doğa insanlar arasında ahlaki ve entelektüel açıdan en geniş çeşitliliği yaratmışken, toplum bunu dikkate almayarak hepsini eşit tutar ya da bu çeşitliliğin yerine yapay farklılıkları ve tabaka ya da rütbe basamaklarını koyar; bu farklılıklar da genellikle doğanın sıralamasına taban tabana zıttırlar. Bu düzenlemede, doğanın alt sıraya koyduğu kimseler çok iyi konumdadırlar; ama doğanın yükseklere koyduğu az sayıdaki kişi hiç dikkate alınmaz; bu yüzden bu kişiler toplumdan uzak durmaya bakar ve bu insanların çok sayıda bulunduğu her toplumda, bayağılık hüküm sürer.
Pekala, bir bilgenin alın yazısıyla bizim
ahmak tayfasının kaderini karşılaştıralım : Kafanızda bir bilge örneği canlandırın ve onun yanına dikin! Çocukluğu ve gençliği avucundan kayıp gitmiş, onca bilimi öğrenecek diye kıymetli yaşamı uykusuz gecelerde kafa patlatmakla geçmis biri olacaktır bu ister istemez. Ona baktığınızda yine yaşamı boyunca neşe kadehinden bir yudum olsun içmemiş, her zaman eli sıkı, yoksul, kederli, içine kapanık olduğu gibi, kendine karşı hırçın ve insafsız, etrafindakilere karşı ise usandırıcı ve aykırı bir adam göreceksiniz. Dahası soluk benizli, sıska, hastalıklı ve yarı kördür; zamanından önce yaşlanmış, hayattan elini eteğini çekmiştir. Şimdi sorarım size : zinhar yaşamamış birinin ölmesi de ne demek oluyor? Alın size bilge tasviri.