• İmparatorluğun bekaasını ve İstanbul'un elde kalmasını sağlamanın tek yolunun sadece toprak vermekten geçtiğine inanılmakta, asırlar boyunca Türk vatanı olan yerlerin, hatta Edirne'nin bile elden çıkması kurtuluş çaresi olarak görülmektedir. Rüşvet ve yolsuzluk başını almış gitmiştir, maliye iflastan da
    beter bir haldedir, askeri ve sivil harcamalar için elzem ve acil olan kaynakların ya devlet gelirlerinin üzerine bir çeşit haciz ve
    icra memuru gibi çöreklenmiş olan Duyun-u Umumiye 'den sağlanmasına çalışılmakta veya demiryolu, liman, seyr-i sefain ve hatta toprak terki gibi tavizler karşılığında Avrupa'dan teminine uğraşılmaktadır.
  • ... fetvaya göre Abdülhamid, Şeriat kitaplarını değiştirmek, bozmak ve yakmak, devlet hazinesini keyfine göre harcamak ve israf etmek, tebaasını da kanunsuz öldürmek, zindanlara atmak ve sürmekle suçlandırılmaktadır ki, ithamların üçü birden güneşe katran kuyusu demek çapında birer yalandır.

    Sadece mason ve dönmelerin din tahrifçisi kitaplarını yaktıran, 3 milyon altınlık «Düyun-u Umumiye» borcunu kesesinden ödeyen ve saltanatı boyunca -tek bir harem ağası kaatil müstesna- hiçbir idam kararını imza etmemiş olan bir Padişahı bu mücadelelerde suçlamak her üç misalde de ak'a kara demekten ve vakıaları tam zıtlariyle ele almaktan farksızdır.

    Ve bakınız, güya din eliyle dini tepelemek için hangi alçaklık derecesine kadar düşülmektedir!

    Ve Padişahı tahttan indirdiler.
  • Ne garip bir tevafuktur ki;

    • Abdülhamid, dış borcun milli gelire oranını %56'dan %36' ya düşürmüş, Düyun-u Umumiye'ye olan borcu bitirmişti.

    • Tayyip Erdoğan da %57 olan oranı %39'a indirdi ve İMF'ye olan borcu bitirdi.

    • O gün Abdülhamid'i indirmek için İttihat ve Terakki Cemiyeti kuruldu, bugün Fetullahçı Terör Örgütü.

    • O gün 31 Mart Vakası tertiplendi, bugün Gezi Olayları.

    • Tarih ahmaklar için tekerrür ediyor.
  • Evet, dün başlarına gökten taş düşse sebebi olarak Abdulhamid'i görenler bugün Anadolu'yu tekrar Alem-i Îslam'ın umudu haline getirenleri başımıza gelen bütün felaketlerin sebebi olarak göstermektedir. Dün Devleti Aliyye'yi paramparça efen "hayırhahımızdır" diyenler bugün postunu Amerika olarak değiştiren İngilizlerle aynı yerde durmaya devam ediyor. Dün kendi atadığı valilerin devlet imkanlarıyla çıkarmış oldukları gazetelerinde olmadık iftiralarla muhatap olunca iftira sahiplerini ve canına kastedenlerle işbirliği yapanları sadece sürgün edene "müstebit" , "kızıl sultan" diyenler bugün Alem-i İslam'ın her köşesinden insanların duâsına muhatap olanlara "diktatör" , "Firavun" diyebiliyor. Duyun-u Umumıye'yi azaltıp hayati yatırımlar yapan Sultan Abdulhamid'e müsrif diyenler bugün devasa yatırımları yapanlara hırsız diyor. Amerika adına devşirilen bu ülkenin çocukları efsunlanmış gibi kendi milletine silah çekmekten çekinmiyor.
  • "Birileri bu toprakları parsel parsel satmanın derdinde! Bir zamanlar Osmanlı yönetimin de Toprak satma kanunu çıkarmıstı. Abdülhamit,
    Lozan Hezimet'tir diyenler Lozan Türkiye'nin Tapusudur efendiler!

    LOZAN ANTLAŞMASI'NIN EMPERYALİSTLERE KABUL ETTİRİLDİĞİ TARİH:
    24 TEMMUZ 1923
    Ne demiştik tarihi doğru öğreneceğiz, doğru öğreteceğiz...
    Son 10 yılda ATATÜRK'e saldırılarla birlikte LOZAN ANTLAŞMASINA da saldırılar arttı.
    Mürteci ne diyor?
    Lozan hezimettir...
    Başka ne diyor 'Osmanlı Torunu'?
    Lozan ihanettir...
    Neden ihanettir kardeşim?
    Adaları verdik... Başka: Musul kaybedildi...
    Başka: Başka?
    Diyor ki, Lozan 1923'te sona erecek, o zaman göreceksiniz neler olacak?
    Tarih bilmeyen, belge ile rivayet arasındaki farkı anlatamayan bir güruh millete tarih dersi veriyor ki, eyvah ki eyvah!
    Bak kardeşim, şimdi tane tane anlatalım.
    Bir kere Kurtuluş Savaşının tam ortasında 10 Ağustos 1920'de son Osmanlı Padişahı VAHDETTİN, SEVR diye bir ANTLAŞMA imzaladı. Sevr Antlaşmasıyla sana bırakılan toprak Ankara, Çankırı, Yozgat, Niğde, Nevşehir ve çevresiydi. Yani sadece iç Anadolu... Geri kalan her yer elinden alınmıştı. Ermeni ve Kürt devletleri kuruluyor ve İstanbul padişaha anlaşmaya uyma koşuluyla bırakılıyordu.
    Kim yırttı bu haritayı, O nefret ettiğiniz Mustafa KEMAL ATATÜRK...
    Peki nasıl oldu bu? Savaşla, kanla, ölüm pahasına yırttık o haritayı. İngiliz uçaklarından fetvalar atılıyordu halkın üstüne Mustafa Kemal dinsizdir, katli vaciptir diye...
    Silip süpürdük Yunan'ı İZMİRDE DENİZE DÖKTÜK... Hani çok sevilen bir marş var ya İZMİRİN DAĞLARINDA ÇİCEKLER AÇAR... AÇTI ÇİCEKLER...
    Sıra İngiliz'e gelmişti. Korktular. Mudanyada ateşkes masasına oturdular.
    İngilizler öncülüğünde LOZAN'a çağrıldık.
    Mustafa Kemal Paşa, Lozan baş delegesi İSMET Paşa'dan ne istedi biliyor musun?
    Bir: Ermeni devleti asla kabul edilmeyecek
    İki: Kapitülasyonlar kesinlikle kaldırılacak
    Üç: Osmanlı borçları tek başına üstlenilmeyecek...
    Bir de şunu anımsatayım sana: İsmet Paşa Lozan'a giderken daha İstanbul ve boğazlar işgal altındaydı...
    Bu üç madde çok önemliydi, başta da kapitülasyonlar...
    Neden mi?
    Osmanlı aldığı borçları ve faizlerini ödeyemeyince DUYUN U UMUMİYE kurulmuştu. Türkiyenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına el konulmuştu. Bundan kurtulmadıkça bağımsız bir devlet olunamazdı. Kapitülasyonlar nedeniyle her devlet Türkiye'ye sömürge gözüyle bakıyordu, öyleydi zaten...
    Emperyalistlerle masa başında gırtlak gırtlağa bir pazarlık başladı. Masada TÜRKİYE YAPAYALNIZDI. DÜNYA KARŞISINDA...
    Görüşmeler, ATATÜRK'E anında bildiriliyor, o da düşünceleriyle ve direktifleriyle görüşmeleri yönetiyordu.
    Türkiye, LOZAN'DA:
    Kapitülasyonları ve Duyunu Umumiyeyi kaldırttı. ERMENİ VE KÜRT DEVLETI TARTIŞMALARINI SONA ERDİRDİ.
    Osmanlı borçları, borçlar alındığında hangi devletler Osmanlı yönetimindeyse onlara bölüstürüldü. Yunanistandan savaş tazminatı olarak KARAAĞAÇ kasabasını aldı. 3 mile kadar olan adaları ve kayalıkları aldı. (Meis Adası hariç)
    Boğazlar başkanı Türk olan komisyona bırakıldı.
    YENİ TÜRK DEVLETINİN BAĞIMSIZLIĞI TÜM DÜNYACA TANINDI...
    Şımdı gelelim kin dolu iddialarına. 12 Adaları biz Balkan savaşları sırasında kaybettik. Musul'u bugün Diyarbakır Meydanında heykeli yaptırılan Cumhuriyet düşmanı SEYH SAİT AYAKLANMASIYLA 1925'DE...
    BAŞKA?
    Sana son sözüm... Vicdanın gibi gözlerin de körleşmemişse; Padisahınin imzaladığı SEVR VE Mustafa Kemal paşanin imzaladığı LOZAN HARİTALARINI YAN YANA KOY VE CEVAP VER: LOZAN HEZİMET MİYDİ? İHANET MİYDİ?
    Basta İsmet paşa olmak üzere Lozan Antlaşmasını imzalayanları ve GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA'YI BİR KEZ DAHA SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUM.

    Erdal Atıcı
    24 Temmuz 2018
  • Dış borçlar Osmanlı Devleti çöktükten sonra Osmanlı topraklarında kurulan devletler arasında paylaştırılmış ve en büyük borç yükü Türkiye'ye kalmıştır. 1925 yılında Osmanlı borçlarının %67'si Türkiye tarafından ödenmesi kararlaştırılmıştır. Türkiye'nin payına düşen 107,5 milyon altın Osmanlı lirası tutarındaki borcun ödenmesi için Düyun-u Umumiye İdaresi ile 13 Haziran 1928 tarihinde Paris'te bir anlaşma imzalanmıştır.

    Türkiye, Düyun-u Umumiye'ye olan borcunun son taksitini ilk dış borcun alınmasından tam bir yüzyıl sonra 25 Mayıs tarihinde ödemiştir.

    Atatürk hangi Osmanlı'yı yıkmış Allah aşkına? Yıkmayı bir kenara bırakın Gazi Paşa Osmanlı Devleti'nin borcunu bile ödemiştir.