Ekinç Eser

Ekinç Eser
@ekinceser
Üniversite
Ankara
İstanbul, 1 Eylül
24 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·96 syf.··
2020 28. kitabı
Anlatacak veya diyecek hiçbir şeyim yok çünkü okuduğumdan ne yazık ki (muhtemelen benşm yetersizliğim) hiçbir şey anlamadım. Neden? Bunu sordum kendime, neden? Bir insan neden böyle bi kitap yazar ve okuyanlar bunu nasıl sever. Bana göre zaman kaybı, hoş zaten çok kısa anca 1-2 saatinizi alır ama ben herhangi bir övgüyü hakedecek bir şey göremedim.
Mavi SakalMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2019288 okunma
Reklam
10/10
·336 syf.··
2020 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2020 18:22
Öncelikle şunu söylemem gerek; eğer Anna Karanina’yı okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız ilk önce onu okuyun. Çünkü Milan Kundera spoiler veriyor haberiniz olsun. Neyse konuya gelelim. Ne yalan söyliyim ne okuduğumu bilmiyorum. Roman, tarih, felsefe, kişisel gelişim? Hiçbir fikrim yok. Ama bu demek değilki zevk aldım. Müthiş bir kitap. Her sayfasında bir bir mesaj, hayatın anlamına dair bir söz var. Yalnız okuması kolay değil. Belki alışık olmadığımdan belki de doğrusu bu ama dipnot hiç olmaması biraz can sıkıcı. Bazı şeyleri anlamak için, yani kştabım gerçekten ne demek istediğini anlamak için felsefe bilmeniz lazım. Biraz sanat tarihi, özellikle müzik hatta Bethowen, biraz da Çekya tarihi. Yani Permenides veya ebedi dönüş veya biraz Nietzsche olmadan, kurguyu kafanızda oturtmanız biraz zor olabilir. Tabi bu kişiden kişiye değişir. Hepimiz okuduğumuz kitaplardan farklı anlamlar çıkarırız. Özellikle romanlardan. Benim bu kltaptan analdığım, hayatı bir kere yaşıyoruz ve yapacağımız seçimlerin hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu veya olacağımı bilememizin ihtimali yok, bu sebeple başkası için bir hayat değil kendimiz için yaşamalıyız. Mutlu olmak bencillik ister ve sen mutlu olabilirsen başkalarını mutlu edebilirsin.
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2020 14:41
Harika bir distopya. 1950 lerde yazılmış olmasına rağmen gelecek ile ilgili öngörüleri inanılmaz. Özellikle insanların okumaktan uzaklaşarak enformasyon çağında olduklarına dem vurup ( aslında yaptıklarıyla bulundukları çağın alakası yok) “Survivor” daki yarışmacıları aynı kitaptaki gibi ailesinin bir parçası gibi benimsemesi müthiş. Şu anda cidden de kitaptakine benzer olarak insanlar uzaklaştı okumaktan. Amacım yargılamak değil ama artık her şeyin en kısasını, özetini istiyoruz. Kafa yoracak bir şeye harcayacak zamanımız yok gibi davranıyoruz. Bilgisayarda, tablette, akıllı telefonda ve televizyonda bizi düşündürecek şeyleri görmeye tahammülümüz yok. Değişen renkler ve pikseller var sadece hayatımızda. Üzücü olayları yok sayıyoruz, her şey sadece eğlence merkezli. Bu kitap belki bir uyanış, belki de uyanış için bir çağrı. Şu an yaşadığımız çağda ve içinde bulunduğumuz toplumda kitapları belki fiziksel olarak yakmadık ama kafamızın içinde yakıyoruz yavaş yavaş.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Puan vermedi·704 syf.··
2020 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2020 00:39
Yani bunu söylemek tabi çok saçma böyle bir kitap için ama okuduğum en harika, müthiş kitaplardan birisi. Neden bu zaman kadar okumamışım bilmiyorum. Çok büyük pişmanlık Kurgu inanılmaz güzel. Söylenen her sözün, içinde bulunan tüm karakterlerin, gerçekleşen her olayın bir nedeni var. Boşa okuyacağınız tek bir sözcük, cümle, diyalog yok. Konusunu herkes az çok biliyordur diye tahmin ediyorum. İşin özü şu iyi bir şey yapmak için kötü bir şey yapmaya hakkımız var mı?
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025193,9bin okunma
8/10
·210 syf.··
2020 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2020 00:34
Okudum ve hayatım değişti denecek kitaplardan bir tanesi. Bir roman değil öncelikle hayat dersi gibi. Üzerine yazılacak o kadar çok var ki nereden başalamam gerektiğini gerekten bilmiyorum. Bazı şeyleri kopuk kopuk yazabilirim, o yüzden kusuruma bakmayın. Öncelikle anlatım tarzı biraz ağır. Öyle otobüste giderken okunacak bir kitap değil. Uzun, ağdalı ve devrik cümleler çoğunlukta. Hatta bir ara Marcel Proust okuyorum hissine bile kapıldım. Özellikle 70-80 sayfası zor aktı ama sonrası durdurulamazdı. “Bozkıkurdu Üzerine İnceleme” safhasını tekrar tekrar okudum. Belki bu benim biraz kalın kafalı olmamdan da kaynaklanmış olabilir. Bir kendini gerçekleştirme, insanın hayattaki amacını (eğer varsa) bulma hikayesi. Bir çok yerinde kendimden yansımalar buldum kitapta. Özellikle Harry’nin sosyalleşme çabası ve daha sonra bundan pişman oluşu neredeyse benim benzer durumlarda hissettiklerimle aynı. Yalnızlığın getirdiği bir şey belki de bu. Bu arada şunu söylemeden geçemeyeceğim; bundan önce TATAR ÇÖLÜ’nü okudum ve şuna kanaat getirdim; Drogo bir “Bozkırkurdu”. Bölümlerden bir çok not aldım ama bunları burada uzun uzadıya anlatmak çok gereksiz olacak zannımca. İşin özü şu: Ne kadar aydın, bilgin veya ermiş olursanız olun eğer hakkını vererek sahip olduğunuz bu hayatı yaşayamıyorsanız ölmeyi hakediyorsunuz denektir. Kendinizi üstün görüp diğerleri diye sınıflandırdığınız kişilere kibirle ve yukarıdan bakmak içinizi sadece karamsarlıkla doldurur. Yapmak istediğiniz bir eylemi, yapmanız gerekn zamanda yapmak zorundasınız çünkü hayat gerçekten çok ciddiye alınmayacak kadar kısa. Herkese sevgiler.
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,6bin okunma
Reklam