• Senin uğruna ölme mutluluğunu paylaşmak, senin uğruna kendimden vazgeçmek. Eğer sana hayatının huzurunu, sevincini geri verebileceksem, korkusuzca ve sevinç içinde giderim ölüme.
  • 336 syf.
    ·4 günde·10/10
    Bir kitabı okuduğunuzda hissettiğiniz o "keşke hiç bitmeseydi" diye bir burukluk vardır ya. İşte şu anda onu hissettiğim kitaplardan biriydi. Ama ne demişler? Her güzel şeyin mutlaka bir sonu vardır. Bu kitaptan mutlu olarak ayrıldım ama tekrar geri döneceğimden eminim. Hatta şu anda bile Tekrar Ergen Olsam keşke diye düşünüp duruyorum. Ah o ergenlik zamanları... O zamanların kıymetini belki bildim belki de bilemedim. Ama iyisiyle de kötüsüyle de geçirdiğim en güzel zamanlardı.


    Özlem faslına şimdilik ara vererek Fatma Uğuz'un kaleminin konusuna dönüyorum. Öykü Tan adında bir kızımız var, Türkçe öğretmeni olmuştur ama her ne kadar mesleğini seviyor olsa da işyeri ona yeteri kadar iyi muamele etmemiştir. Erkek arkadaşı Kaan, iç mimarı olmuş ama kimse onu işe almamıştır. En yakın arkadaşı Yeliz, tıp bölümünü okumuş ama TSU sınavını kazanamamıştır. Oğuzhan ise bir liseli ile evlenir ve o kız yüzünden arkadaşlarından uzak durur. Hain Sokulhan.


    Cebinde beş parası olmayan, sistemi sorgulamaktan asla çekinmeyen Öykü'nün hayatındaki sıkıntıları üst üste geldiğinde artık ne olursa olsun kafasına gelmiştir çoktan. Yeliz'in aklına uyarak bir falcıya gider. Aklında lise günleri varken Tekrar Ergen Olsam ne olurdu, neleri değiştirebilirdim diye düşünür. Falcı ise kızın bu dileğini gerçekleştirir ve Öykü ertesi güne ergen bir liseli olarak uyanır.

    Bu kitap sadece bir liseli kurgusu değil aynı zamanda hayatımızdaki sorunların neler olduğuna dair yüzüme çarpıyor. İşsizlik sorunlarından, sınavlara aşırı çalışmanın gençliği sömürdüğünden, popüler kültürün çarpık etkilerinden, televizyonda görülen programlar yüzünden çocuğun sorgulamaktan uzak kaldığını kısacası var olduğumuz sistemi sorguluyor.

    Sorgulamakla kalmıyor aynı zamanda bize hayattaki mücadeleden asla vazgeçmemizi ama yaşamamız gereken güzel anları biriktirmemizin önemli olduğunu söylüyor. Bize verilen dersi ben alıntısını paylaşacağım.

    "İyiyle kötünün harmanlandığı ancak mücadelenin asla bitmediği bir hayat yaşıyoruz. Her dönemiyle güzel olan ama bilhassa henüz çok fazla kötülüğe şahit olmadığımız gençlik döneminin ayrı bir yeri olduğu hayatı, doyasıya yaşamanızı diliyorum. Güzellikleri kaçırmayın ve büyümekte acele etmeyin."



    Zaten Fatma Uğuz'un kalemine bayağıdır hayranıyımdır. Fantastik ve bilim kurgu pek çok kurgusunu okudum. Her bir kalemi birbirinden eşsizdi, hepsini okumaktan apayrı keyif aldım. Eğer siz de okumak isterseniz Wattpad hesabı: Lolakoala. He bir de kesinlikle bu kitabı da almanızı tavsiye ederim.




    #lunakitaplıkta #lunakitapokuyor #madamsanalluna #madamsanallunadaninciler #kitapalıntıları #kitapsözleri #kitapokuyorum #okumamaratonu #okudumbitti
  • "Polisiye romanlarda tehlike satırların arasında kalmaya mahkûmdur.

    Küçüklükten beri dost olan Kenan, Nihat ve Selim hikayesi. Her şey Kenan' ın ölümsüz olmak düşüncesi ile cinayetleri konu alan bir fotoğraf sergisi açmak istemesiyle başlıyor. Sergi açmak ile bitmiyor olaylar, Kenan fotoğraflarda fark ettiği küçük ayrıntı ile üç yakın arkadaş dedektifliğe soyunuyor.  Yazarın kültür bilgisi ile donatılmış paragraflarda kendinizi Beyoğlu nda hissediyorsunuz. Beyoğlu 'nu en güzel anlatan birisi, kitapta da zaten gittikleri mekânların, sokakların, insanların ve bir çok unsuru betimleyerek çok güzel bir şekilde anlatmış. İstanbul u pek sevemesemde eğer gidersem kesinlikle Beyoğlu'na uğramadan ayrılmayacağım.
    Kitabın sonuna kadar kendime en yakın Selim geldi. Ya olayları onun ağzından anlatıldığı için ya da kendime benzettiğim için. Başlarda acaba neden Selim anlatıyor diye düşünmüştüm, sonunda anladım. Ama sonu öyle bitmeseydi bile yine Selimin anlatmasını tercih ederdim. Sonuna çok şaşırdığımı söylemeden geçemeyeceğim.
    Bir bölümde acaba dedim ama yok değildir deyip konuyu kendi kendime kapatmıştım ama baya baya yok olmaz dediğim olay oldu.
    Başlarda polisiye olayı nerede dediysem de aslında yazar meğerse bize cinayet-polisiye  romanını sorgulatıyormuş. Çokta güzel sorgulattı.

    Polisiye kitaplarını seven biri olarak kesinlikle tavsiye ediyorum. !Son olarak söylemeden geçemeyeceğim ama  Everest yayınlarının cep boy kitaplarında son düzenlemelerini tekrar gözden geçirselerdi keşke, o kadar çok yazım hatası vardı ki bir yerde çok can sıkmaya başladı. •
  • 160 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Hayata edebiyatla bakmak, hayatı çoğaltmaktır, büyütmektir, zenginleştirmektir. Hayata edebiyatla bakmak, hayatı bir sanatın estetik açılımları ile güzelleştirme inceliğidir. Hayata edebiyatla bakmak, hayata bir çift göz yerine, bir çok çift göz ile bakabilme çoğalışıdır. Hayata edebiyatla bakmak, bugünü olduğu kadar, derin geçmişi ve sınırsız geleceği de yaşayabilme imkânıdır. Hayata edebiyatla bakmak, hayatın sınırlarının dışındaki hayatı da tanıyabilme başarısıdır. Hayata edebiyatla bakmak, hayatı özümseye özümseye, tadında yaşayabilmektir.
    Sizce de öyle değil mi. Hayata edebiyatla bakabilmek mesele. Bakabilen her şeyde bir sanat görür bakabilen her alanda ruhuna bir deva bulur. Akademik bir eser olmasına rağmen beni gerçekten derinden etkileyen meseleler vardı içinde. Eski Türk edebiyatı insanın ruhuna ilmek ilmek işlenen işleme gibi doluyor insanın ruhuna. Ve siz bu eserde, - eğer gerçekten kendinizi verirseniz ve bu alanla biraz olsun ilginiz varsa, bu alana merakınız varsa - kendinizi, eskilerin ruhunu bulacaksınız.
    Ahmet Hamdi Tanpınar okurları ve severleri bu esere eminim bayılacaklar. Çünkü Tanpınar kokuyor buram buram. Sadece o mu? Hayır hayır hayır...
    Tevfik Fikret, Rasim Özdenören gibi değerli isimleri de bulacaksınız. Onların ruhları üzerine tahlillerle derinlere ineceksiniz. Ben çok beğenerek severek okudum. Bu alana akademik bir merakım yoktu ama severek okudum. Kendinizi akademik görünce anlaşılmaz gibi düşünmeyin.
    Olumsuz olarak demeyelim ama biraz daha geniş alınsa daha da güzel olabilirdi. Biraz daraltılmış, öyle olmak zorunda aslında o kadar çok ki bu alanda değerlendirilmesi gereken yazar ve eserler.
    Hayata biraz daha geniş bakabilse idik edebiyatla yani, bitmeseydi mesela eser biraz daha kalabilseydi yazarların ruhlarinda ... Ne güzel olurdu. Edebiyatla kalın
  • 690 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10·
    Merhabalar 🤗 Bugün çok sevdiğim serilerden biri olan Harry Potter serisinin son kitabı olan Harry Potter ve Ölüm Yadigarları ile geldim.

    Şu an seriye veda ettiğim için çok üzülüyorum ama aynı zamanda bu kadar güzel bir seriyle tanıştığım için çok mutluyum. Ama keşke hiç bitmeseydi bu seri.

    Seride en sevdiğim şey ilk kitaplarda verilen küçük küçük ipuçlarının son kitapta kullanılmasıydı. Hatta bazen bu ipuçlarının farkına bile varmıyorsunuz.

    Seride en sevdiğim ikinci şey ise her karakterin iyi veya kötü olmasındaki sebepler belirtilmiş olmasıydı. Özellikle kötü karakterlerin geçmişlerini okumak çok keyifliydi.

    Ayrıca bu seride duyguların en iyi işlendiği kitabın bu kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü neredeyse ağlayacak duruma geldiğim iki sahne de çok güzel bir şekilde aktarılmıştı okuyuculara. Ki beni bilen bilir, neredeyse, hiç ağlayan biri değilimdir.

    Konudan pek bahsetmek istemiyorum spoiler olabileceği için. Ama bazı şeylerden her zamanki gibi bahsedeceğim.

    Kitapta yazım, noktalama hatası yoktu. Çeviri çok güzeldi. Anlatım bozukluğu yoktu ve kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Özellikle serinin son iki kitabı çok akıcı.

    Eğer bu kadar mükemmel bir seriyle hala tanışmadıysanız hemen alın ve okuyun. Ben en kısa sürede Lanetli Çocuğu’da okuyacağım. Benim en sevdiğim serilerden biri oldu Harry Potter.
  • Hem Patrona Halil hem de Kabakçı Mustafa profesyonel birer ihtilâlciydiler. Patrona, hamam tellağıymış da falan filan... Alakası yok. Daha önce de benzer işlere girmiş ve padişah tarafından, maalesef affedilmiş bir profesyoneldir. Onlarda işin içine Fransa, Rusya ve İngiltere gibi dış güçler de girmişti. Bana göre Lale Devri, Osmanlı'nın sanayi inkılâbıydı. Eğer dış güçlerin desteklediği bir isyanla bitmeseydi, Osmanlı, devrinin en güçlü devleti olacaktı. Lale Devri, fabrikaların açıldığı muazzam bir devirdir. Çok mühimdi. Tarihçi Ahmet Refik'in karikatürize ettiği gibi değildir, yani öyle zevk-i safa devri falan değildir. Mühim yatırımların olduğu bir hamle devresidir. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa da fevkalade bir adamdı. Ancak o devir kanlı bir darbe ile bitmiştir.
  • 309 syf.
    ·28 günde·9/10
    Felsefeye nereden başlamam gerektiğini sürekli düşünüp bu sebeple bir türlü başlayamayan bana mükemmel bir giriş yaptırtmış kitaptır kendisi..

    Yazarımız, felsefeyle gündelik hayatta yaşadığımız sorunları o kadar güzel harmanlamış ki..okuyan kişi için felsefe yapmak günlük işlerden birisiymiş gibi gelebilir..

    Dili anlaşılır, sohbet tarzında ve okuyanı sıkmayan üslubuyla tam bir felsefeye giriş eseri niteliğinde benim için.

    Son sayfalara doğru bitmeseydi keşke diyebileceğiniz bir kitap- eğer felsefeyle derinden ilgilenmiyorsanız- Tekrar okur muyum bilemiyorum ama yazarın diğer kitaplarına bakacağım kesin..