…İnanç sahibi olduğumuz hususların çok derinlere kök salmış olması icab ediyor. Neye inandığımızı tam manası ile idrak etmemiz ve inandığımız şeyin kesinliği hususunda da kalben emin olmamız gerekiyor. Ancak bu şekilde olursa amellerimiz inancımızı yansıtabilir.
“Tarihte ekonomik gelişme ve iyi işleten bir pazar ekonomisi her zaman el ele olmuşlardır. Sağlıklı pazar inovasyonları uğraşmaya değer kılar üretkenlik artışını teşvik eder. Batının refahının altındaki itici güç de bu olmuştur. - Sovyetler Birliği bunun iyi bir örneğidir. Eskiden dünyadaki en iyi bilim insanları ve mühendislerin bir kısmı onlardaydı. Silah ve uzay teknolojilerinde büyük başarılar elde ettiler. Fakat inovasyonun getirilerini sivil ekonomiye hiçbir zaman yansıtamadılar. Bunun en önemli nedenlerinden biri, iyi işleyen bir pazarlarının olmayışıydı.”
Türkiye de benzer durumdan geçiyor diyebilir miyiz? En iyi mühendislerimizin çoğu savunma sanayiinde çalışıyor ve oradaki başarımızı sivil hayata aktarabildiğimiz söylenemez. Acaba oradaki insan gücünü vesilelerle sivil hayat projelerine çekmek ve bu sayede sivil projelerde de globaldeki rakipleriyle baş edebilecek ürünler/şirketler ortaya çıkarmak mümkün müdür?