• Asıl adı Numan bin Sabittir; Sabit'in oğlu Numan. Dedesinin adı Zütâ. İmam-ı âzâm denir. Hanefî Mezhebinin kurucusudur. Türklerin dahil olduğu en büyük İslâm Mezhebidir Hanefî Mezhebi. Kûfede 699 yılında doğmuş, Bağdatda 767 yılında ölmüştür. Ailesinin Kûfeye Enbar, Nesa veya Tirmizden geldiği söylenir; Türk veya İranlı olduğuna dair söylentiler vardır, kesinlikle Arap değildir, dedesi tutsak alınmış bir köle iken azâd edilmiştir. Kûfede yetişti ve büyüdü.
  • İmam Ebû Hanîfe, görüş ve düşünceleriyle İslam kültür ve medeniyetinin teşekkülünde en etkili şahsiyetlerden biri olmuş, İslam tarihi boyunca dini ve günlük hayatlarının düzenlenmesinde Müslümanların önemli bir kesimine kılavuzluk yapmıştır. Bugün de dünya Müslüman nüfusunun büyük bir kısmı onun mezhebine mensuptur. Dolayısıyla gerek Ebu Hanife ile onun yetişmesinde rol oynayan hocaları, görüşlerinin sonraki kuşaklara aktarılması ve yayılmasına vasıta olan talebeleri ve eserleri, gerekse kurduğu mezhep ve mezhebin fıkıh birikimini yansıtan literatürü hakkında bilgi sahibi olmak,sadece onun bağlıları için değil bütün Müslümanlar için bir ihtiyaçtır.
  • “Geçimini ticaretle sağlayan Ebu Hanife abid, zahid, cömert bir kişiliğe sahipti; her yıl kazancıyla çevresindeki ilim adamlarının ve öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılardı.”
  • “İbn Hacer el-Heytemî, “Hanife”nin Irak’ta bir tür “divit” manasına geldiği ve Ebu Hanife’nin yanında devam divit taşımasından dolayı bu şekilde alındığına dair bir rivayet nakletmektedir.”
  • Alemul Huda, İmamul Huda, İmam Ebu Mensur Muhammed b. Muhammed b. Mahmud el-Maturidi…
    İmam Maturidi, h.238/m.852’te Mevaraünnehir’de bulunan Semerkand’ın Maturid kasabasında doğmuştur. h.333/m.944’te Semerkand’da vefat etmiştir.

    O, islama çok değerli hizmetler vermiş öncü islam alimlerinin başında gelir.Maveraünnehir’de Ehli Sünnet’e nisbet edilen Kelam ekolünün kurucusu ve mümessilidir. Te’vilatul Kuran ve Kitabü’t Tevhid gibi eserlerinden anlıyoruz ki, Maturidi, kelam, tefsir, mezhebler tarihi, fıkıh ve fıkıh usulünde derin bilgi sahibiydi.

    İmam Maturidi’nin hocaları, ilimlerini İmam-ı Azam’a uzanan Ebu’n-Nasr el İyazi, Ebu Bekr Ahmed el-Cürcani ve Muhammed b. Mukatil er-Razi’dir. Bunların hocası ise İmam ebu Yusuf ve İmam Muhammed’den okumuş olan Ebu Süleyman b. Musa el-Curcani’dir.

    Gerek Eş’ari gerekse İmam Maturidi, Mu’tezile ve diğer bidat mezheblerine galebe çalabilmek için, hasımlarının aklı selime uygun taraflarını almışlar ve Ehli sünnet’in kelamı’nın kurucusu olmuşlardır. Ehlisünnetin Kelam metodunu daha ziyade doğru ve ilmi bir şekilde başlatan, akla ne nakle de layık oldukları değeri vererek bu iki asla bağlı kalan ve bu şekilde islam akaidini açıklamaya çalışan, İmam Maturidi olmuştur.

    İmam Maturidi’nin elinde hocalarından okuyup rivayet ettiği İmam Azam’ın risaleleri, Akaidden, ilm-i Kelama dönüştü. Bu risaleler inanılması lazım gelen Ehli SÜnnet akidesini açıklayan bilgiler idiler. Maturidi bunlarla beyan edilen akaidi, başka nakli deliller ile takviye etti ve aklı kesin delillerle destekledi. Akaid’in teferruatını burhanlarla kesinleştirip kuvvetlendirdi.

    O, Mevaraünnehir ülkesi ve diğer islam bölgelerinde Ebu Hanife ekolünün kelamcısı, Ehlisünnet Vel-Cemaatın reisi oldu. Bu sebeple akaidde hanefi mezhebi, Maturidi’ye nisbet edildi. Böylece az bir kısım hariç, hanefi olan kelamcılara Maturidiyye denildi.

    Birçok kelamcı ve araştırıcılar, Maturidiyye diye anılan bu ehlisünnet mezhebinin asıl kurucusunun İmam Maturidi değil, İmam-ı Azam Ebu Hanife olduğunu, Maturidi’nin ise onun yazdığı akaid esaslarını akli ve nakli deliller ile destekleyerek açıkladığını ifade ederler.
  • İlim ve Alim - İmam-ı Azam Ebu Hanife 

    Büyük İmam

    EBU HANİFE(r.a.)

    (699-767)

    Ebu Hanife(r.a.), üstün zekâsı, ilmî şahsiyeti, örnek ve mücadele dolu hayatı ile tanınan büyük bir İslam âlimidir. Bu özelliklerinin yanı sıra fıkıh bilgisi ve birçok konuda pratik çözümler sunmasından dolayı ona “Büyük İmam“ anlamına gelen İmam Azam lakabı verilmiştir. Kûfe şehrinde doğan Ebu Hanife(r.a.) Irak’ın ünlü âlimlerinden ders aldı. Küçük yaşta Kur’an’ı ezberleyerek hafız oldu. Arapça, Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Edebiyat gibi birçok ilmi öğrendi. Hocası Hammad bin Ebu Süleyman’ın vefatı üzerine onun yerine geçti ve ders vermeye başladı. Kısa sürede ünü tüm ilim çevrelerinde yayıldı. Ticaretle de uğraşan Ebu Hanife, ömrünün büyük bir kısmını ilim öğrenmek ve öğrenci yetiştirmekle geçirdi. Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve İmam Züfer gibi müc*tehid düzeyinde birçok talebe yetiştirdi.

    İmam Azam Ebu Hanife(r.a.) fıkhî meseleleri öğrencileriyle tartışarak birlikte hüküm verirdi. Ayrıca olması muhtemel olaylar üzerinde de düşünerek çözümler üretirlerdi. Bütün bu tartışmalar sonucunda ortaya çıkan görüşler, Ebu Hanife’nin öğrencileri tarafından yazıya geçirilmiştir. Onun Kur’an-ı Kerim’den ve Peygamberimizin hadislerinden yola çıkarak geliştirdiği ekole Hanefi mezhebi adı verilmiştir. Hanefilik başta Türkiye ve Balkanlar olmak üzere İslam dünyasının pek çok yerinde yaygınlaşmıştır.

    İmam Azam Ebu Hanife(r.a.), bir konuda hüküm vermek ve amel etmek için Allah’ın kitabındakini alır kabul ederim. Onda bulamazsam Hz. Peygamberin güvenilir âlimlerce bilinen ve meşhur olan sünnetiyle amel ederim. Onda da bulamazsam sahabeden dilediğim kimsenin reyini alırım. Fakat diğer âlimlere gelince bir ilim adamı olarak ben de onlar gibi içtihat ederim, derdi.


    Güzel ahlak sahibi olan İmam Azam(r.a.) ilme ve ibadete düşkün biri idi. Kırk sene boyunca gecelerini ibadet ve ilimle geçirmesi hafızalarımızdan silinmeyen güzel bir kulluk örneğidir.

    Kur’an ve Sünnet’e sımsıkı bağlı olan Ebu Hanife(r.a.) derin fıkıh bilgisine sahipti. O, inandığını ve doğru bildiğini söyle*mekten asla geri durmamıştır.

    Ebu Hanife(r.a.), inançları için mücadele etmekten çekinmeyen güçlü bir kişiliğe ve cesa*rete sahipti. Bu nedenle onun hayatı hep mücadelelerle geçmiş, bu uğurda bir*çok sıkıntı ve eziyet çekmiştir.

    Emeviler ve Abbasiler döneminde yöneticilerin yaptıkları haksızlıklara açıkça karşı çıkmıştır. Onların yan*lışlarını her zaman ve şartta söylemekten çekinmemiştir. Nitekim Abbasi Halifesi el-Mansur, kendi saltanatını meşrulaştırmak için İmam Azam’a Bağdat baş kadılığını teklif etmiş ancak İmam Azam, tüm baskılara rağmen bu görevi kabul etmemiştir. Bunun üzerine hapse atılmış, işkence görmüş ve dövülmüştür. Kısa süre sonra da şehit olmuştur. İmam Azam Ebu Hanife’nin kabri Bağdat'tadır.


    Ebu Hanife’nin, inanç esaslarını anlatan el-Fıkhu’l-Ekber, Ehl-i Sünnet'in görüşlerini açıklayan el-Alim ve'l-Müte'allim; talebeleri tarafından Ebu Hanife'den ri*vayet edilen hadisleri ihtiva eden el-Müsned gibi eserleri vardır. Onu örnek almak ve onun gibi kul olmak duasıyla…

    Allah ondan razı olsun. 
  • Sünnet ve Cemaat Ehlinin büyük kısmı ve bütün İslâm dairesinin yarısından fazlası onun mezhebine bağlıdır.