Lord Brandock Daha ise tıpkı beslenme vakti fazlasıyla gecikmiş, kafesteki bir panterin gezinmesi gibi güverte üzerinde geminin başından kıçına kadar bir aşağı bir yukarı geziniyordu. Bu sırada, uzun ve parlak kılıcının sapına eliyle dokundu ve kınının içinden kılıcını tıngırdattı. Uzun uzadıya Gaslark'ın karşısında durdu ve alaycı bir bakışla onu süzdü.
"Ey Gaslark," dedi, "bu başımıza gelenler içimde, zihnimde fırtınalar uyandırıyor ve bedenimi melankoliyle deliliğin bizzat gelişine hazırlıyor. Bunun dermanı ancak dövüşmektedir. O yüzden, beni seviyorsan, Gaslark, kılıcını çek ve gardını al. Dövüşmeliyim, yoksa bu güçlü duygu beni tümüyle öldürecek. Dostuma kılıç çekmem acınasıdır fakat düşmanlarımız ile dövüşmekten manedildiysek başka ne seçenek kalıyor ki?"
Gaslark güldü ve neşeyle onu kollarından tuttu, "Her ne kadar hoş bir şekilde sorsan da seninle dövüşmeyeceğim, diyarımın kurtarıcısı Lord Brandock Daha."