Ecce Demir

Puan vermedi·304 syf.··
2025 3. kitabı
·
131 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2025 09:17
"Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü" kitabı birbirinden farklı hayatlara tanıklık ederken aslında herkesin görünmeyen yükler taşıdığını fark ettim. Dışarıdan bakıldığında sıradan görünen insanların iç dünyalarında ne kadar büyük kırılmalar, pişmanlıklar ve umutlar barındırdığını etkileyici bir şekilde hissettiriyor. Kitap boyunca en çok hoşuma giden şey, hayatın ikinci şanslarını anlatırken bunu yapay bir iyimserlikle sunmamasıydı. Karakterler kusurluydu, yaralıydı ve gerçekti. Belki de bu yüzden kendimden bir şeyler buldum. Bazı sayfalarda durup düşünme ihtiyacı hissettim; verdiğim kararları, kaçırdığım fırsatları ve bazen geçmişe gereğinden fazla takılıp kalışımı sorguladım. Yazarın dili oldukça akıcı. Yer yer tahmin edilebilir bölümler olsa da kitabın verdiği duygu bunu benim için önemsiz hâle getirdi.
Edebiyat
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,1bin okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2026 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 00:39
Saç Örgüsü, üç farklı coğrafyada yaşayan kadının yaşam mücadelesini anlatırken güçlü bir mesaj vermeyi amaçlayan bir roman. Ancak kitap bende bıraktığı etki açısından beklentilerimi tam olarak karşılayamadı. Karakterlerin derinliği konusunda eksiklikler hissettim. Smita, Giulia ve Sarah'nın hikâyeleri duygusal olarak bizleri yakalamayı hedefliyor fakat karakterler çoğu zaman birer insan olmaktan çok bir fikri temsil eden sembollere dönüşüyor. Bu nedenle onların acılarına üzülsem de iç dünyalarına gerçekten yaklaşabildiğimi söyleyemem. Özellikle bazı olayların fazlasıyla tesadüfi ilerlemesi, romanın gerçekçilik duygusunu zayıflattığını düşünüyorum. Kitap, vermek istediği mesaj bakımından değerli olsa da edebi derinlik açısından daha fazlasını vaat edip biraz daha azını sunan bir roman.
Edebiyat
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,4bin okunma
6/10
·264 syf.··
2026 10. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 08:50
Bu kitaba başlarken kadınların toplumdaki konumuna dair güçlü ve farkındalık kazandıran bir roman okuyacağımı düşünmüştüm. Ancak yazarın birçok noktada kadınları anlamaktan çok yargıladığını hissettim. Kitapta üzerinde düşünmeye değer tespitler var ama kadınların yaşadığı sorunları açıklarken toplumsal koşullardan çok kadınların kişisel zaaflarına odaklanılması beni rahatsız etti. Yer yer, kadınların duygusal yönleri ya da destek görme ihtiyaçları bir eksiklikmiş gibi sunuluyor. Bu nedenle kitabın bazı bölümlerini okurken kendimi eleştirilmiş değil, suçlanmış hissettim. Belki de beni en çok düşündüren şey, kadınların yaşadığı eşitsizlikleri anlatırken bile sorumluluğun büyük kısmının yine kadınlara yüklenmesiydi. Oysa birçok davranışın arkasında bireysel tercihlerden çok toplumsal öğretiler ve kültürel kalıplar var. Okurken sıklıkla "Kadınları özgürleştirmeye mi çalışıyor, yoksa onları belirli bir ölçüte göre yargılıyor mu?" sorusunu sordum. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey hayranlık değil, tartışma isteği oldu. Yine de farklı bakış açıları görmek isteyenler okuyabilir.
Psikoloji
Sindrella KompleksiColette Dowling · Afrika Yayınları · 2020968 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 8. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 16:52
Adler, insan davranışlarını yalnızca görünen yönleriyle değil, onların altında yatan nedenlerle birlikte ele almış. Bu nedenle kitap boyunca başkalarını anlamaya çalışırken aslında kendimi de sorgulama imkanı buldum. Bana çok şey kattı diyebilirim. Kitabı okurken zaman zaman çevremdeki insanları düşündüm, zaman zaman da kendime dönüp baktım. Çünkü bazı cümleler yalnızca okunmuyor, insanın içine dokunuyor. Bir insanı anlamanın, onu yargılamaktan çok daha büyük bir erdem olduğunu her sayfada yeniden fark ettim. Yazarın en etkileyici yanı, insanı tek başına değil; ailesi, çevresi ve toplum içindeki ilişkileriyle değerlendirmesi. Birçok davranışın, çocuklukta kazanılan deneyimlerin ve aidiyet arayışının sonucu olduğunu anlatırken karmaşık psikolojik kavramları oldukça sade bir dille açıklıyor. Kitap genel olarak sade bir dille ilerliyor ve günlük hayattan örneklerle anlatıldığı için anlaşılması kolay. Bu da onu sadece psikolojiyle ilgilenenler için değil, benim gibi insan ilişkilerini anlamak isteyen herkes için okunabilir kılıyor. Bu güzel kitabı bitirdiğimde aklımda kalan düşüncelerden biri: İnsanları anlamaya çalışmak, aslında kendini anlamaya da bir adım atmaktır.
Psikoloji
İnsanı Tanıma SanatıAlfred Adler · Olimpos Yayınları · 20217,7bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 11. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 13:39
Kızıl Veba, Jack London'ın 1912 yılında yazdığı distopik bir romandır. Eser, insanlığı büyük ölçüde yok eden bir salgının ardından hayatta kalan insanların ilkel bir yaşama dönüşmesini konu alır. Yalnızca bir salgın romanı değil, insanlığın kibirle inşa ettiği medeniyetin ne kadar kırılgan olduğuna dair sarsıcı bir romandır. Yazar, geleceği anlatırken aslında bugünün insanına seslenir. Bir zamanlar bilimin ve teknolojinin zirvesinde olan insanlığın birkaç yıl içinde ilkel yaşama dönüşmesi, sahip olduğumuz her şeyin ne kadar geçici olduğunu gösterir. "Bir medeniyeti yok etmek için bazen savaşlar değil, görünmeyen bir hastalık yeterlidir."
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,6bin okunma