Ve dostuna şunları söylediğinde büyüksün:
«İyi bir yazgım olduğu, pisliklerden ve oburluktan uzak bir yaşam sürebildiğim için sevinçliyim, çocuklarımın büyümesini ve gelişmesini, ilk agulanndan, emekleme, yürüme ve oynamalarına dek yakından izleyebildiğim, onların sorularını ilgiyle dinleyebildiğim, kahkahalarını duyduğum, sevgilerine tanık olduğum için sevinçliyim. Baharı ve onun tatlı rüzgârlarını, evin az ilerisindeki ırmağın türkülerini yüreğimde duyabildiğim, kötüniyetli komşuların dedikodularına katılmadığım, eşimi kucaklarken derin bir mutluluk duyduğum, bedenimden akıp giden yaşamın sesini, coşkusunu, canlılığını duyabildiğim için sevinçliyim; güçlüklerle karşılaştığımda, hangi yolu seçeceğimi bilebildiğim, yön duygumu yitirmediğini için, yaşamımın bir anlamı olduğu için sevinçliyim.
Önemli olan tek bir şey vardır: Sakıngan ve korkak kimselerin yürüdüğü yoldan başka bir yönü gösterse, seni sürüden ayırsa bile, yüreğinden gelen sesi dinle.' Yaşam, zaman zaman sana dayanılmaz acılar verse de, küsme, kaba davranma ona karşı.
Sevgi, paradan önemli özgünlüğün, parti çizgisinden ya da kamuoyundan daha önemli, Beethoven ya da Bach'ın ruhsal durumu, senin varlığının tümünün ruhsal durumu olduğu an (bu, senin içinde var, Küçük Adam, varlığının bir köşesinde, derinlere gömülü olarak duruyor) güzel olacak yaşamın, düşüncelerin uyumlu, duyguların tutarlı olduğunda, özel yeteneklerini zamanında gördüğün ve artık yaşlandığım zamanında kabul ettiğin vakit, büyük savaşçıların yaptığı kötülükleri değil de, büyük adamların düşüncelerini içinde duyabildiğin an, çocuklarının öğretmenlerine politikacılardan çok daha fazla ücret verildiği an, kadınla erkek arasındaki sevgiye, bir evlenme cüzdanına gösterdiğinden daha büyük bir saygı duyduğun zaman güzel olacak yaşamın.
Her zaman yaptığın ve yapmak istediğin şeyi, işini yap, çalış, çocuklarının mutluluk içinde büyümesini engelleme, karını sev. İŞTE BUNLARI BÜTÜN İÇTENLİĞİNLE, GÖĞSÜNÜ GERE GERE YAPTIĞIN AN, karını, tüm proleterlerin anayurdunun cinsel açlıktan kıvranan askerlerinin acımasına bırakan, öksüz çocuklarının sokaklarda açlıktan ölmesine neden olan, senin, çook uzaklardaki bir «zafer meydanında» dolu dolu gözlerle gökyüzüne bakmana, öyle dalıp dalıp gitmene neden olan SAVAŞ OLMAYACAKTIR.