Bir sabah, oraya benden daha sonra taşınmış adamın teki, beni yolda durdurana kadar bir iki günüm yalnızlık içinde geçti. “West egg köyüne nasıl gidiliyor?” Diye sordu çaresizlik içinde. Ona yolu tarif ettim. Yürümeye devam ederken yalnızlık çekmiyordum artık. Bir kılavuz, bir yol gösterici, oranın bir yerlisiydim ben. Adam bana bilmeden, mahalleli olma hakkını bahşetmişti işte.
Kendisine borçlu olanlar listesine Tanrı’yı da ekledikten sonra biraz sakinleşti, zira Tanrı’nın bazen yavaş da olsa borcunu mutlaka ödediği, faizini de unutmadığı ona küçükken öğretilmişti.