Adler, insan davranışlarını yalnızca görünen yönleriyle değil, onların altında yatan nedenlerle birlikte ele almış. Bu nedenle kitap boyunca başkalarını anlamaya çalışırken aslında kendimi de sorgulama imkanı buldum. Bana çok şey kattı diyebilirim.
Kitabı okurken zaman zaman çevremdeki insanları düşündüm, zaman zaman da kendime dönüp baktım. Çünkü bazı cümleler yalnızca okunmuyor, insanın içine dokunuyor. Bir insanı anlamanın, onu yargılamaktan çok daha büyük bir erdem olduğunu her sayfada yeniden fark ettim.
Yazarın en etkileyici yanı, insanı tek başına değil; ailesi, çevresi ve toplum içindeki ilişkileriyle değerlendirmesi. Birçok davranışın, çocuklukta kazanılan deneyimlerin ve aidiyet arayışının sonucu olduğunu anlatırken karmaşık psikolojik kavramları oldukça sade bir dille açıklıyor.
Kitap genel olarak sade bir dille ilerliyor ve günlük hayattan örneklerle anlatıldığı için anlaşılması kolay. Bu da onu sadece psikolojiyle ilgilenenler için değil, benim gibi insan ilişkilerini anlamak isteyen herkes için okunabilir kılıyor.
Bu güzel kitabı bitirdiğimde aklımda kalan düşüncelerden biri: İnsanları anlamaya çalışmak, aslında kendini anlamaya da bir adım atmaktır.