Kitaplığımda yıllanmış şekilde bekleyen bir kitap vardı: Tutunamayanlar. Oğuz Atay'a Tutunamayanlar'la başlarsam bırakır okuyamam diye Korkuyu Beklerken ile başlamaya karar vermiştim. Hikayelerden oluşan bu kitap hoşuma da gitmişti açıkçası, kitaba adını veren korkuyu beklerken adlı bölümü okudum ve orda kaldım.
Benim korkum neydi? En değerlimi yitirmek, gece uykuya dalmadan önce düşündüğüm ve istemsizce gözümün önüne gelen yeĝane düşünce. Bir kaza, trafik kazası ve bitiş. Bitmek ne? Nasıl olur bilmezdim. İnsan nasıl biter? Ölüm nedir? Can yakar m? Acıtır mı? Gerçekten bir anlık mıdır? Düşünmezdim.
6 temmuz 2025; diğer hikayeye geçmek için kitabı aldım. Başlayacağım yeni hikayenin adı: Bir Mektup, ilk satır; gönderilmedi.
O akşam yeni hikayeye başlayamadım. İçimden gelmedi, istemedim.
Bugün 24 temmuz ve ben 7 temmuza bağlanan gece ölümü işittim, görmedim ama yitirdim. Korkumu bekleyerek çağırdım belki. Ayraç hâla aynı sayfada bekliyor, başka bir sayfasında ise mezardan aldığım bir karanfil duruyor.