“Hep istediğin arabayı alırsın ama birkaç yıl sonra yenisini istersin. Hayallerindeki evi alırsın ama sonra hayallerinin yeterince büyük olmadığına karar verirsin. Sevdiğin kadınla evlenirsin ama sonra onu neden sevdiğini unutursun.”
“Uzun süredir beraber olan her çift gibi, birbirimize düzenli olarak "seni seviyorum" derdik. Anlamını neden ya da ne zaman yitirmeye başladığını bilmiyorum ama bir noktada bu iki küçük kelime iki küçük yalana dönüştü. Daha çok -eğer birimiz evden çıkıyorsa- "Hoşça kal"ın ya da -yatıyorsak-"iyi geceler"in yerini almaya başladı. Bir süre sonra hepten kısaltıp, "seviliyorsun" demeye başladık, aynı boş duyguyu tek kelimeyle de söyleyebilecekken iki kelime ziyan etmenin ne anlamı vardı? Âdeta o kelimelerin anlamını unutmuş gibiydik...”