kendi hayatım başkasının gibi geliyor, başkasınınki de benim gibi. O vakitler, kendi hayatım olduğunu düşündüğüm, olmasını istediğim, benim ötemdeki, hayallerimin, çabamın, yeteneklerimin ötesindeki idi. Şimdiki de geçmişini benimseyip benim diyemediğim, şu anını da yine hep tadil ederek kendime inandırmaya çalıştığım, katlanılır göstermeye çalıştığım başka bir şey.
Bu azap, acımızı bir acı olarak hissetmemek ona ilgisiz kalmaktır; çünkü o zaman, benliğimiz değișecektir; artık çevremizde bulamayacağımız sey, sadece ailemizin, sevgilimizin, dostlarımızın büyüsü olmayacaktır; onlara olan sevgimiz, bugün çok onemli bir yer kapladığı kalbimizden öyle kökünden koparılmış olacaktır ki, düșüncesi bizi bugün dehșete düşüren, onlardan ayrı bu hayat hoşumuza gidecektir belki; yani benliğimiz için gerçek bir ölüm olacaktır bu; evet, ölümün ardından diriliș gelecektir, ama farklı bir benlikle; ölüme mahkum eski benligimizin unsurlarıysa, bu yeni benliği sevecek kadar kendilerini așamazlar.