• h e r
    g ü n
    s i l s e m d e
    b i r
    a n
    u n u t m a d ı m🙄🙄🙄
  • Herkes gider ama sen herkes değilsin...
    G İ T M E
    B'
  • M. Kemal Atatürk ve avenesine verilen idam fermanından dolayı, Sultan Vahidüddin'e artık hain denilemeyecek!

    M. Kemal Atatürk ve avenesine verilen idam fermanından dolayı Sultan Vahidüddin'e (radıyallahu anh) hain diyenler, M. Kemal ve Fevzi Çakmak'ın Sultan'ı savunduklarını biliyorlar mı? Bu fetva verilene kadar İngilizlerin müslüman halka zulmettiği biliniyordu... Söz konusu fetvanın İngilizlerin baskısıyla verildiğini daha evvel bir konumuzda delilleriyle ortaya koymuştuk. Bu konuda ise M. Kemal Atatürk ve Mareşal Fevzi Çakmak'ın Meclis'te Sultan'ı nasıl savunduklarını göreceksiniz.

    İşte Meclis tutanaklarında Sultan müdafaası:
    (Cep telefonundan katılıp, Meclis tutanaklarını göremeyenler için buraya da yazalım)

    M. Kemal Atatürk'ün Sultan'ı savunması [2]:

    "Efendimiz Hazretleri (Padişah) edayi salât (Namaz) için Camiye gittikleri zaman kendilerini muhafaza eden kıtaatı askeriye İslâm askeri değildir. İngiliz askeridir. Bu şeraiti elimeye duçar olmuş olan Padişahımızla hususî temas dahi mümkün olamaz. Sureti umumiyede bir şey arzedeyim:

    Farzedelim ki resmî ve hususî her türlü temas mümkündür. Ne anlamak istiyoruz? Bu temastan millet; istiklâlini, tamamiyeti mülikiyesini Makamı Hilâfet ve Saltanatın müstakil ve masum olmasını vicdanî bir emel telâkki etmiştir. Bunun için burada çalışıyoruz ve çalışacağız. Halifei müsliminin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur ediyor musunuz? Ben şahsen hiç bir şey düşünmem. Zati Şahanenin (Padişah'ın) ağzından işitsem mutlaka bunun icbar ve tazyik (zorlama ve baskı) altında olduğuna hükmederim. (...)

    Daha dün okuduğumuz sâniadan (iftiradan) ibaret olan fetva cümlenizin malûmudur. Hürriyetine, serbestisine malik olan böyle bir Halife verdirir mi? Cümlenin malûmu olan Hükümetin evamiri muhtacı tefsirdir.

    Son paragraf:
    Bu kabineden evvel Harbiye Nazırı Fevzi Paşa Hazretleri namus ve haysiyet ve şerefi itibarile kendisini yakından tanıyan arkadaşlarımızın tahtı tasdikında olduğu üzere şüphe ve tereddüt edilmiyecek evsafı güzideye maliktir. Bir emirde İngilizlere hürmet edeceksiniz, İngilizlerin emrini dinliyeceksiniz, böyle hareket etmediğiniz takdirde mahvolacağız, bu tarzı hareketi hamiyeti vataniyenizden rica ederim diyor ve bazı zaif muhakemeli insanlar ihtimal ki vaziyet başka türlüdür, bu kadar muhterem bir arkadaş böyle desin. Fakat biz böyle bir teeniye lüzum görmedik ve bunun düşman tarafından not edildiğine hükmettik. Kaçırdığı yaveri Salih Bey buraya geldi ve aman dedi. Harbiye Nazırı süngü altındadır ve zorla imlâ ve imza ettiriyorlar, o emre ehemmiyet vermemesi lüzumunu bildirmek için beni gönderdi dedi ve bu gün o zati şerif tahlisi giriban ediyor, Geyvede bulunuyor. Bir saat evvel kendisile kezalik Dahiliye Nazırı Hazim Bey ayni tebliği ediyor. Rüesayı memurini mülkiyeye rica ediyor. Bütün hissiyatı vataniyesine müracaat ederek aman İngilizlere bir şey yapmayınız diyor. Beyefendiler; şimdi İstanbul muhitine nasıl emniyet edeceğiz ve İstanbulun o tazyiki elimi muvacehesinde biz dahi olsak insanız, bizim karşımıza gelen sözün düşmanlarımız tarafından işidilmiyecek ve işidildiği takdirde duçarı mehalik olmıyacağımıza emniyet ederek nasıl söyliyebiliriz?

    Son paragrafın sadeleştirilmiş hali:
    Savaş Bakanı Fevzi Paşa namus, şeref ve haysiyetinden şüphe etmeyeceğimiz bir arkadaşımızdır. Bize gönderdiği bir emirde "İngilizlere saygı göstereceksiniz, emirlerini dinleyeceksiniz, böyle hareket etmezseniz mahvolacağız" diyordu. Bazı zayıf düşünceli kişiler muhtemelen tereddüde düşüyorlardı. Fakat biz bunun düşman tarafından not edildiğine hükmettik. Yaveriyle haber gönderdi, "Aman, Fevzi Paşa süngü altında, o emre önem vermeyin" diye. İstanbul'un acı baskısı altında biz dahi olsak, insanız, işitildiği takdirde mahvımıza sebep olacak bir sözü nasıl söyleyebiliriz?"

    [2] T.B.M.M. Gizli Celse Zabıtları, 24 Nisan 1336 (1920), Devre: 1, İçtima 1, 2 nci in'ikat - 4'ncü celse, cild 1, sayfa 9. (Meclis Tutanakları)
  • No silk.
    No lace.
    No satin.
    No sexy.
    Gus married a woman who refused to wear cotton. Parker owned nothing but cotton and polyester. Her wardrobe defined anti-sexy. She didn’t have time to worry about it. If Gus didn’t find her sexy in a T-shirt and soft, chunky socks, then he wasn’t the guy for her.
    Jewel E. Ann
    Sayfa 148 - işte bu ya.
  • Kaygılanma çocuk
    Herkes ölür.
    Kimi toprağa
    Kimi yüreğe gömülür.
  • Du keziyên te li ber ruwê te ne,
    Gul û simbil li cem te bi hev re ne;
    Dema tu keziyên xwe belav dikî,
    Bi hemû mûyên wan dil bi dar de ne.

    Tu ku qamnazenîn û dilruba yî,
    Tu ku bêyî kilê çav bi kila yî;
    Tu ku xwedyê du keziyên siya yî
    Çer dipirsî ku çima awara yî.

    Eger derdê min yek bûya çi dibû;
    Ger xema min hindik bûya çi dibû;
    Li kêleka min hebîb yan tebîbek,
    Ji herduyan yek hebûya çi dibû.

    Evîndar ew e ku herdem bi bela be;
    Mîna Eyûb bi kurman mubtela be;
    Weku Hesen binoşe tasa jehrê
    Mîna Huseyn şehîdê Kerbela be.

    Min bikujî b’zorê, tê j’kê bitirsî;
    Biqewrînî b’xorê, tê j’kê bitirsî;
    Ez bi vî nîvdilî j’kesî natirsim,
    Ey dilê du alem, tê j’kê bitirsî.