Lavinia, bir alıntı ekledi.
23 May 17:49 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

If we followed our feelings all the time,we would be like cats chasing their tails.
Eğer her zaman hislerimizi dinleseydik kuyruklarını kovalayan kediler gibi olurduk.

To Kill a Mockingbird, Harper Lee (Sayfa 271)To Kill a Mockingbird, Harper Lee (Sayfa 271)

Anooshirvan Miandji
bir öğretmenin kaleme aldığı bu anıyı paylaşmak istiyorum:

2000 yılının aralık ayıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Bir devlet okulunda heyecanla derslere giriyordum. Sınıflardan birinde, şartlı cümleleri anlatırken tahtaya İngilizce bir cümle yazdım.

“Evet çocuklar, tahtada ‘Eğer çok zengin olsaydım anneme… alırdım.’ yazıyor. Cümledeki boşluğu, hayal gücünüzü de kullanarak doldurun. Anlaşıldı mı?” dedim.

Anlaşılmış olmalı ki herkes sessiz bir şekilde dağıttığım küçük kâğıtları aldı ve gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kâğıtları topladım ve tek tek okudum. Uzay gemisi, Ferrari, Miami’de yazlık, Maldivler’de ada… Ben okuyorum, sınıf gülüyordu. Son kâğıdı içimden okudum. “If I were rich, I would buy flowers for my mom.”

Cümlenin sahibi, o sene sınıfa yeni gelen çelimsiz, içine kapanık bir çocuktu. “Aramızda çok duygusal bir arkadaşımız var!” dedim. “Selim, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin?”

“Çiçek alırım, yazdım öğretmenim.”

Sınıfta hafif bir kahkaha koptu. “Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim.
Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı” dedim. Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp “Aklıma başka bir şey gelmedi öğretmenim” dedi usulca. Yüzünde Mona Lisa tablosunu andıran gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı. “Oğlum, dalga mı geçiyorsun?” dedim sertçe. “Aklınıza bir şey gelmesi için illa not mu vermemiz gerekiyor?”

Hiç cevap vermedi. Kâğıtları geri dağıttım. Sınıf, çalan zille birlikte kovanı kurcalanmış arı sürüsü gibi bahçeye aktı. Dışarıda ince bir yağmur yağıyordu.

Ertesi sabah okula geldiğimde Selim’in babasını lobide beni beklerken buldum. Önündeki sehpada bir gün önce sınıfta dağıttığım buruşuk kâğıt parçası duruyordu. Oturup biraz konuştuk. Kısa bir görüşmeden sonra ayrıldı. Zorlukla zümre odasına doğru yürüdüm. Başım dönüyordu. Hıçkırığa benzer garip bir şey diyaframdan gırtlağıma kadar tırmanmış, patlamaya hazır bekliyordu.

2000 yılının aralık ayıydı ve ben, kâğıttaki küçük boşluğu çiçekle dolduran Selim’in, hayatındaki en büyük boşluğu da çiçekle doldurmaya çalıştığını öğrendim.

Üç ay önce bir trafik kazasında annesini kaybettiğini ve o günden beri, babasıyla, hiç aksatmadan her cuma günü annesinin mezarını ziyaret edip mezarlığa çiçek diktiklerini…

Önceki gece babası duymasın diye yüzünü yastığa gömerek sabaha kadar hıçkırdığını…

Ve üniversiteden alınan diplomayla öğretmen olunamayacağını…

Hepsini, hayatımın o en serin aralık sabahında öğrendim.

“Öğretmenlik sabah gidip öğlen geldiğin, cumartesi, pazar, sömestır ve yazın tatil yaptığın bir meslek değildir. Öğretmenlik Anne olmaktır. Baba olmaktır. Abi olmaktır.. Kısacası İnsan olmaktır.

“İnsan gibi insan öğretmenlerimizin önünde saygı ile eğiliyorum. “

Hz. Mevlana
"Eğer Yaradanın Dostuysan, Ateş Senin Suyundur. "
"If you are a friend of Creator, fire is your water.

vv
Eğer sevmeye gücün varsa,
ilk başta Allah'ı sev.

If you have the ability to love,
love Allah first.

Nihat, bir alıntı ekledi.
20 Şub 16:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

If it wasn’t painfully difficult, you did it wrong.

Eğer çok zor olmadıysa, yanlış yapmışsındır.

Melekler ve Şeytanlar, Dan Brown (Sayfa 251)Melekler ve Şeytanlar, Dan Brown (Sayfa 251)

The Resident
"If it were easy, everyone would be a doctor, because this is the best job in the world, despite everything. Because of everything."
Conrad Hawkins

"Eğer kolay olsaydı, herkes doktor olurdu. Bu dünyadaki en iyi iş çünkü. Her şeye rağmen. Her şey yüzünden."
Conrad Hawkins

Gamze Akyüz, bir alıntı ekledi.
 01 Şub 01:56 · Kitabı okuyor · Beğendi · 9/10 puan

-IF- (Eğer)
Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen

Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen

Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen

Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen

Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen

Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde ‘dayan’ diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen

Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen
yeryüzü ve üstündekiler senindir
ve dahası
sen bir İNSAN olursun oğlum...

Rudyard Kipling

Ben Kimim? Ben Neyim?, Tahir Özakkaş (Sayfa 59 - undefined)Ben Kimim? Ben Neyim?, Tahir Özakkaş (Sayfa 59 - undefined)