Eren Akbaş

Eren Akbaş
Yazılım mühendisi
İstanbul
2 Kasım 2001
104 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Bugün yaptıklarımın ve yarın yapacaklarımın sonucunda ne olacak? Hayatımın tamamının sonucunda ne olacak?
Bir kere şunu söyleyeyim ki ben devletin bana bahşedeceği soyadına muhtaç değilim; onu soysuzlar düşünsün. Devletin, yani o zamanki Halk Partisi'nin kabul kabul ettiği Soyadı Kanunu yanlıştır. Çünkü Türklerde soyadı isimden sonra değil, önce gelir. Dilin yapısı böyledir. İlle Avrupalılara benzeyeceğiz diye soyadını sona almak, şuur altına işlemiş bir aşağılık duygusunun mahsulüdür. Biz Avrupalı falan değiliz. Buz gibi Asyalıyız ve hepsinden üstün olarak da Türk'üz... Anladın mı monşer? Avrupalı olmak meziyet olmadığı gibi, Asyalı olmak da kusur değildir. Unutma ki Arnavut Avrupalı fakat Japon Asyalıdır.
Adamın biri gelip vezirin makamına oturmuş. Vezir onu görünce yarı hayret, yarı öfkeyle sormuş: - "Kimsin?" Adam gayet kayıtsız bir tavırla soruyu soru ile karşılamış: - "Sen kimsin?" Vezir şaşkın, cevap vermiş: - "Vezirim!" -"Sonra ne olacaksın?" - "İki tuğlu vezir olacağım!" - "Sonra?" - "Sonra üç tuğlu vezir olacağım!" - "Daha sonra?" - "Daha sonra da sadrazam olacağım!" - "Ondan sonra ne olacaksın?" Vezir şaşırmış. Çünkü sadrazamlıktan sonra olacağı bir nesne yok. -"Hiç" diye cevap vermiş. O zaman öteki gülümsemiş: - "Sen yıllarca çalıştıktan sonra hiç olacaksın. Ben şimdiden hiçim. Şimdi kim olduğumu anladın mı?"
Sayın Yardımcı bu teklifimi kabul etmezse, günün birinde maarif vekili olduğum takdirde ilk yapacağım işin bu olacağını bildireyim. Sen de maarif vekili olabilir misin diyecekler. Niçin olmasın? İsmet İnönü cumhurbaşkanı olduktan sonra ben neden maarif vekili olmıyayım?
Moskofçulara müsamaha mı? Asla! Müsamaha, şuurlu bir gaflettir ve şuurlu olduğu için de gafletten çok ihanete yakındır. Moskofçuların niçin resmi görevlere alındığını sorduğumuz zaman: "Artık tövbekâr oldular" diye cevap veriyorlar, inanmak doğru değil dediğimiz zaman da: "Vatan çocuklarını kaybedemeyiz" vecizesiyle mukabele ediyorlardı. Ah, bu tövbekar fahişeleri, ailenin "harim-i ismeti"ne sokan büyük hoşgörü!... Ah bu safça inanış veya umursamayış! Tövbekâr olmuş vatan çocuğu (1) sabahattin ali'nin akıbetini gördüler. Üç ay hapse girmemek için Bulgaristan'a kaçıyordu. Marksist düşünceli, fakat vatansever (!) bir Türk (!) şairi (!) diye kampanya açılarak ve başta büyük vatansever insan (!) Ali Fuat Başgil'inki olmak üzere imzalar toplanarak hapisten çıkarılan Nazım Hikmet'in, hemen Rusya'ya kaçarak ve Lehçe bir soyadı alarak geberinceye kadar Türkiye aleyhinde "Bizim Radyo"dan neler söylediği, elbette unutulmamıştır.