bile,
    Aslında bu korku değil galiba nefsime aşık olmuşum , yakışıklısın, gençsin güzelsin yaşlanınca kılarsın gibi serzenişleri kulaklarımda eşi benzeri bulunmayan müzik nağmeleri gibi haz ve tat veriyor,
    Galiba ben nefsime aşık olmuşum onun sözünden hiç çıkmıyorum,
    Cehenneme atılan bir adım bir boş vakit.
    Nefisin kâfir olduğunu unutuvermiş bir anda kendini bir şey zanneden beynim…
    Adımlarımda gurur kıyafetlerimde özenti rüzgarı hakim, Moda mı onu hiç kaçırmam mesela, en şık kıyafetleri giyerim sokaktakiler bana güzel ve yakışıklı demeli tüm şuaları üzerime çekmeliyim, dik yürümeli ve kasılmalıyım salına salına gitmeliyim, işte bunun adı da kibir ” Kibir Ateşin odunu yok ettiği gibi iyilikleri yer” Hadisi şerifini unutmuşum yada hiç aklımdan mı geçirmedim ne? Galiba ben kâfir nefsin sevdasına tutulmuşum o ne derse emredersin komutanım diyorum, PEKİ YA İSLAMIN EMİRLERİ? Galiba İslam’ı hep geri planda tutmuşum.
    Sanki Hayatımda İslam yokmuş gibi bir hal ve hareket etrafında tavaf ediyorum, Akıl ve mantığım İslam’ın önüne geçmiş, tesettüre gelince kız olsaydım başıma sadece bir başörtüsü alır. Tüm farz emirleri yaptım zannederek gururlu gururlu gezerdim sokaklarda Müslümanım diye, başımdaki topuzu alınmış kaşlarımı makyajımı gözüm görmezdi mesela, daracık pantolonda vucut hatlarımı sıkmalı ki tüm şehevi şualar benim üzerimde toplansın,
    Her neyse yazdıkça nefsimin adiliğini görüyorum…
    Şerefsizce ömrümden değerli vakitlerimi alıyor NEFİS…
    İşte geceler ve gündüzler hep böyle geçiyor ve ilerliyor fırtına sonrası sessizlik.
    Ama ne sessizlik içten içe nefsi nefsi diye haykıran bir acizlik..
    Sokaklarda geziyorum adım adım, sanki şu dünya benim. .
    Ölümü yok olmayı düşünmüyorum, hep başkaları ölüyor ben niye öleyim ki hem daha gencim…
    Nefsime söz geçiremiyorum işte böyle gençsin diye kandırıyor beni.
    Dergi çıkarmak senin neyine tesettürün davası sana mı kaldı boş iş bunlar diye kaldırmaya çalışıyor şeytan ve nefs kötülüğün koalisyonunu kurmuşlar ikisi imanım ve davamın peşindeler…
    Bilmiyorlar ki onlar ”Sağ elime Güneş’i sol elime Ay’ı verseler davamdan vaz geçmem” diyen bir peygamberin yüreği yanık günahı olsa da tövbeye açık olan bir ümmetiyiz…
    Ah nefs ahh…
    Nice kimseyi de seninle cehenneme soktun..
    Anlıyorum şimdi peygamber Efendimizi ”Küçük cihat bitti büyük cihada(Nefse) gidiyoruz “‘ dediğini. ..
    Anlıyorum çünkü en zor şey şu zalim nefsimi dize getirmek…
    SİZ SİZ OLUN NEFSİNİZE KULAK ASMAYIN ZİRA ÖLÜM YAKIN VE KABİR SOĞUK..
    İnsan kabre AMELİYLE girer sizinle birlikte hiç kimse girmez, sizin yerinize hesap vermez seni kabre bırakır gider annen baban mesela..
    Mesela karın kocan eline küreği alır toprak atar üstüne bir gün bile dünyada durdurmazlar ölünü.. Hemen gömerler…
    MUSTAFA KUŞ