Burada çoluk çocuk, ana baba, karı kız çalışan aileler tanıdım. Akşama kadar güneşin altında kavruluyorlar. Bir parça ekmek için. Ne yapsınlar. Bir büyüklük, bir saygılı yaşayış bulurum bunlarda. Sessiz, bilisiz ve alçakgönüllü, gene de sevişiyor, dövüşüyor, mapus yatıyor, çocuk doğuruyorlar. Şarkıları türküleri de bir güzel. "Hele yâr, zalım yâr", dünyanın en usta şâiri bile güç söker böyle mısrâ. Bu halk -kadın erkek münasebetlerindeki dinsel yasaklar, sınıf farkları, sürgünler, gurbetler vs.- yâr'e "zalım" diye seslenir...
Hele yâr, zalım yâr.
Bir hamallar, bir de bilginler dedikodu yapmaz. İşleri, gerçekten buna ne vakit bırakır ne de müsaade eder. Kimselere hor bakıyorsam, gözlerim kör olsun. Sevdiğim, sevdiktir gene.
Sayfa 30 - Türkiye İş Bankası, Kültür Yayınları·Kitabı okudu