eski şapkalarımız, ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı? onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir? yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer: kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı, yahut "ben artık bir başkasıyım!" diyebilmek saadeti.
imamın ardında, tabutu taşıyan dört kişiden başka kimse yok. biri de topal olduğundan, cenaze garip bir biçimde dalgalanarak götürülüyor. kimsesiz bir ölü, diye düşünüyorum, tabutu omuzlayanların, taşıdıkları cesedi tanımadıklarına kalıbımı basarım. bu son yolculuğu bile yaşamında nasıl yalnızlık çektiğinin, kimsesiz öldüğünün, belki de cesedinin günler sonra soğuk bir evde bulunduğunun göstergesi.
çoğu kez dayanılmaz bulduğum yalnızlık, bugün bir ayrıcalığa dönüşüyor. yalnızlık! sesli olarak yineliyorum bu sözcüğü, sonra da heceliyorum. yal-nız-lık. merkezi cenevre'de bulunan wlo'ya (world lones organisation) yazıp üyelik koşullarını öğrenmeliyim. yüzümde çarpık bir gülüş, kendi kendimle eğlenmenin keyfi.