• 124 syf.
    ·Beğendi·7/10
    ECCO HOMO İşte insan anlamına gelir. Bu iki kelime İsa çarmıha gerilmeden önce (işkence edilmiş) Pilatus tarafından kalabalığa karşı söylenmiştir.Kitapta aslında insanlığın şu ana kadar erdemli dediği insan tipinin tam da karşıtı olduğunu ve bu yazının asıl amacının da sadece bu karşıtlığı ortaya koymak olduğunu belirtirken Nietzsche'nin otobiyografisinden de söz ediliyor. Zaten kitabı da zihinsel hastalığının zirve yapmasından 1 hafta önce yazılıyor.

    Kitabın içindekiler kısmını açtığınızda Nietzsche kullandığı başlıklar yüzünden sizlere ego babası olarak görünebilir(örn;neden böyle bilgeyim,niçin böyle akıllıyım,niçin böyle iyi kitaplar yazıyorum) Ama kendinizi kitabın akışına bırakın bunları dert etmeyin.Nietzsche hep tartıştığınız ama kopamadıgınız sevgiliniz gibidir. Felsefenin babalarından olduğu için onu yok saymak , egoist deyip kenara atmak olmaz. Ve onu anlayabilen çok az kişi vardır. Umarım onu anlayabilirsiniz :)

    Ecco Homo: İnsan Nasıl Kendisi Olur
  • 178 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Nietzche!tüm felsefecilerin psikologların babası. Tabi diğer filozoflara haksızlık etmeden yorumlarsak ecco homo;tam bir kendimiz olma aşaması. Hristiyanlığı aslında tüm dinleri eleştiren ve kesinlikle doğru yazan Nietzche. Kişi nasıl kendisi olur?derin acılar çekerek ve iyi insan modunu bırakıp gerçekçi olarak,ayrıca tüm toplumları bipolar haline getiren din yalanlarından sıyrılarak. Ecco homo ile sonlanacak kendiniz oluşunuz ancak Nietzchenin tüm kitaplarını okuyarak başlayacaktır.
  • Mümkün olduğunca az oturmalı, açık havada ortaya çıkmamış ve kasların bir şenlik havası içinde eşlik etmediği bir yürüyüşten doğmamış hiçbir düşünceye itibar edilmemeli.
  • 136 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Bir gün, değerli bir dostumla ders çıkışı sohbet ettik. Genel olarak kitap ve yazarlardan bahsettik . Yazarlar hakkında düşünce ve görüşlerimizi birbirimize açıklarken değerli dostumun fanatik bir Frıedrıch Nıetzche hayranı olduğunu fark ettim. Hemen şu soruyu yöneltim: Dostum açıkçası Nıetzche’nin hakkında tatmin edecek bir fikrim yok. Onu ve eserlerini tanımak isterim. Hangi eserinden başlamam lazım ? Sorusuna karşılık verdiği cevap beni bu kitaba yönlendirdi. Evet dostum Nıetzche’yi tanımanın en iyi yolu onun otobiyografik bir eserini okumak/araştırmak olduğunu ve Ecco Homo (Kişi Nasıl Kendisi Olur) eserini tavsiye etti.

    Kişi Nasıl Kendisi Olur eseriyle karşımıza çıkan sıra dışı bir yazar olan Nietzche ‘nin bu eseri otobiyografik tarzda yazmış. Kendisi hakkında açıklamalar da bulunarak, eserlerini nasıl yazdığını onları yazarken nelerden etkilendiğini gerek etkilendiği kişilerden olsun gerekse çevre evet özelikle de çevre, uyku ve beslenme yazar için vazgeçilmez etkenler.

    Kitabı açtığımızda yazarın kitabı bölümler halinde yazdığını görüyoruz.
    Peki nedir bu bölümler ?
    • Neden Böyle Bilgeyim
    • Neden Böyle Akıllıyım
    • Neden Böyle İyi Kitaplar Yazıyorum
    • Tragedyanın Doğuşu
    • Zamansız Yazılar
    • İnsanca, Pek İnsanca
    • Tan Kızıllığı
    • Neşeli Bilim
    • Böyle Buyurdu Zertüşt
    • İyi ve Kötünün Ötesinde
    • Ahlakın Soy Kütüğü
    • Putların Alacakaranlığı
    • Wagner Olayı
    • Neden Bir Yazgıyım

    Bölümlere baktığımız da eserlerinin isimleri geçmekte. Zaten otobiyografik roman, yazar kitaplarını nasıl yazdığını, nelerden etkilendiğini örnekler ve açıklamalar şeklinde yazmaktan başka ne yapabilirdi ki ?
    Kitaplarda araştırmayı seviyorsanız dili ağır bir kitap, dolayısıyla yanınıza küçük bir not defteri ve kalemi almayı da ihmal etmeyin.

    Yazarın en sevdiğim yönü sorgulamak. Nietzsche de iyi bir sorgulayıcı olduğundan bazı noktalarda bana katkısı oldu. Özelikle de kalıplaşmış saçma tabuları sorgulayıp yıkması.



    Tekrar kitap içeriğine dönersek
    Sert ve acımasızca kullandığı kalemiyle insanlığı ve insanlığa ait çoğu duyguyu/ bilgiyi/davranışı eleştirir bir tarzla yaklaşıp, bazı anlarda kendisine hakim olamayıp bu saydığım eylemleri ve bilgiyi yerden yere vuruyor.
    Doğrusu şu ki Nietzche ama manevi ama değerli ama insanlar için kutsal sayılan ne varsa, her şeye saldırmaktan ve onları acımazsızca eleştirmekten geri durmuyor.
    . Yazarın Almanları pek sevmediğini, hatta sert oklarla hedefe koyup, eleştirmekte.
    Hristiyanlara gelince Yazar’ın onlara karşı olan nefreti fazlasıyla hissediyorsunuz. Açıkçası sadece Hristiyanlara karşı değil tüm ‘inancı’ olan herkese.

    Kendi fikirlerimi katarsam Nietzche bu kadar sert davranması, inanan kitleye bu denli nefret ve kinle eleştiriyor olması sağlıklı ve etik değil. Normal bir durummuş izlenimi yaratmasını da doğru bulmuyorum.

    Evet sevmediğiniz, kabul etmediğiniz konuları/olayları/eylemleri eleştirebilirsiniz.
    Bu konuda dikkat edeceğiniz birkaç nokta olmalı. Misal bu eleştirim karşımdaki şahsın onurunu, duygusunu ve insanlığını kıracak mı ?
    Benim için tamamen normal görüp, sert eleştiriyle hedef noktasına alırken, bu bazı toplumların kırılma noktası olan, kutsal saydıkları değerleri ve onları kıracak mı ?

    Başka bir eleştirim de şu :
    Yazar neden bu kadar bencil, hep ben diyerek en iyiyi benim, onları en iyi ben bilir ben tanırım ve hiç şüphesiz ki yine ben bozguna uğratırım demesi normal mı ?
    Ayrıca Arthur Schopenhauer'ın eserlerinden fazlasıyla etkilenip, kitabın 56’ncı sayfasında ''Benim kitaplarımdan daha gururlusu ve aynı zamanda incesi kesinlikle yazılmamıştır.'' demesi normal mı ?

    Kitabın 138’inci sayfasında ‘‘Dindarlarla temesa geçtikten sonra ellerimi yıkamayı gerekli görürüm’’ demesi normal bir davranış biçimi mi ?


    Kim bilir belki de onu üne kavuşturan, sert ve acımasız eleştiri oklarıydı.
    İncelemenin sonuna gelirken şu sözlerime yer vermek istiyorum ;
    Evet, yazarı merak ediyorsanız alıp okumalısınız, kesinlikle okunulması lazım.

    Filologun kitaplarını okumaya devam edecek miyim sorusuna cevabım :
    Evet zamanım ve durumum müsait olduğu kadar alıp okuyacağım. Özelikle de Zerdüşt eserini çünkü yazar bu eserine oldukça yer vererek şu notu da yazmayı ihmal etmemiş:
    Herkes ve hiç kimse için bir kitap.

    Keyifli kitap okumalar,

    Sevgiyle…