Çağdaş insan kendini metaya dönüştürmüştür, yaşama gücünü en fazla kâr getirecek bir yatırım olarak görmekte, kişilik pazarında yerini almaktadır. Kendisinden, diğer insanlardan ve doğadan kopmuştur. Artık dileği, hünerlerini, bilgisini ve kendisini, yani "kişilik paketini" alışverişin kendisi gibi dürüst ve kârlı olmasını isteyen biriyle değiştirmektir. Yaşamın ilerlemekten başka amacı, kârlı bir alışverişten başka ilkesi, tüketmenin dışında başka doygunluğu yoktur.
Sevgi ancak iki insan birbirine varlıklarının özünden bağlanır, her biri kendini varlığın özünden tutarsa gerçekleşir. İnsan gerçeğinin de canlılığın da sevgisinin temeli de işte bu "özden tanıma" deneyimidir.
Tüm dünya, ağzımıza layık büyük bir nesnedir; büyük bir şişe, büyük bir elma, büyük bir memedir. Insan, ebediyen beklenti içinde ve ebediyen düş kırıklığı yaşayan bir emici olup çıkmıştır.