Ağır bir gece
Gündüzün telaşlı bitişinin ardından.
Hayatın akıp giden o telaşında
Anlamıyor insan.
Kendi içine döndüğü vakit
Başlıyor karanlığı...
Kocaman bir boşluk oluyor gözlerini diktiği yerde.
Dolduramıyor anıları kör kuyudaki yalnızlığını..
Bahar gelse de
Yüreğindeki kış üşütüyor yatağını..
Korkular başlıyor korkular...
Yitip giden bitişlerin ardından..
Bir telaştır alıyor yüreğini
Bir adım daha yaklaşıyor
İnsanı ürperten o adıma..
Onca yaşanan güzelliğin ardından
Paylaşamayınca acısını
Yolda olmayı değil varmayı seçiyor insan!
E. T.
Hayata daha geniş bir açıdan baktığımızda zıtlık diye bir şey olmadığını, tüm zıtlıkların tek bir bütüne ait olduğunu görürüz. Zıtlığı deneyimlememizin tek sebebi tek bir yönle ya da tarafla özdeşleşmemizdir.
Özgürlük de yanlış anlaşılan başka bir kavram. Birçok kişi özgürlüğün istedikleri her şeyi yapabilmek olduğunu sanır. Fakat gördüğümüz gibi gerçek özgürlük ancak müthiş bir içgörü ve farkındalık sayesinde kazanılabilir. İnsanlar özgürlükten bahsettiklerinde genellikle tıpkı bir çocuğun ebeveynlerine karşı çıkması ya da bir yetişkinin sevgilisinden ayrılması gibi belirli bir amaçları vardır ki o da ilişkinin bağlarını gevşetmektir. Bu "bir şeyden özgürleşme" olarak tanımlayabileceğimiz olumsuz anlamda bir özgürlüktür ve olumlu ya da yaratıcı hiçbir yanı yoktur. Ancak "bir şey uğruna özgürleşme" boyutunu keşfettiğimizde yaşamı "evet" dercesine kucaklar ve doyuma ulaşırız.
Bu açıdan terapinin işlevi bize "bir şeyden özgürleşme" deneyimi yaşatmakken, meditasyonun işlevi, ikinci bir adım olarak "bir şey uğruna özgürleşme" deneyimi yaşama ihtimalini oluşturmaktır.
Aslına bakarsanız kalıcı mutluluğun tek bir kriteri vardır: Mutluluğum dışarıya, dışarıdaki koşullara, istediklerimi elde etmeme mi bağlı yoksa içimden mi geliyor? Eğer ilkine cevabım evetse mutluluk benim için geçici bir olgu olmaktan öteye gidemez ama varlığımın doğal bir parçası ise zaten benimdir.
... değişimi başlatan şey, anlayışın derinliğidir. Yemek üzere olduğunuz eriklerin aslında birer taş olduğunu fark ettiğinizde onları ağzınıza atıp çiğnemezsiniz. Aynı şekilde, kişisel algınızı değiştiren bir deneyim sonrasında da artık hayatı eskisi gibi yaşamazsınız.