Hiçbir yere sığamıyormuşum gibi hissediyorum. Bir evim var lakin ben durmaksızın her yerden kaçtığım gibi oradan da kaçıyorum. Belki de sığınacak bir koku, his, ten, yuva arıyorum. Şu zamana kadar bildiğim hislerden daha farklı hissetmek istiyorum. Kafamın içindeki enkazlara yetişemiyorum. Acıdan aynaya bile bakamıyorum. İnsan kendi acısından korkar mı? Göğsüm ve kalbim arasında ağrı oluştuğunda yaşadığımı hissediyorum. Nefes alamadığım vakit acılarımdan yeniden doğduğumu. Hayat denen bu oyunda canım bir bir eksiliyor. Kendi şansımı kendim yaratmaya çalışıyorum işi Tanrıya bırakmadan önce. Her vakit sesleniyorum ağıtlarımla. Meşgul olmalı yoksa geri dönüş yapardı. Kimi kandırıyorum? Kimim ben? İyi oyuncularız. Hepimiz gerçeğin farkındayız ama her zaman olduğu gibi risk almaktan korkuyoruz.