• Burdakı cogu kışı e book olarak mı okuyor anlamıyorum alıntılara bakıyorum cok uzun yazabılıyorlar ben yoruluyorum dıye alıntı yazamıyorum .. oyle kı cogunda Çehov kitabı e book galıba, yok mu kımsede , cok sasırtıcısınız!
  • İzlediğinizde size çok şey katacak filmler listesi:

    1. La Vita é Bella (Hayat Güzeldir) 1999 - Roberto Benigni
    2. Schinler's List (Schinler'in Listesi) 1993 - Steven Spielberg
    3. The Pianist (Piyanist) 2002 - Roman Polanski
    4. The Boy in the Striped Pajamas (Çizgili Pijamalı Çocuk) 2008 - Mark Herman
    5. The Diary of Anne Frank (Anne Fran'in Hatıra Defteri) 1959 - George Stevens
    6. The Book Thief (Kitap Hırsızı) 2013 - Brain Percival
    7. Bitva za Sevastopol (Sevastopol İçin Savaş) 2015 - Serhiy Mokrytskyi
    8. Little Boy (Ufaklık) 2014 - Alejandro Monteverde
    9. 12 Angry Men (12 Kızgın Adam) 1957 - Sidney Lumet
    10. Agora 2009 - Alejandro Amenabar
    11. The Shawshank Redemption (Eseratin Bedeli) 1994 - Frank Darabont
    12. Mandela: Long Walk to Freedom (Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol) 2013 - Justin Chadwick
    13. Freedom Writers (Özgürlük Yazarları) 2007 - Richard LaGravenese
    14. The Great Dictator (Şarlo Diktatör) 1940 - Charlie Chaplin
    15. Diarios de Motocicleta (Motosiklet Günlüğü) 2004 - Walter Salles
    16. Django Unchained (Zincirsiz) 2012 - Quentin Tarantino
    17. 3 Idiots (3 Ahmak) 2009 - Rajkumar Hirani
    18. Taare Zameen Par (Yerdeki Yıldızlar/Her Çocuk Özeldir) 2007 - Aamir Khan
    19. PK 2014 - Rajkumar Hirani
    20. Slumdog Millionare (Milyoner) 2008 - Danny Boyle
    21. Life of Pi (Pi'nin Yaşamı) 2012 - Ang Lee
    22. A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) 2001 - Ron Howard
    23. Good Will Hunting (Can Dostum) 1997 - Gus Van Sant
    24. Forrest Gump 1994 - Robert Zemeckis
    25. The Green Mile (Yeşil Yol) 1999 - Frank Darabont
    26. Män Som Hatar Kvinnor (Ejderha Dövmeli Kız) 2009 - Niels Arden Oplev
    27. V for Vendetta 2005 - James McTeigue
    28. Frida 2002 - Julie Taymor
    29. Persepolis 2007 - Marjane Satrapi & Vincent Paronnaud
    30. La Famille Bélier (Hayatımın Şarkısı) 2014 - Eric Lartigau
    31. Det Sjunde Inseglet (Yedinci Mühür) 1957 - Ingmar Bergman
    32. Vertigo (Ölüm Korkusu) 1958 - Alfred Hitchcock
    33. A Clockwork Orange (Otomatik Portakal) 1971 - Stanley Kubrick
    34. Mephisto 1981 - István Szabó
    35. Yıldızlararası - Interstellar 2014

    Liste genel izleyici kitlesine göre hazırlanmıştır.
    Sizin sevdiğiniz veya tavsiye edeceğiniz film olursa yorum olarak yazabilirsiniz. Listeye eklerim...
  • If I read a book and it makes my whole body so cold no fire can ever warm me, I know that is poetry.

    E.E.D.
  • War is peace! Freedom is slavery! Ignorance is strength!
    Those words have kept sounding in my head since I read this book. My god,it is probably one of the the most haunting not to mention frightening and thrilling book I've ever read. I think 1984 should also be included in the horror and thriller genres.

    I have recently read Utopia, 1984 describes a Utopia. But not Thomas More's version of Utopia, but this is one is the antithesis, i.e. Dystopia. Imagine living in a country, whose leaders apply a totalitarian system in regulating their citizen, in the most extreme ways, which make Hitler, Mao, Stalin and that old bloke in V for Vendetta look like milksops.

    Working, eating, drinking, sleeping, talking, thinking, procreating, playing, entertaining ...in short living, all are controlled by the state. Any hint of obedience or dislike can be detected by various state apparatus such as the Thought Police, tele screen, or even your wife, your children, who will not hesitate to betray you to the authorities. Even language is modified in such ways that you cannot express yourself, since individualism is a totally crime.

    The past is controlled, rewritten into something that will strengthen the official ruler. Who controls the past, controls the future. Who controls the present, controls the past. There is no real truth. The "truth" is what the state says it is. Black is white, 2+2=5, if the state says so. NO QUESTIONING!

    The world in 1984 is divided into three states, originated from the ashes from World War II: Oceania (British Isles, the Americas, Pacific, Australia), Eurasia (Europe & Russia), and Eastasia (the rest of it). Continuous warfare between those three (who hold similar ideologies) is required to keep the society's order and peace. Si vis pacem para bellum. That's describes the first slogan.

    The second slogan, freedom is slavery, means the only way to be free is by letting you lose yourself and to be integrated within the Party. That way, you'll be indestructible and immortal.
    Ignorance is strength, means the division on high, middle, low classes in society will never be changed. The middle wants to be the high and they'll act "on behalf of the low" to bring down the high. Afterwards, a new middle class arises, all will change except the low. The high and middle make and uphold the law, the low (proletarian) is just too stupid to repel. The state maintains its structure by torture, intimidation, violence, and brainwashing.
  • Yapay zeka konusu: Şimdi düşünelim, şu an bu yazıyı yazdığım bilgisayar birden ‘canlanıyor’ ya da en azından soluyamadığı için bilinçleniyor diyelim. Sesle veya yazıyla “Boşver bunu, çok sıkıcı, hadi film izleyelim” gibi komutlarla, benimle iletişim kuruyor. Sanki yanında oturan bir arkadaşınla 'ders mi çalışalım televizyon mu izleyelim’ kararsızlığını yaşamak gibi. Sen bilgisayara komut verirsin, o da onu yapar, yani belgelerime tıkladığında ekranına “Yine mi bu klasörü açıyorsun, sıkıldım hadi başka bir şey yapalım” diye bir yazı göndermez, çünkü isteyebilme özellikleri yoktur. Peki ya o bilgisayar isteyebilme özelliğiyle programlanmışsa? Bu şekilde programlandığı için sürekli bir şeyler mi isteyecek ya da bunun ölçüsünü nasıl ayarlayacak? Bir bilgisayarın canı ne zaman neye göre bir şey isteyebilir. Peki ya akıllı telefonların akıllanma sınırı nedir? Bir zaman sonra “Her” filmindeki gibi düşünen, hisseden, isteyebilen bir alete yani yukarıda bahsettiğimiz gibi sanki cebimizde taşıdığımız elektronik bir alet değil de yan yana birlikte gezip tozduğumuz bir arkadaşımızmış gibi dolanabilecek miyiz etrafta onlarla? Bu akıllanmanın sınırı nedir? Bir yerde “Tamam bu sondu, bundan daha fazlası olamaz, bir tık daha genişleyemez” gibi bir durum olacak mıdır? Bugün core i7 kullanıyoruz, bir gün bizim ona farklı bir isim verdiğimiz ama core i50 yerine geçen teknoloji geliştiğinde, bu son tık mı olacak, 51'e çıkamayacak mı?

    Bize belki yetişmeyecek ama torunlarımıza yetiştiğinde, böyle bir ortamda onlar yaşamı nasıl yorumlardı ya da yalnızlığı nasıl yorumlardı? Filmde onu terk ediyordu ama torunlarımız belki de ölene kadar kendilerini terk etmeyecek arkadaşlarla, can dostlarıyla yaşayacaklar. Yaşlılıklarında ya da zor zamanlarında hep destek görebilecekleri -görünmez demeyelim de- soyut arkadaşlarla. Şimdi ateist manifesto.

    Şimdi soruyoruz. Bu gelişkin makineler, dinler veya bir şeylere inanma konusunda ne konumda olurdu? Benrobot, chappie, automat filmlerindeki gibi yeterince insan formuna benzeyebildikleri zaman onlar da ellerini açıp dua ederler miydi veya namaz kılmaya gereksinimleri olur muydu ya da olmasa bile kılmaları gerekir miydi? Peki ya Transcendence filmindeki gibi insan formuna benzemeyen yeterince gelişmiş hatta fazlaca gelişmiş bir zeka… Peki ya hayvanlar? Hangi hayvanın ne bilinçte olduğunu nasıl ölçebiliriz? Önceden bir kaç balık türünün insandan sonra en zeki canlılar oldukları söyleniyordu, şimdi yunusların insanlardan daha zeki olduğu söyleniyor. Neden bir yunusun namaz kılma yükümlülüğü yoktur? Bir yunus nasıl namaz kılabilir ya da neden namaz kılabilecek biçimde tasarlanmamıştır?

    “Eğer şempanzelerin bilinçleri varsa, eğer onlar soyutlamalar yapabiliyorsa, bugüne kadar İnsan Hakları olarak tanımlanmış şeylere de sahip olamazlar mı? Onları öldürmenin cinayet sayılması için ne kadar zeki olmaları gerekir? Misyonerlerin onu dine davet etmeye layık görmeleri için başka ne gibi nitelikler göstermeleri istenmektedir?” Carl Sagan

    bir kaç yapay zeka filmi (yukarıdakilerin dışında) - ex machina - the machine (2013) - eva (2011 ispanyol) - doomsday book (2012, bu kore filmi üç öyküden oluşuyor ve birinde bu yazıdaki gibi meditasyon yapan bir robot var.) - bicentennial man - robot ve frank - metropolis (1927) - demon seed - computer chess (2013) - (bir de kemal sunal japon işi)

    diziler - humans - westworld - chobits-anime serisi - armitageIII serisi - eve no jikan (en iyisi)

    kısa filmler - abe (2013) - L3.0 (2014) - proto (2012) - blinkyTM (2011) - Rise
  • Steelheart, benim Brandon Sanderson ile tanışma kitabım oldu. İyi ki de bu kitapla onu okumaya başlamışım. Kitap o kadar akıcı ve heyecanlı ilerledi ki 1 günde bile bitirebilecekken bazı nedenlerden dolayı biraz uzattım. Ki bence yaklaşık 500 sayfalık bir kitap için 3 gün bile iyi.

    Şöyle söyleyeyim; Bu kitaptan önce tam bir Reading Slump'ta iken bu kitapla birlikte bu durumu çok güzel bir şekilde aşmış bulunmaktayım. Hatta yaklaşık 1 hafta okuyamama durumumda ki okuma açlığını şuan çok iyi çıkarıyorum. Yani şuan Reading Slump'ta olanlara eğer okumamışlarsa bu kitap onlara çok güzel bir öneri olur diye düşünüyorum.

    Yazarın o kadar kuvvetli bir dili var ki beni kitabın içine alıp tam kitabın dünyasına girmemi çok güzel bir şekilde sağladı. O ters köşeler neydi be ?! Beklemediğim anda farklı olaylar patlak verdi ve kitap hıphızlı elimden kayıp geçti. Bazı olaylar o kadar zekice kurgulanmış ki hiç aklıma bile gelmeyen şeyler oldu sonlarda.

    Şuan elimde baskısı yok e-book olarak okudum kitabı. Fakat en kısa zamanda almak istiyorum. Tek üzüldüğüm nokta kitabın Dex yayınlarından çıkması. Cidden yaklaşık 500 sayfalık bir kitap nasıl 200 sayfa gibi basılır bu kitapta görebiliyorsunuz. Tamam sakinim..

    2.kitap olan Firefight'ı da çok merak ediyorum. En kısa zamanda okuyacaklarım arasında. Kitaba büyük beklentilerle başladım ve hepsini tek tek karşıladı. Çok sevdim. Çok çok çok sevdim. Cidden sevdim. Neyse alın, okuyun, okutun.

    Neyse alta arka kapağını bırakıyorum.

    °°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°

    Dünyanın üstüne çöken felaketin gökyüzünde belirmesinin üzerinden on yıl geçmişti. Sıradan insanlar değişmeye başlamış, süperkahramanları andıran Epiklere dönüşmüşlerdi. Ama Epikler halkın dostu değildiler. O muhteşem yeteneklerini, güç için kullanıp insanları sömürüyorlardı.

    Kimse Epiklerle savaşamazdı… Asiler hariç. Asiler bir grup sıradan insandı ve hayatlarını Epiklerin zayıf noktalarını bulup onları yok etmeye adamışlardı. David Asilere katılmak istiyordu. Çünkü Steelheart'ı istiyordu: yıllar önce babasını öldüren yenilmez Epik'i. Bunu uzun zamandır beklemiş, planlar yapmış, dünya üzerindeki tüm Epiklerle ilgili bilgi toplamıştı.

    Şimdi harekete geçme zamanıydı. İntikam zamanı...


    Bol kitaplı günleeer..
  • Webrazzi’den  Eray Kaşıkçı’nın haberine göre kitaplar, insanlığın gelişiminde çok büyük rol oynayan etkenlerin başında geliyor.

    Bazen hayal gücümüzü, bazen bilgi dağarcığımızı, bazense ikisini birden genişleten kitaplardan, sizce toplam kaç tane var?

    1440’larda çağdaş matbaacılığın temellerini atıp günümüzdeki seri üretim modeline geçilmesini sağlayan Johannes Gutenberg’in çalışmaları, günümüze kadar milyonlarca kitabın yazılmasında öncü oldu. Milyonlarca insanın okuduğu kitaplardan, sadece üç beş kişinin okumaya zaman ayırdığı kitaplara kadar, dünya tarihinde yayımlanmış pek çok kitap bulunuyor.

    Peki pek çok derken, net olarak dünyada farklı kaç kitap bulunuyor? Bu sorunun cevabını vermek hiç kolay değil; ancak her ne kadar tüm kitapçılardaki, kütüphanelerdeki ve özel koleksiyonlardaki kitapları tek tek saymak zor olsa da, yaklaşık bir sonuç elde etmenin bir yolu var gibi görünüyor.

    ISBN (Uluslararası Standart Kitap Numarası) sistemine göre, satışı yapılan her kitabın kendine özel bir numarası bulunuyor. Ancak bu sistem yalnızca 60 yıl önce başladığı ve çoğu ülkede hala kullanılmadığı için, tek başına tüm kitapların sayısını açıklamaya yetmiyor. ISBN gibi kullanılan başka sistemler de var; ancak her biri aşağı yukarı aynı problemlere sahip.

    Bu noktada yardıma Google yetişiyor. Google Books projesiyle 150 farklı kaynaktan elde ettiği veriler arasında kıyaslamalar yapan Google, böylece her kitaba ayrı bir numara atayabiliyor. Google’ın kendi sistemine göre yayımlanmış tüm farklı kitapların sayısı, sıkı durun, tam 130 milyon!

    Hatta ve hatta fazlası da var. Google’ın tüm çalışmalarına rağmen, dijital medyada yazarların kendilerinin direkt olarak yayınladığı kitaplar bu sayıya dahil değil. Özellikle e-book sitelerine eklenerek satışa açılmayan kitapları bulup sayıya eklemek çok zor. Neyse ki bu konuda da bazı hesaplamalar ve tahminler yürütebiliyoruz. Bowker adlı organizasyonun verilerinden yola çıkarak yapılan tahminlere göre, yazılı olmayan kitap sayılarının da eklenmesiyle, her yıl tüm dünyada yaklaşık 800 bin yeni kitap yazılıyor.

    Bu verileri de Google’ın 2010 tarihli verisine eklediğimizde, daha doğru bir sonuca ulaşıyoruz.

    Bu sonuca göre de, yazılı veya dijital ortamda olan toplam farklı kitap sayısı, 2018 itibariyle, yaklaşık olarak 136 milyon…

    edebiyathaber.net (24 Mayıs 2018)