Çok sevdiğim bir arkadaşımın "benim başucu kitabım hemen al oku" demesiyle aldığım kitap kendisi. Başlangıçta karmaşık gelmişti biraz ve bu yüzden kitap hakkındaki bazı yorumlamalara, incelemelere bakınmıştım. "İnsanın o tedirgin, kimseye diyemediği hallerini, ondan daha iyi anlatan bir yazar olduğunu sanmıyorum," diye bir söze rastlamıştım. Kitapta ilerledikçe bu sözle aynı fikirde olmamak imkansızdı. Galiba hiç rahatsız etmedi bu yüzden Aylak Adamın aylaklığı beni. O umursamadıkça, insanlarla yüzyüze gelmek istemedikçe ve olumsuz durumlarda konuşmaya bile korktukça ben daha da bağlandım karaktere. Niye böyle biri olduğunu tabi kitabın sonlarına doğru öğrendik. Aslında o çocukluğunun iki ana karakteri olan babası ve Zehra teyzesinin ekseninde bir karakter edinmiş, babası gibi biri olmamaya ve Zehra teyzesinin özelliklerini, birlikte olduğu kadınlarda da hep aramıştı. Ama asıl arayışı kendisinin de şöyle bahsettiği gibi:
"Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlikte düşünen, duyan, seven bir kadın!"
Onu bulamadı da onu anlamadılar da. Bitirirken de şöyle dedi kendi kendine:
"Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı."
Aynı arkadaşım gibi şimdi de ben size tavsiye ediyorum. Hemen okuyun :)