• 742 syf.
    19. yy Rusya'sı...
    Rusya için kaos çağı...
    Birbirinden farklı siyasi ve ideolojik fikirler, akımlar...
    Değişen devir ve buna ayak uydurmakta zorlanan yönetim...
    Neticede ileride Rusya tarihinde 300 yıl saltanat sürmüş Romanov hanedanının hazin sonu ile başlayacak yeni devir...
    Ama öncesinde Dostoyevski'nin harika siyasi romanı Ecinniler...

    ***

    19. yy Rusya'sındaki belli başlı düşünceler, akımlar:
    - Devrimci demokratlar
    - Slavcılar
    - Batıcılar
    - Petraşevski çevresi
    - Rus sosyalizmi
    - Popülist ideolojiler
    - Anarşizm

    Tüm bu birbirinden farklı görüşlerin gayri resmi savaşında Dostoyevski, yazarlık kariyerinde de biraz geri plana düştüğü zamana rastgelen periyotta, Petraşevski çevresi ile temasta bulunmuş; bu grubun çalışmalarına katılmış. Sonra önce idam cezası sonra bunun bozulması neticesinde gelen sürgün cezasını almış.

    Dostoyevski, eserlerinde izlerini gördüğümüz sosyalizm ile girdiği tartışma veya polemiğin arka planında bu gruptaki arkadaşlarıyla yaşadığı tartışmaların izlerinin olduğu söylenmiş. Dostoyevski'nin bu fikre getirdiği eleştirilerinin temelinde ise sosyalizmin toplumsal adaletten çok, insanı Tanrı yerine koyarak bir düzen kurma gayesi yatmaktadır. Batı düşünceleri ve de sosyalizm yazara göre insanları Tanrı inancından uzaklaştıran başlıca unsurlar olarak görülüyor.


    Dostoyevski'nin Ecinniler romanını, üstüne kurguladigi olay ise Necayev'in İvanov'u öldürmesidir. Necayev, anarsizm düşüncesinden oldukça etkilenmiş bir üniversite öğrencisidir. Gelecekteki bir devrim için arkadaşlarını örgütler, hayali bir örgüte arkadaşlarını inandırır. Onu farklı kılan özellik ise uygulamayı düşündüğü yöntemlerdir: Acımasız ve dürüst olmayan yöntemler. Bu çerçevede salt kendi ülküsüne karşı fikirde olduğu ve Necayev'in örgütünün sahte olduğu yönündeki fikirlerinden dolayi başka bir üniversite öğrencisi olan İvanov'u 21 Kasım 1869'da Necayev ve arkadaşları öldürürler. Bir insanı öldürmek hakkının meşru görülmesi hususunda, bu konu Necayev açısından şu şekilde görülür: Onun için söz konusu olan, kendi fikirlerine zarar veren her şeyi yok etme fikridir. Ve bunu uygulamış. Sağ ve sol her çevreden tepki alan olayın baş kişisi olan Necayev, Ecinniler romanında karşımıza Peter Verhovenski olarak, İvanov ise Şatov olarak çıkar. Romanda gerçek adı ile verilen Şigalev ise Necayev'in fikirlerini dayandirdigi tek kişi olmak durumudandir. Şigalevcilik, bir nevi her şeyi yakıp yıkarak herkesi eşitlemedir ancak eşitliğin sonucunda bir diktatörlük vardır. Çünkü insanlar ikiye ayrılır bir nevi bu akımda, sürü ve yönetenler. Kitapta bunun geçtiği yerlerde aklıma Platon'un ideal devlet düzeni gelmişti.

    Bunlara ek olarak liberal Batıcılar'i temsil eden bir karakter de vardır: Peter'in babası Stepan Trimofic Verhovenski. Dostoyevski, 1860 nihilistlerinin, 1840'lardaki radikal idealistlerin sonucu olduğunu düşünmüş ve bu karakteri de bu doğrultuda oluşturmusa benziyor.

    Romanın üst planında her zamanki gibi çeşitli entrikali olaylar mevcut durumdadır. Ben bunlara deginmeyecegim yine. Ancak kitabı okurken hissettiğim yoğun karmaşa ve kaos haliydi. Dostoyevski adeta yer yer beni sıkan o olaylar zincirinde 19. yy Rusya'nın hissiyatini okuyucuyla geçirmeyi hedeflemis gibi ve bunu başarmış. Bu yogun kaos ortamında Peter Verhovenski'nin çetesinin Şatov'u kendi fikirlerine düşman bildiği ve de kendilerini ihbar edeceğini düşündüğü için öldürtme amacı vardır. Tabi arka planda da temel hedef gelecekteki devrimin mini provası var diyebiliriz. Şatov demişken bu karaktere egilelim biraz:

    Şatov karakteri, yazardan izler barındıran bir yapıdadır. Dostoyevski gibi Şatov da bir zamanlar toplumcu(Petraşevski çevresi) olmuştur. Dostoyevski gibi değişime uğramıştır, nihilizme karşı safta yer almış ve Slavci olmuştur. Rusya'nın kurtulusunu ne Batı'da ne de nihilist ve sosyalist akımlarda görür. Nitekim "Ben Rusya'ya inanıyorum." der. Devamında Rus Tanrisina, Rus ortodoksluguna. İsa çevresinde toplanacak halkın İsa'nın onların maneviyatinda yer edip birlik beraberliğini sağladığı bir temel oluşturup ayağa kalkacagini düşünüyordur. Bu pasajlarda, tarihte her milletin kendi milli Tanrısı olduğu ve olmasi gerektiği söylenir ve böyle olduğunda bir milletin diğer milletlerin Tanrılari ile kavga edilme hedefi çerçevesinde geliştiği söylenir. Tabi burada amaç savaşmak değil bence, meşhur dış güçlere karşı birlik olma duygusunun verilmesidir.

    Peter Verhovenski devriminin başına ise yeni bir Çar düşünür. Bu da Dostoyevski'nin kitaplarında hidayete erdirdigi karakterlerinden biri diyebileceğimiz ve idealize etmeye çalıştığı hedef insanının bu romandaki prototipi Stavrogin'dir. Stavrogin, geçmişinde gerek özel hayatında gerekse düşünsel hayatında gelgitler ve sorunlar yaşamış ve boşlukta sallanan bir durumdadır. Sanki herkes onu kendi açısından kurtarıcı olarak görüyor gibidir. Romanın odak noktasinda bulunur ancak kendisi ise içten içe inancı aramaktadır. Düşünsel hayatının bir döneminde bu devrimci gençleri etkilemiştir. Ancak iki farklı şekilde etkilemiştir. Bir uçta Peter diğer uçta ise Şatov. Nitekim Şatov kendisini şaşırtanin nasıl olur da bir insan iki farklı düşünce çerçevesinde insanları şekillendirir noktasıdır. Ancak buna karşın Peter gibi Şatov da Stavrogin'i bir nevi kurtarıcı olarak görür. Stavrogin'i akıbetini kitabı okuyunca kendinizin görmesini söyleyip, kitabın felsefi faktörü olan Kirillov karakterine geçmek istiyorum.

    Peter'in planında Şatov öldürülünce suç Kirillov'a yikilacaktir. Ancak garip olan bunun yapılış şeklidir: Kirillov, Şatov'un öldürülmesinin akabinde arkasında bir not bırakarak intihar edecektir. Bunu Kirillov kendisi istemektedir. Kirillov'un geçtiği pasajlar Dostoyevski'nin her kitabında varolan varoluşsal sancılardan ve sorgulamalardan birisidir. Kirillov'a göre Tanrı var olmalıdır ancak yoktur. Tanrı insanının acılarının ürünüdür. İnsanın düşmanını kutsallastirip pasifize etmesidir. Ancak insan acılarını kabul edecektir ve Tanrının olmadığının farkına varacaktir. O zaman mutlak kaos olacaktır. Bunu fark eden özgürlesecektir bir nevi ancak bu durumda insanın elinde intihardan başka yüce yol kalmayacaktir. İşte bu noktada Kirillov öncü olmak ister. Öncü olup insanlara yeni bir yol açmak: Kendini öldür ve özgür ol, insan- Tanrı ol. Tanrı yoksa Tanrıyı var et; kendin Tanrı ol.

    Sonuç olarak: Farklı farklı akımlar ve fikirlerin kavgasında Rusya'yı kurtaracak filizin yazara göre Rus'larin milli tanrısı etrafında kurulacak düzende sağlanacağı yorumu yapılabilir. Bu esnada kitabın isminin de kaynağı olan Luka incilinden şu pasaji vermeliyiz: ‘...cinler bu adamdan çıktılar, domuzlara girdiler, sürü de uçurumdan aşağı, göle atılıp boğuldu. Onlar da vaki olanı görmek için dışarı uğrayıp İsa’ya geldiler; kendisinden cin çıkmış olan adamı, İsa’nın ayağı dibinde, giyinmiş ve akıllanmış olarak oturmakta buldular ve korktular...’

    Cinlerin içinden çıktığı insanlar Rus halkıdır. Güçsüzlükleri ve her türlü hataları ile bu Rus halkı İsa'nın ayağı dibine oturmali ve bu şekilde iyileşmelidir.


    **

    Kitap, Dostoyevski'nin büyük eserlerinden olmasına karşın fazla ilgi görmemiş gibi geldi. Kitaba insanların ilgisini çekebilirim belki bir ölçüde ve okumak isteyenlere kitabı okurken faydali olacak birtakım bilgiler vermiş olurum diye umuyorum. Ayrıca kitabı okumadan evvel romanın geçtiği zamanki Rusya hakkında araştırma yapmanızdir. Nitekim siyasi kitaplardan önce bunun yapılması elzem gözüküyor yoksa kitabın okunmasının ve de kitaptan sağlanacak faydanin verimi düşüyor. Diğer tavsiyem de Albert Camus'un, Dostoyevski'nin bu romanını oyunlastirdigi Ecinniler oyununu okumanizdir. Nitekim incelemeyi yazarken faydasını gördüğüm bir eser oldu o da.


    Keyifli okumalar.


    Bir ekleme ancak kitap hakkında bilgi içerecek bir ekleme olacak:

    Dostoyevski'nin bu eserindeki idealize edilmeye çalışılan prototipi Stavrogin karakterinin akıbeti intihar ile sonuçlanır. Stavrogin, yukarıda biraz degindigim gibi farklı fikirlere sahip olmuş ve bu fikirler çerçevesinde de idealist insanlar yetişmesine neden olmuş. Ancak bu fikirlerin neticesinde kendisinde tahribat yaşanmış. Özel hayatına da yansıyan tahribatlar... Aynı zamanda bu karakterden iki farklı görüş kurtarıcı olmasını beklemektedir. Ancak kurtarıcınin öncelikle kurtarılması gerekmektedir. Bir yerde inanirsam intihar ederim demişti zannederim. İyi takip edecek olursak, boşlukta sallanan potansiyel barındıran bir insandır Stavrogin. Kitap boyu yaşanılan olaylar neticesinde anlıyor ki kendisi kurtarıcı değildir. Salt kendini kurtarabilmistir inancı bularak. Ancak başkalarını kurtaracak bir kişilik değildir. Onun intiharı bir nevi Dostoyevski'nin kurtarıcı olarak idealize edilmiş İsa'sinda bir deneme gibidir. Üzerine etüt edilmiştir. Stavrogin karakteri bünyesinde bir kişi kurtarılmistir. Ancak tüm Rus halkını kurtaracak milli İsa ise Karamazov Kardeşler'deki Alyosa olacaktır.
  • Şatov kendisine Tanrı’ya inanıp inanmadığını soran Stavrogine doğrudan bir yanıt vermez. O “Ortodoks Rusya’ya, “Rus İsa’ya inanır, “O’nun ikinci Geliş’inin Rusya’ya olacağı”na inanır. Tanrı’ya inandığını asla söylemez; en fazla ileride inanacağını söylemeye kalkar.