Söyleme Bilmesin, susmanın bazen bir savunma, bazen de en ağır yük olduğunu anlatan sarsıcı bir roman. Kitap, insanın bildiklerini sakladıkça nasıl içten içe parçalandığını; konuşamadıklarının, zamanla karakterinin bir parçasına dönüştüğünü gösteriyor. Hikâye yüksek sesle anlatılan büyük olaylardan çok, içte biriken küçük kırılmalar üzerinden ilerliyor ve tam da bu yüzden gerçek hayata fazlasıyla yakın duruyor.
Emin, Ethem, Ekrem, Hülya, Nurten, Sevgi, Çiğdem, Kazım, Mürüvvet... Dokuz isim, dokuz ayrı hayat. Kimse kimseyi gerçekten sevmiyor ya da kimse kimseyi duymuyor. Hiçbirinin kalbi bir diğeri için çarpmıyor.
Kurgu o kadar ustalıkla örülmüş ki, her bölümde kızgınlıkla okuduğumuz bir yalanın üstü açılırken altından büyük bir dram çıkıyor. Hangi karaktere kulak versen o haklı. Kimse suçlu değil ama masum da değil. Kısacası herkes kendi hikayesinin mağduru.
Sırtımızda yük olan, omuzlarımızı ağırlaştıran, içimizde tutarak kalbimizi yorduğumuz ne varsa söyleyelim. Söyleyelim bilsinler...