Kim olduğumuzun fark edilmemesi, içimizde onaylanma, kabul görme ve ait olma açlığı yaratır. Bu boşluk, acıyla zonklar. Yaşadığımız acıya kulak verilmediğinde ya da kim bilir fark edilmediğinde, giderek daha da büyür.
Anne açısından sabahları plansız, düzensiz olmak küçük bir şey gibi görünebilir ancak çocuklarımızın davranışlarını şekillendiren verdiğimiz eğitim ya da emirler değil, tam da bu günlük alışkanlıklarımızdır.
Olayların insanlarda kolektif bir coşku yarattığı, onları duygulandırdığı ve eyleme sevk ettiği zamanlar geçip gitmiş, duygular paketlenip kullanıma sunulmuştur. Artık televizyon ekranlarında izlediği soykırıma karşı tek yapabildiği, nazik olmak ve merhamet duymaktır.
Günümüzde başarı hikâyeleri denilince, ne tuhaftır, daha çok kendisine faydası olmuş, kendisi için güç/mal biriktirmiş insanlar aklımıza geliyor. Ömürlerini insanlığa faydalı olmak için harcayan; bir ülkü, bir kitap, bir iyilik peşinde hayatını sürükleyen insanlar ise neredeyse görmezden geliniyor.