Senin herkes dediğin kalabalık, içinde cahilleri, hainleri, budalaları bol bol barındıran bir kuru gürültüdür. Herkes kabul etti diye ben de bu hezeyanları kabul mü edeceğim? Herkes Meryem Ana’mızın bakire olarak, hiç bir erkekle temas etmeden çocuk doğurduğunu da kabul eder. Herkes İsa’nın hem Tanrı, hem de Tanrı’nın oğlu olduğunu da kabul eder. Çünkü herkes dediğin şey bir hayvan sürüsüdür
Manzarayı iyi kavra: Biri kuruntulu, şüpheci, fakat aynı zamanda hamiyetli, vicdanlı ve siyasî dehaya malik bir kıral, bir imparator: İkinci Abd ülhamid. Zaafından kendisinin sorumlu olmadığı koca bir ülkeyi idare ediyor. Otuz milyonluk bir mahşer ki içinde dinler, milliyetler ve ihtiraslar çarpı şmakta ve dış âlemin azgın bakışları karşısındaki hâkim unsurun sayıs ı üçte bir nisbetini bile doldurmamaktadır. İkincisi, fikirlerinde en ufak bir hafiflik olmayan ciddî, sağlam muhakemeli, memleketin çilesi ve kahrı içinde yetişmi ş, uzağı gören bir vezir: Said Paşa. Hayır, meşrutiyet olamaz, bu rejim bize yaramaz diyor. Birincisi, meşrutiyet girerse hâ kim unsurun Meclis’te azlıkta kalacağından korkuyor. Öteki disipline ve hiyerarşiye alışkın bir topluluğun bir ba şıbozuk sarhoşluğu arasında muvazeneyi kaybedeceğinden ürküyor. Netice? Netice meydanda: Küf ürlerle ve iftiralarla yerin dibine geçirilen iki kişinin haklı olduğunu zaman ispat etti. Ya hürriyet kahramanları? Onlar meydanda yok...
Mantıkî bir neticeler silsilesine dayanmakla beraber nihayet tahmin olduğu için bunları kabul etmesek bile Osmanlı İmparatorluğu’nu onun otuz yıl yaşatmasıyla berikilerin çökertmesi, ikincilerin birinci hakkında verdiği hükmün sahteliğini, gülünçlüğünü ortaya koymaya yetmez mi? Onlar ne feci mahlûklardır ki hürriyet ve adalet çığırtkanlığı ile sürüleri peşlerine taktıklar ı halde iş başına geldikten sonra istibdadın koyusunu ve zulmün en hasını yaptılar. İşte bu feci mahlûkların görüşüyle yaz ılan, yani daha başlangıçta yanlış bir hükümle i şe koyulan tarih, Abdülhamid’i ve onun veziri Said Paşa’yı hicvederse ben ona nasıl inanırım?
İkinci Abdülhamid çok k ötü bir adamdır ve onun sadrazamı Said Paşa da istibdada âlet olmuş kötü bir vezirdir, değil mi? Tarih böyle yazıyor. - Evet! - Evet değil, hayır! Tarihin şuuru ve vicdanı