• 340 syf.
    ·13 günde·8/10
    Beyaz körlük! Karanlığın bizde çağrıstırdıkları ile ters anlam yaparsak eğer beyaz körlük kör olmaklığın fizikselden öte bir körlük olduğunu ve cahil körlüğü gibi bir körlük te olmadığı algısını veriyor. Belkide biz zaten gören körler idik ifadeside bu anlamı dahada bütünlüyor. Yaşam standartları yüksek eğitimli eğitimsiz yaşlı genç yada her ne konum yada durumda olursak olalım insan olmanın bize verdiği ihtiyaç ve gereksinimlerimiz hep aynı. Bizi birbirimizden farklı kılan, olaylar karşısındaki tavrımız veya tepkilerimizdir. Bir anlamda vicdanımız yada vicdanımızın sınırları diye biliriz. Yazar kitapta kural tanımaz bir üslup kullanmış imlasız ve parağrafsız bir yazı. Körler ülkesinde kurallar uzun süre uyulası bir değer arz etmiyor. Yani belki içeriği ile uyum arz eden farklı bir anlatımda kullanmış olabilir yazar bu yolu tercih ederken. Ayrıca maceranın geçtiği yerin yada kişilerin isimsizliği de ya bu anlamda bir anlatım yada empati yapmayı daha kolay kılmak içselleştirmek için tercih edilmiş veya her ikisi birden. Olay trafikte bir kör olma hadisesi ile başliyor ki daha başlar başlamaz aldatanın da aldananın da insan olduğu bir dünya profili çiziliyor. Güc,iktidar, egemen olma duygusunun en zor zamanda bile insanın önceliklerinde yer alıyor olması ve bu uğurda her melanetin meşru görebiliyor ve hatta taraftarlarının oluyor olması gerçektende insan olana çok iğrenç ve tiksinç geliyor. Bütün bölge yada dünyanın kör olduğu bir yerde gören bir tek kişi vardır. Ahlaki kuralları,kendi insanlığına yakıştıra bileceği yada yakıştıramayacağı eylemleri vardır. İstese insanlığın tamamını kendi egemenliği altına alabilecek yetiye görme yetisine sahiptir. Ancak o bunu yapmak yerine daha çok yardımcı olma ve görmeyen insanların sorumluluğunu alma görevini üstlenmiştir ki belkide görüyor olmasının tek sebebi de bu insani erdeme sahip olmuş olmasıdır. Anlatılmaya değer çok şeyler var ama daha fazla uzatmak istemiyorum. Tavsiye edilesi okunulası bir kitap...