Zaman zaman kendimi tüm insanlıktan daha güçlü duyuyorum, ama kendimi aynı anda çıplaklıklarından sıyrılmaya çalışan ağaçlar kadar da bırakılmış duyuyorum. Özellikle ben’in, ben’i bıraktığı anlarda. Ya da ikisi bütünleştiğinde. Ve birdenbire, şimdiye dek hiç algılamadığım bir duygu gelip beni buluyor:
Bırakılmışlığın Tadı
Böylesi bir duyguyu şimdiye dek hiç algılamamıştım.
bundan böyle acıları mutluluk olarak nitelendirmeye karar verdim. Yaşamımın en mutlu anlarında da aynı güçle acıyı duymadım mı. Ve acıların ötesinde bir beklenti vardı: Kendi dünyamın beklentisi.
Dini, dili, kültürü yüzünden yanından uzaklaştırdığın ya da mesafe koyduğun hatta belki sözlerine kulaklarını tıkadığın insan tekâmülüne ivme kazandıracak bir dersle karşında duruyor olabilir. Bilemezsin. İnsanlara karşı kibirli olmaya hakkın yok. Kimseyi kategorize etme... Kendi doğrularına uymuyor diye başkalarının doğrularını yok sayma... Çünkü kimse tesadüfen çıkmaz karşına. Yaprağın hareketi bile ilahi düzenin matematiğinde hesaplanmışsa, seninki düzenin dışında işliyor olamaz. Her an ilahi sistemin gözetimi altında tutulduğunun farkında ol... Olanı nasıl karşıladığınla ya da karşılamadığınla tekâmülünü olumlu/olumsuz etkilemeye devam ettiğini bil…
(Mevlana=istediğin birşey olursa bir hayır olmazsa bin hayır ara )