Bu kemikler kadar sivri ve keskin bir ses arabalarının, eşeklerin, yaya yolcuların arasında havaya fışkırdı. Cinsiyeti bilinmeyecek kadar madeni olan bu ses, sanki bozuk bir gramofondan çıkıyor gibiydi. Selma Hanım’ın kulağına hiç duymadığı bir güfteden şu sözler çaldı:
Ankara’nın taşına bak
Gözlerimin yaşına bak
Biz Yunan’a esir olduk
Şu Allah’ın işine bak