Aslında bu durum “iman” kavramıyla ilgili klasik “dil ile ikrar, kalp ile tasdik” tanımına odaklandığımız takdirde bütün açıklığıyla hissedilebilir.
Dikkatle bakınca günlük yaşantımızda bu tanımın fiilen “dil ile ikrar, beyinle tasdik” haline geldiğini görürüz.
(dalga geçmek gibi olmasın ama bu filozof taifesinin gevezeliklerini ve entelektüel dünyada çıkarttığı velveleyi düşününce aklıma " ıslığı dağı taşı tuttu, güttüğü iki keçi!")