"Yaratıcı hayatın ana damarı ,özü, beyin kökü oyundur, terbiye değil.Oynama itkisi bir içgüdüdür.Oyun yoksa,yaratıcı hayat da yoktur .Uslu olunursa ,yaratıcı hayat olmaz .Sessizce oturulursa, yaratıcı hayat olmaz.Sadece ağırbaşlı bir şekilde konuşulur ,düşünülür, davranılırsa çok az yaratıcı öz suyu çıkar. Kadınların garip olanı aşağılamasını;yeni ve olağan dışı olandan kuşku duymasını; ateşli, coşkulu, yenilikçi olandan kaçınmasını;kişisel olanı kişiselleştikten arındırmasını yüreklendiren herhangi bir grup, toplum, kurum ya da örgüt, bir ölü kadınlar kültürü istemektedir."
"Teyzemin ,kış için sadece bir çift ayakkabısı olan birinin ayakkabılarını çalmanın cinayete eşdeğer bir suç olduğunu söylediğini anımsayabiliyorum.Eğer bir kadın gelişme ve sevinç kaynaklarını elinde tutmazsa, yaratıcı ve tutkulu doğası aynı şekilde risk altına girer.Bunlar, onun sıcaklığıdır, korunmasıdır."