"Hiç şüphesiz o bir aşkın şiiridir ve itiraf ederiz ki, o aşk, belki de yaşanılabilecek aşkların en muhteşemi olabilir. Allah bizi ve sizi o aşkın ateşine atsın!.."
Ne güzelmiş hocam, ikaz gibi oldu, sağ olun.
Şöyle bir şey daha okumuştum; kişi ibadetlerden tat alamıyorsa, sebebi zikirsizlik imiş. Zikirle nasiplenemeyince kalp kirlenir, ruh kararırmış. İman ne kadar kaviyse zikir o kadar devamlılık, zikir ne kadar devamlıysa da iman o kadar güç kazanırmış. Çünkü kalbin ihyası zikirleymiş, lafzi ya da fiili anlamda zikirle.
Ne kadar doğru, her köşe mucizeyle dolu ama bakışımızda o hayreti taşımadıkça hikmetten de bihaberiz işte.
"Görmemek için bakan mavi, siyah, ela göz/Köre görünse şaşmam sana görünmeyen öz!" diyordu Necip Fazıl, onu hatırlattı bana bu cümleler.
Ufaklığı tebrik ederim bu arada, bence ortalığı karıştırmayı hak ediyor :) hem ilk adımlarını attığı hem de bize mucizeleri hatırlattığı için :) Dilerim her tanıştığı şeyle daha da artsın sevinci, bakışı her seferinde daha anlamlı olsun ve büyüdükçe hiç eksilmesin o heyecanı..
"İhtiyaç duymadığınız bir mal, önce sizin için ihtiyaç haline getiriliyor, bunun için bilim adına her türlü şarlatanlık kullanılıyor; o şey sizin için ihtiyaç haline getirilince onunla ilgili bir kurumsallaşma ortaya çıkyor, neticede insanlar o kurumların esiri haline getiriliyor."
Bu kitapta ve hatta bu bölümlerinde olması gerekiyor; yarım ekmek bahsi. Çok basit bir örnek: Yarım ekmeklik bir açlığım/ihtiyacım var fakat bütün ekmek bölünmüyor bile artık. Ben ne kadar ihtiyaç duymasam da onu almak zorundayım. Önceden bakkallarda yarım ekmek arası salam, zeytin, peynir vs atılabilirdi şimdi ortada öyle bir şey olduğunu sanmıyorum zira bakkal bile kalmadı dense yeridir. Ki bu en temel durumda böyle.
"İhtiyaç duymadığınız bir mal, önce sizin için ihtiyaç haline getiriliyor, bunun için bilim adına her türlü şarlatanlık kullanılıyor; o şey sizin için ihtiyaç haline getirilince onunla ilgili bir kurumsallaşma ortaya çıkyor, neticede insanlar o kurumların esiri haline getiriliyor."
Bu kitapta ve hatta bu bölümlerinde olması gerekiyor; yarım ekmek bahsi. Çok basit bir örnek: Yarım ekmeklik bir açlığım/ihtiyacım var fakat bütün ekmek bölünmüyor bile artık. Ben ne kadar ihtiyaç duymasam da onu almak zorundayım. Önceden bakkallarda yarım ekmek arası salam, zeytin, peynir vs atılabilirdi şimdi ortada öyle bir şey olduğunu sanmıyorum zira bakkal bile kalmadı dense yeridir. Ki bu en temel durumda böyle.
Ufuk açan bu muhavereniz üzerine sessiz kalamadım :) Bir yerlerde şöyle bir notum vardı, acı belki ama, paylaşmak istedim:
"Dünya üzerinde beş yüz milyar dolarlık bir hacme ulaşan ilaç endüstrisi, gözünü ‘fethedilmemiş topraklar’a, sağlıklı insana dikmiş durumda. Hastalık kavramı günbegün genişletilerek sağlıklı insanlar hasta olduklarına ikna ediliyor.
Dünün mahcup çocukları, bugün toplumsal endişe bozukluğu tanısıyla ilaç alıyor. Sokaklarda özgürce tepinemediği için kurtlarını evde döken çocukların bir kısmına hiperaktif yaftası yapıştırılıveriyor.
Hastalığın kendisini sınırlayan bir tarzı olması, iyi huylu seyretmesi veya kişisel başa çıkma stratejileri gözden kaçırılıyor. Hastalık ticareti, sıradan sıkıntıları tıbbi sorunlara dönüştürüyor; hafif belirtileri ciddi olanlara, kişisel sorunları tıbbi belirtilere, riskleri hastalıklara tahvil ediyor.
Bugün tıp dergilerinde, ilaç şirketlerinin ürettikleri bilginin yerini bağımsız odakların ürettiği bilginin alması tartışılıyor. Çünkü bir çalışmada gösterildiği gibi, bir ilacın etkinliğini belirleyen en önemli değişken, o çalışmanın sponsor firması."