Kör bir kuyuda yüreğim. Güneşimi çaldı birileri. Karanlık doldu her yanıma. Hapsoldu bir kafese ruhum. Lisanıma kezzap döktüler, yangınlarda kaldı kelimelerim. Avuçlarımda noktalar. Tüm cümleler son buldu. Ve yıldızlar kaydı göğümden. Ay gelmez oldu gecelerime. Günlere dönmez oldu dünya. Zamanın dibine takıldım ve hatta çakıldım. Lügatimden çıktı tüm bilinmişlikler.
Dünyaya hiç gelmemişçesine yabancı, herkesi tanıyormuşçasına tecrübeli.
Ama yalnız. Bir başına. Başım bile ağır bana. Alemi yüklendim sırtıma. Ne yolum belli ne menzilim.
Kör bir kuyuda yüreğim. Karanlıkları hıfzettim. Ezberledim duvarları. Yine de tutunmaz ellerim.
Kör bir kuyuda yüreğim. Yusufça değil masumiyetim ama bir kervan beklemekteyim. Mısır değil niyetim lakin rüyalarımın tabirini dilerim.
Açıkçası kitaba bayıldım diyemem. Kitabı büyük bir beklenti içerisinde alıp okudum. Maddi ve manevi aşkın aktarıldığı bu kitap ruhuma işlemedi. Yazarın yazımda etkileyici olması adına kendini tekrar eden kelimeleri kullanması bir süre sonra yeter, sayfa sayısını arttırmak için bu kadar dolaylı anlatıma başvurma artık dedirtti. Nitekim okuduğum ve defalarca dinlediğim bir hikayeyi farklı bir anlatımla okumuş oldum. Belki de benzerlerinin güzelliği bu kanaate ulaşmama sebebiyet vermiş olabilir.