"Az'ın kampa damladığı gün kamp komutanı heyecandan altına sıçacaktı. Oysa beni... memeden ayrıldığımı ve yürümeye balkadığımı gördükleri anda alıp uzaktaki bir kampa uçurmuşlar ve hayatta kalıp kalmayacağımı görmek için çamurun ortasına atmışlardı."
"Azıcık akılları olsaydı uçurumdan aşağıya atarlardı," dedi Mor küçümseyen bir gülüşle.
Azriel yemeği kendi tabağına aktarırken, "Bunu yapmadan önce sorması gerektiğini hep söylüyorum,"dedi Amren'e.
Amren parmaklarını şıklatınca Azriel'in yaralı ellerindeki boş tabak ortadan kayboldu. "Bunca yüzyıldan sonra hala onu eğitmeye çalışıyorsan, oğlum, herhangi bir ilerleme kaydedeceğini sanmam."
“Feyre’nin gözüne girmek istedim. Sende zahmet edip saçını tarasaydın bari.”
“Bazıları gibi aynanın karşısında saatlerce oturmaktansa, zamanımı daha iyi şeyler için harcarım.”
“Yani,Velaris’te kasıla kasıla yürürsün.”
Botlarına tükürmemek için kendimi zor tuttum. “Gücünü geri al. İstemiyorum.” Muzip bir gülümseme. “İşler bu şekilde yürümüyor. Bu güç
senin hayatına tutunmuş durumda. Geri almamın tek yolu seni öldürmekten geçiyor ama yol arkadaşlığından hoşlandığım için bu teklifini es geçeceğim.”