Bu nedenle Allah’ın yönetme ve emretme yetkisini hem zahirine hem batınına hakim kılan kişiye mümin; sadece zahirine hakim kılana münafık; iç dünyasında bu yetkiyi kabul ettiği halde dış dünyasındaki gerçekliğe bunu yansıtmayana da fasık denmiştir.
İman, ibadet ve ahlak üçlüsü olmadan bir tekamülden söz edilemez. Bu tekamül O’na yakınlaşmamızın olmazsa olmaz şartıdır çünkü Allah bu alemden öylesine aşkındır ki bizimle ilişki kurmak için O’nun tenezzülü; bizim de tekamülümüz gerekmiştir.
Sufiler, varlığı Allah’ın isimlerinin tecellisi olarak görürler. Onlara göre her insan bir ismin mazharıdır. Allah isminin tecelli ettiği kullar ise bu ismin kapsayıcılığı nedeniyle güzel ahlakın bir bütün olarak tecessüm ettiği kullardır. Tasavvuf onlara “insan-ı kamil”; bugünün psikolojisi ise “kendini gerçekleştirmiş insan” diyor.