Eren Akbaş

Eren Akbaş
Yazılım mühendisi
İstanbul
2 Kasım 2001
104 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Bir toplulukta aşağılık duygusu başladı mı, artık dışarıdan gelen her şeye hayranlıkla bakılır. Milletin aydınları, profesörleri, gazetecileri baştanbaşa dalkavuk ve riyakar olursa, bir topluluk hak ve hakikat uğruna şehit veremez duruma düşerse, artık ona kabul ettirilemeyecek batıl kalmaz.
Reklam
Milli gururun bu kadar düşmesinde İsmet Paşa hükümetinin çok vebali vardır: Amerika'nın Missuri uçak gemisi İstanbul'a geldiği zaman Rumenleri koğan evlerin sokakları süpürülmüş, o sokakların bütün başlan polis ve inzibatlarla tutularak Türklerin bu sokaklara girmesi yasak edilmiş ve oralar, günlerce yalnız Amerikalılara açık bırakılmıştı. Zannedersem böyle bir faciaya da insanlığın tarihinde ikinci bir örnek gösterilemez. Aşağılık duygusunun böyle bir görünüşü yurtsever insanları çıldırtmağa kâfidir.
Olay şu: Cumhuriyetin ilânından sonra bir Tıbbiyeli kafilesi Romanya'ya gidip birkaç gün konukluk etti. Rumen öğrencileri bizimkileri gezdirip tozdurduktan sonra bir de medâr-ı iftiharları olan genelevlerine götürerek ikramda kusur etmek istememişler. Birkaç hafta veya ay sonra Rumenler bu ziyareti iade ettiler. Bizimkiler de Rumenleri gezdirip eğlendirdiler. Tabiî ikramcılıkta onlardan geri kalacak değillerdi ya... Onlar da Rumenleri Beyoğlu'nun genelevlerine götürmüşler. Bu kafileye başkanlık eden, üstümüzdeki sınıftan ve Galatasaray'dan geldiği için Fransızcayı iyi bilen birisiydi. İşte o zaman bir şaheser iş oldu. Bugünün şartlarını düşünen her insanda gözleri nemlendirecek olağanüstü bir iş... Genelev kadınları, hani şu en nazik tabirle "fahişe" diye aşağıladığmız kadınlar "Sen bize gavur mu getiriyorsun?" diyerek o arkadaşı da, Rumenleri de sille tokat kovdular. Bir bunu, bir de bugünün sosyete kadını denilen vesikasız orospularını düşünün ve Amerikalı zenci çavuşlarla yakalanıp isimleri ayyuka çıkan bu kaltakların yanında dünkü fahişelerin birer Meryem Ana kadar temiz ve haysiyetli kaldığını lütfen kabul edin.
Ne tuhaf Yine İsmet Paşa ile aramızda bir benzerlik oldu: Sayın Paşa, Akis dergisindeki hatıralarında ilk futbolu binbaşı olduğu zaman oynadığını yazıyor. Acaba ne oynuyordu? Kaleci mi idi? Kaleci idiyse ve kalecilikteki us talığı da devlet idaresindeki gibi idiyse çok gol yemiştir. Yok kaleci değil de bek oynadiyse kendi kalesine gol atmış, haf oynadiyse hep karşı taraf oyuncularına pas vermiştir. Forvet oynayıp da kazara karşı kaleye gol attıyse bunu da hakeme göstermeden hentbol ile yapmıştır.