Bir şehir için tirandan(tek adam) daha düşmanca bir şey yoktur, orada her şeyden önce ortak yasalar bulunmaz, yönetimi ele geçiren, yasayı da kendine göre tutar.
Yasalar yazılı olduğunda, yoksulun da zenginin de eşit hakka sahip olması, daha güçsüzlerin, kötü bir söz ettiğinde zengin birine bunları söylemesini sağlar. Haklar varsa, zayıf olan güçlüyü de yener.
Gerçekten de ülkenin yöneticisinin halk olduğu yerde, gençlerin yurttaş olarak yetiştiği görülür. Tiran, düşmanının böyle birileri olduğunu gördüğünde, sağduya hakim en cesurlarını öldürür, tahtından korktuğu için.
İnsanlığın başına gelmiş en kötü şey, tüm insanların ilkokul öğretmeni olmamasıdır. Eğer öyle olsaydı, etrafta bir şeyler öğrenmek isteyen kimse kalmazdı.
Mutluluk o kadar sürükleyici ki, buna o kadar alışıyoruz ki elimizden kaçtığında, bizden çalındığında kendimizi eksik hissediyoruz, sanki vücudumuzun önemli bir parçası yok olmuş, ardında kapanmayan her zaman talihsizliğimizin irinini damıtan büyük ve can yakan bir yara bırakmış gibi hissediyoruz. Ama bunların hepsi boşuna! Hayatın olağanüstü basitliğini nasıl da karmaşıklaştırıyoruz!
Yok olacağım, hiç olacağım. Ot gibi,böcek gibi. Kimse şu dünyaya gelip gittiğimi bilmeyecek. Bilseler de ne olacak. Şu dünyaya, bir an içinde gelmemiş gibi olacağım. Ölmek istemiyorum.