Kendi deyimiyle 'iki boksörden birini tutmak zorunda olmadığı'nı anlatmaya çalışıyordu hep. Bütün dünya boksörlere bakmaktan hakemleri, yani oyunun kurallarını kimin koyduğunu unutuyordu. Toptan katılmalara karşıydı, kimsenin kendi yerine düşünmesini istemiyordu.
Sami, yaşlı adamdan ayrılıp odasına gitmek üzere uzun koridorda yürürken ölüme yakın bir adamdaki geleceği tasarlama gücüyle, geçmişe takılıp kalmış ve hiçbir hayali olmayan kendisi arasındaki derin çelişkiyi düşünmeden edemedi.
"Keşke öyle olsaydı, keşke böyle olmasaydı türünden şikayetler... Hepsi geçmişe yönelik. Hiç geleceğe ait bir hayalin yok mu senin?"
O zaman dehşetle, geleceğe ait hiçbir hayalimin olmadığının farkına vardım. Ziyan olmuş bir yaşamın arkasından ağıt yakıyordum ve ileriye dönük hiçbir şey söylemiyordum.