Ben de ona ellerimin, ayaklarımın ve bedenimin sair organlarının üzerindeki işkence izlerinin sebebini anlatınca halime üzülerek ağlamaya başladı. Bu durum karşısında ona dedim ki:
"Allah'ını seversen ağlama. Bütün bu yaşananlar Allah'ın imtihanı gereği ve ben, Allah'ın benim için uygun gördüğü imtihandan razıyım hatta mutluyum."
Sonra dilimden şu sözler döküldü:
"Allah yolunda sıkıntı çekene; sonra mücadele edene ve sabredene ne mutlu! Özgürlüğüne kavuşan tutsaklara ne mutlu! Demir parmaklıkların ardında kalan bizlere ise sabır düşüyor; fakat Kassam Tugayları yanlarında özgürlüğün anahtarını taşıyarak Allah'ın izniyle bir gün gelecekler. Üzülmeyin, endişelenmeyin, umutsuzluğa kapılmayın; çünkü inananlar üstün olanlardır. Ey tutsak kardeşlerim hazırlığa başlayın. Özgürlüğünüz yakındır. Hatta yakından da daha yakındır... "
Canım karpuz çekiyor; ama elimden bir çare gelmediği için yiyemiyorum. En çok bal gibi tadını unutmaktan korkuyorum. Bu yüzden karpuz yediğiniz vakit, bu meyvenin Filistinli bir esirin en çok sevdiği meyve olduğunu ve onu yemek için can attığını bilin ..
"Ey korkak ve işgalci Siyonist dinle beni; kırabildiğin kadar kemiklerimi kır, bedenime zarar ver. Fakat şunu bil ki Filistin direnişini kıracak ve işinize yarayacak hiçbir bilgiyi benden alamazsın. Kanımın son damlasına kadar direniş hakkında bilgilerimi saklayacağım ve asla düşmanıma söylemeyeceğim. Çünkü işkence ettiğin bu beden, üzerinde yaşadığın toprakların gerçek sahibidir."