- Ezanla dirilmek! Namazla yaşamak! İmanla ölmek!
Başka çare var mı?
Mümkün olsa da kapı kapı dolaşıp, bunu bütün insanlığın kulağına her gün beş defa haykırabilsem...
Allah'ım!
Sanki orası bir seccade değil de, en mahir doktorların bütün dertleri dindirdiği bir şifa odası... Ruhlarda kopan fırtınaların sustuğu bir cennet atmosferi... Kendimi hesaba çektiğim bir mahkeme salonu...
Ya namazdaki ilâhi huzur!
Ya el bağlayıp, boyun bükerek, kalp atışlarının göğüs kafesini parçaladığı, gözlerimden boşanan yaşların seccadeyi sırılsıklam ettiği, yalvarmak ve senden af dilemek için kendimi yırttığım, yerden yere attığım vakitler...
Rüzgârın önündeki kuru yapraklar gibi, ilâhî âlemlerin doyumsuz ve tarifsiz iklimlerine sürüklendiğim, bitince saatlerce kendime gelemediğim, çok zaman da seccademin başında, bitmiş halimle Kur'an'ıma sarılarak içimin ateşini söndürmeye çalıştığım, o özel ve doyumsuz anlar...