Nilüfer Kuzu, bir alıntı ekledi.
16 May 14:11

Belki birçok okuyucu bilmez: Düyun-u Umumiye denen borçların son ve kesin tasfiyesi 25 Mayıs 1954’te tamamlanmıştır. İlk borç anlaşması, 4 Ağustos 1854 tarihinde yapılmıştı. Demek ki tam yüz yıl borç içinde yatmışız. Borçlar idaresi 1882’de kurulduğuna göre de 72 yıl borç ödemişiz.

200 Yıldır Neden Bocalıyoruz, Niyazi Berkes200 Yıldır Neden Bocalıyoruz, Niyazi Berkes
Zafer, bir alıntı ekledi.
 27 Şub 14:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

İÇ VE DIŞ DÜŞMAN-YAHU

· Önce öz peygamberine ihanet eden, tevhid bayraktarı Resul (Tûr-u Sinâ) ya çıkınca altundan bir buzağı yapıp ona tapmaya başlayan ve peygamber lanetine uğrayan, o…

· Böylece, nebîler beşiği, üstün ırk İsrailoğulları içinden kopup fesad ve hiyanet mâdeni yeni bir kavim halinde dölleşen, asıl yahudiyi mayalandıran, artık hep öyle devam eden ve insanlığın başına belâ kesilen, o…

· İçinden yetişmiş ve yeni ölçülerle gelmiş İsâ Peygamberi dinsizlikle suçlayan, Romalı’lara gammazlayan ve Romalı askerlere kimin tutulacağını göstermek için, havarîler meclisinde onu yanağından öpmeye kadar alçalan (Yuda Şem’un) o…

· Derken babasız hak peygamber Hazret-i İsa’nın hak dinini içinden tahrif eden, yeni Peygamberi Allah’ın oğlu diye gösteren, “baba-oğul-ruhülkudüs” küfrünü icad eden (Sen Pol) o…

· İslâmda münafıklığı mayalandıran, bütün bâtıl mezhepleri kuran, besleyen ve Kur’ânda Allahın lânetine hedef olan, o…

· Dünyanın her tarafına yayılıp kene sessizliği ve sinsiliği içinde kanını emdiği her yerden atılan, sonunda İspanyadan kovulan, sırtında ucu kuunlu kamçıların iziyle Türkiye’nin kapısını çalan, karalar ve denizlerin haşmetli İmparatoru Kanunî Sultan Süleyman’ın lûtuf ve merhameti sayesinde yurdumuza sızan, en kısa zamanda Türk iktisadî hayatına hâkim olan (Yasef Nassı), hattâ bir kızını Kanunî’nin oğluna nikâh ettirmeye kadar başaran (Nurbânû Sultan), derken Osmanlı tarihi boyunca yeniçeri fesadının baş âmili “züyûf akçe-hileli para” marifetini yürüten, o…

· Öbür taraftan da, Türk vatanının en habis fesad ve hıyanet merkezi Selânikten kalkarak gûya İslâmı kabul etmiş bir kafile halinde (dönmeler) Edirne ve İstanbul’a gelen ve bizi yahudi hüviyetiyle törpüleyişini bir de müslüman sıfatına bürülü olarak tecrübeye kalkan (Sabatay Sevi), o…

· Fransız ihtilâlinde, perde arkası en büyük rolü oynayan, ilk (enflâsyon) parası (asinya)yı çıkartıp ihtilâlin iktisadî muvazenesini allak bullak eden, neticede bir yandan krallık, öbür yandan inkılâp Fransasını, yani sadece Fransa’yı batırmak emelini besleyen o…

· İkinci Abdülhamîd devrinde İslâm dünyasının merkez noktalarından birine çivi çakmak için Filistin’de küçük bir toprak isteyen, buna karşılık Türkiye’nin bütün dış borçlarını (Düyun-u Umumiye) ödemek teklifinde bulunan, fakat Ulu Hakan tarafından teklifleri reddedilen, nihayet yüce hükümdarı İttihat ve Terakki komitecilerine düşürten, o…

· Dünyada ilk defa parayı ve şişkin sermayeyi icad eden (kapitalizma), sonra (Karl Marks) marifetiyle onu tahrip eden, 1917 komünist ihtilâlinde güdücüler arasında yer alan (Troçki, Zinvoyef vesaire), peşinden dünya çapında bir yahudi filozof (Hanri Bergson)a tahrip âletini tahrip ettiren, netice olarak nerede ve hangi mezhep varsa bir taraftan kuran ve bir taraftan yıkan, yani kendi dışında insanlığı her türlü birlik ve yekpârelikten uzaklaştıran, o…
·
Türk Millî Kurtuluş hareketi Yunanlıya karşı zafere ulaşır ulaşmaz, Türk’ü ve onun
şahsında İslâmı yok etme azmindeki Batı ülkelerinin üzerimize saldırmasını önlemek ve göstermelik istiklâlimizi sağlamak şartını İslâmdan ayrılmamıza ve mukaddesatımızı feda etmemize bağlayan ve bunda muvaffak olan, yine o…

· Nihayet her yerde, plânını gerçekleştiren, bu arada Türkiye’de dilediği fuhuş, ahlâksızlık ve iktisadî çöküş iklimini tutturan, gizli imparatorluğunun maketi minik İsrail devletini kuran, onunla İslâm âlemi ve petrol dünyasının en nazik noktasına kazığını kakan, arı kovanı hummasiyle çalışan, çabuk seferber olmakta dünyada birinci orduyu meydana getiren, çevresinde kendisinden en aşağı 10 misli büyük Arap âlemini iflâsa uğratan, hep o…

· Şu anda kolları karnının altında saklı bir ahtapot gibi, bir koliyle Suriye, öbür koliyle Irak, daha öbür kollarıyle de Kuveyt, Hicaz, Mısır ve Libya istikametlerini kollayan, bu rolünün tahakkukuna zemin hazırlamak için bir dünya felâketine muhtaç bulunan, bunun için de Rus-Amerikan rekabetini kızıştıran ve türeme-üreme yatağı emperiyalizmayı besleyen, kısacası topyekûn medeniyetleri eritme yolunda büyücü kazanını durmadan karıştıran, yalnız o…

· Yine o, hep o, yalnız o, daima o…

· Ve bu incelikleri kavrayamamak ve içyüzleri görememek bakımından, memleketimiz, yine o, hep o, yalnız o, daima o…

İdeolocya Örgüsü, Necip Fazıl Kısakürekİdeolocya Örgüsü, Necip Fazıl Kısakürek

Kadim zamanlardan beri Yahudiler; çeşitli nedenlerle ve çoğu kez de haklı sebeplerle sürgün edilmişler. Gittikleri her kıta ve ülkede uğursuz olarak muamele görmüşler. Ta ki, Osmanlı İmparatorluğu Yavuz Sultan Selimle kucak açana dek. Bu tarihten itibaren çeşitli dönemlerde Osmanlı Devletine iltica etmişler. Bunun yanı sıra Avrupa da kalan Yahudiler de bulunmakta idi. Yahudiler için ıstıraplarının dineceği tek yer vardı o da Arz-ı Mevut ( Vaat edilmiş topraklar ) Bu tarihsel emellerini gerçekleştirmek için Theodor Herzl başkanlığında Basel’de 1897 yılında İlk Siyonist kongresi düzenlendi. Alınan kararlar sonucu Herzl başkan olarak seçildi ve Yahudileri Filistin’e götürmek ve orada bir Yahudi devleti tesis etmek için çeşitli yol ve yöntemler denedi. Elbette ki Filistin’e giden yol Osmanlı Devletinden geçiyordu.

Avrupa’da antisemitizm her geçen gün artıyor. Rusya da Yahudilerin Ruslarla ilişi kesilmesi, ve birer vebalı gibi uzak tutmak için Getto şehirleri kuruluyordu. Osmanlı başkentine çeşitli yollar ile gelen Yahudiler Filistin’e geçmenin ve orada toprak sahibi olmamın yollarını arıyor ve istediklerini çeşitli sebeplerle elde ediyorlardı. Kutsal topraklara Yahudi göçünü ve toprak satın almalarını engellemek için Sultan II. Abdülhamit Han birçok kez irade yayınlamış, mülk edinmelerini yasaklamıştı. Osmanlı Devleti bir yandan Filistin, bir yandan Avrupa’daki baskıdan hâlâ Osmanlıya sığınan diğer Yahudiler için çözüm arıyordu. Aynı zamanda da dış borçlar ve Duyun-u Umumiye ile uğraşıyordu. Siyonist Lider Herzl Yahudilerin durumuna çare olmak ve Padişahtan bedel karşılığı Filistin de Kuracağı Yahudi devleti için toprak talep etmek için Padişah ile görüşmeyi arzuluyordu. Bu bağlamda Herzl 5 kez görüşme imkanı buldu Abdülhamit’le. Ortadoğu ve Filistin coğrafyasında Yahudiler boş durmuyor yasağı delip, yerel yöneticiler ve halk sayesinde Filistin’den toprak almayı sürdürüyorlardı. Herzl Abdülhamit görüşmesi sırasında, Padişah Herzl’ın Avrupadaki bağlantılarından yararlanıp Duyun belasından Osmanlı devletini kurtara bileceği ve Osmanlı maliyesini düzelte bileceğini umuyordu. Bu kapsamda Herzl padişaha bağlılığını bildirip gerekli görüşmeleri yapıyor. Çeşitli raporlar hazırlayıp padişaha sunuyordu. Aleni olarak dile getirmese de karşılığında Filistin’den toprak almayı düşünüyordu. Sonunda amacına ulaşamadan Avrupa’ya geri döndü. Tarihte hikayeleştirilmiş para karşılığında Osmanlıdan toprak satın alma olayının gerçek yüzünü Vahdettin Engin belgeler ışığında açıklıyor. Hikayenin hiçte anlatılan gibi olmadığını arşiv belgelerine dayandırıyor. Aslında bundan önce okuduğum “Yahudi Devleti “ ve “ Operasyon 1915 Çanakkale “ kitaplarını da kapsayan geniş bir yazı yazmayı düşünüyordum Filistin ve Yahudi Meselesi hakkında fakat istek üzerine yazıyı kısa tuttum. Dileyen diğer iki kitapla ilgili incelemelerime göz atabilir.

Sergenn, bir alıntı ekledi.
20 Şub 17:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Osmanlı döneminden miras kalan Düyun-u Umumiye borçları, Milli Savunma ve Bayındırlık ödenekleri dışında, ulusal bütçede en büyük yeri Milli Eğitim bütçesi almıştır.

Türkiye'de Köy Enstitüleri, Fay Kirby (Sayfa 51 - Tarihçi Kitabevi)Türkiye'de Köy Enstitüleri, Fay Kirby (Sayfa 51 - Tarihçi Kitabevi)
Oğuzhan Afacan, bir alıntı ekledi.
12 Şub 23:57 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İktisadî Bağımsızlık İlan Ediliyor
Fakat, zamanla önemli gelişmeler oldu. Bunlardan biri, Parvus takma adını kullanan ve bir Rus yahudisi olan Aleksander Helphand'ın 1910 1915 yıllarında Türkiye'de İttihat ve Terakki'nin bir müşaviri olarak bulunmasıdır. Bu zat, uzun yıllar Almanya'da kalmış ve bir ara 1905 Rus ihtilaline katılmış bir Marksçıydı. Parvus, Türk yurdu ve daha başka süreli yayınlarda yazılar yazmış, ayrıca bir kitap ve risaleler çıkartmıştır. Bunlarda sosyalizmi savunmuyor, fakat Düyun-u Umumiye ve Reji gibi kurumların Osmanlı Devleti'ni nasıl feci bir biçimde sömürdüklerini soyut sayısal tahlillerle dayanarak açıklıyordu. Bir de Türk kalkınmasının geniş ölçüde köylünün kalkınmasında geçtiğini ve aydınlarla ya da yönetenlerle köylüler arasındaki uçurumu vurguluyordu. Parvus ile ilgili olarak göz önünde bulundurulması gereken diğer bir noktada, onun Almanya'nın Cihan Savaşı'nı kazanmasının Türkiye için çok yararlı olacağının propagandasını yapmış olmasıdır.

Jön Türkler ve İttihat ve Terakki, Sina Akşin (Sayfa 427 - İmge)Jön Türkler ve İttihat ve Terakki, Sina Akşin (Sayfa 427 - İmge)
NihalÇetinoğlu, bir alıntı ekledi.
06 Şub 15:29 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Borçla kurulan ve Osmanlı Devleti'nin borcunu ödeyen Cumhuriyet
1925 yılında Osmanlı borçlarının %67'sinin Türkiye tarafından ödenmesi kararlaştırılmıştır.Türkiye'nin payına düşen 107,5 milyon altın Osmanlı lirası tutarındaki borcun ödenmesi için Düyun-u Umumiye İdaresi ile 13 Haziran 1928 tarihinde Paris'te bir anlaşma imzalamıştır.
Türkiye,Düyun-u Umumiye'ye olan borcunun son taksitini ilk dış borcun alınmasından tam bir yüzyıl sonra 25 Mayıs 1854 tarihinde ödemiştir.

Atatürk’e Atılan İftiralar, Oktan Keleş (Sayfa 83 - ilgikultursanat)Atatürk’e Atılan İftiralar, Oktan Keleş (Sayfa 83 - ilgikultursanat)

Sadri ALIŞIK
Bu benim dünyaya ilk gelişim,
Yıkarak saltanatını koca fatih’in.
Kundakla kefen arasında bir gün,
İstanbul, istanbul deyişim.
Merhaba kızkulesi, merhaba eyüp sultan,
Kanlıca, şehremini merhaba…

Bir istanbul esiyor eski çocukluğumdan,
Ekşi bozalı, arnavut kaldırımları lapa lapa.
Yuşa’dan mı okunur o ezanlar, hırka-i şerif’ten mi?
Komşularımız kaptanlar, malta taşlı ikindilerden kalan.
Hala o beyaz gergeflerde mi?
Bir tarihi gömmüşler karacaahmet’inde üsküdar’ın, Mercan terliklerinde unutulan çarşaflı kadınlar
Sanki Duyun-u umumiye emeklisi faytonlar,

Hala bir sonbahar acıbadem’de,
Cuma selamlıklarından beri saraylılar.
Merhaba beylerbeyi, merhaba sultanselim,
Merhaba iki gözüm istanbul’um, merhaba…
Aşı boyası sokaklarında ne mevsimler eskimiş,
Sakalsız saçlar kestirdiğim ince boncuklu berber dükkanları.
Kapalıçarşı bakırcılar, lacivert mayıslarda köprü altları,
Ve boğaziçi’nde şirket-i hayriye duman duman..

Nerdesin o istanbul, nerdesin…
Hani çıkrık seslerinde mehtapları dinlediğim,
Mediha teyzelerin leylak bahçeleri,
Büyükbabamın kuvay-ı milliye hikayeleri.
Hani tahta tekerlekli arabalarım.
Hani bayram yerlerinde unutulan asude çocukluğum.

Gene bir başka istanbul’du bir zamanlar kafesli ıtırlarıyla,
Beyaz başörtülerin lavanta çiçekli öğleden sonralarında ıslanan.
Açılır kapanır iskemlelerinde uzun çarşının,
İstanbul’u taşırdı bakır siniler.
Sultaniyegahtan bir hıdrellez mesiresi,
Sessiz sadakat şarkıları söylerdi.
Haliç vapurlarında söz kesilmiş tazeler.

Hey yavrum hey…
Burunbahçe dalyanında istanbul’u çekerlerdi denizden,
Hiç ıslatmadan…
Kaç bayram mendili geçmişti elimden çeyiz sandıklarının.
Bütün uykularını koynuma alıp uyurdum istanbul’un.
Rüyalarımda hala o günahlar uyanır,
Hiç geçemediğim sokaklarında işlenen.

Merhaba sultanahmet, yerebatan merhaba…
Merhaba iki gözüm istanbul’um merhaba,
Merhaba efendim, merhaba…

Volkan Türüdü, bir alıntı ekledi.
13 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

“…bu tür borçlanmaların en önemli yanı iflası kaçınılmaz kılmasıdır. İflaslar alacaklı büyük devletlerin borçlu devletlerin ekonomileri üzerinde egemenliklerini perçinlemeleri bakımından önemli bir aşama oluşturmuştur. Düyun-u Umumiye türü kuruluşlar Tunus’a 1864’de, Mısır’a 1876’da, Osmanlı İmparatorluğu’na 1881’de, Yunanistan’a 1893 yılında empoze edilmiştir.

Hangi Batı, Attila İlhan (Sayfa 235)Hangi Batı, Attila İlhan (Sayfa 235)
Ozan Yılmaz, bir alıntı ekledi.
26 Eyl 2017 · Kitabı okuyor

Kime benziyor?
"Abdülhamit ruh hastalığı derecesinde aşırı kuşkulu, kuruntulu bir insan olduğundan gizli polis örgütüne çok önem verdi. İnsanların, kuşkulu durumları saraya haber vermeleri teşvik edildi. Gizli polislere hafiye, ihbar mektuplarına da jurnal denirdi. Jurnalleri asılsız bile çıksa, jurnalciler ödüllendirildi. Herkes gölgesinden korkar oldu. Öte yandan basına aşırı baskılı bir sansür uygulanıyordu. Mizah, karikatür yasaktı. Gazeteler akşamdan bütün haber ve yazılarını sansüre gönderirlerdi. Sakıncalı bölümler atılır ve çok kez gazetelerde beyaz boşluklar halinde çıkardı. Sansür memurları, ne olur ne olmaz düşüncesiyle Abdülhamit’ten de daha kuruntulu davranmak zorunluluğunu duyuyorlardı. Padişahın burnu büyük diye, burun kelimeleri çiziliyordu. Padişahı münasebetsiz duruma düşüren bir baskı yanlışı yüzünden devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi 1890’da kapatıldı, 1908’e kadar bir daha çıkmadı. Devlet resmi gazetesiz kalmış oldu."

"Abdülhamit döneminde mali iflasın doğurduğu karışıklığı çözüme kavuşturmak gerekiyordu. 1881 Muharrem Kararnamesi’yle belirli bazı vergiler yeni kurulacak ve çeşitli ülkelerdeki alacaklıları temsil edecek bir Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar) İdaresi’ne verildi. Düyun-u Umumiye böylece Maliye Nezareti gibi vergi toplayan, fakat topladığı vergileri doğrudan alacaklılara dağıtan bir örgüt oldu. Öte yandan, Abdülhamit, yeni bir iflasla karşılaşmamak için sarayın harcamalarını denetim altına aldı. Bilinçli bir politikayla kişisel servetini büyük ölçüde artırdı, ülkenin en zenginlerinden biri oldu."

Kısa Türkiye Tarihi, Sina Akşin (Sayfa 46)Kısa Türkiye Tarihi, Sina Akşin (Sayfa 46)
Miyase Baysal, bir alıntı ekledi.
01 Eyl 2017

Osmanlı imparatorluğu 'nun yarı sömürge niteliğinin en açık belirtisi
*dış borçlar
*düyun-u umumiye
*sürekli imtiyazalar arayarak ülkeye giren yabancı sermaye yatırımları
*kapitülasyonlar
Sonucunda ülke yönetimi önce iktisadî sonra askerî ve siyasî alanlarda emperyalizmin denetimi altına girdi.

Türkiye İktisat Tarihi, Korkut BoratavTürkiye İktisat Tarihi, Korkut Boratav