• Ekolojik dengeyle oynamak her zaman felaket getirir.
  • Bu üç sorundan her biri; nükleer savaş, ekolojik çöküş ve teknolojik sıçrama insanların yarattığı medeniyetin geleceğini tehdit etmeye muktedir. Ama hepsi bir araya geldiğinde, özellikle de birbirlerini destekleyip şiddetlendireceklerinden, ortaya akla hayale sığmayan bir varoluşsal kriz tablosu çıkıyor.
  • Biz insanlar geçmişte dış dünyayı kontrol etmeyi öğrendik ama iç dünyamız üzerinde çok az kontrole sahiptik. Baraj inşa edip nehirlerin akışını durdurmayı biliyorduk ama bedensel yaşlanma nasıl durdurulur bilmiyorduk. Kanalizasyon sistemi tasarlamayı biliyorduk ama beynin nasıl tasarlandığı konusunda hiçbir fikrimiz yoktu. Kulağımızın dibinde vızıldayıp uykumuzu kaçıran sinekleri avlamak bildiğimiz bir şeydi fakat zihnimizi meşgul eden bir düşünceden ötürü uyuyamadığımızda, çoğumuz bu düşünceyi nasıl avlayacağını bilmiyordu.
    İnsanlar oldum olası , aletler icat etmekte aletleri akıllıca kullanmaktan daha başarılı olmuştur. Üzerine baraj inşa edip nehrin akışına müdahale etmek, bunun ekolojik sistemde yaratacaği karmaşık sonuçları öngörmekten daha kolaydır. Benzer şekilde zihinlerimizin akışını yönlendirmek, bunun psikolojimiz ya da toplumsal sistemler üzerindeki etkisinin ne olacağını tahmin etmekten daha kolay olacaktır.
  • "Diğer canlıların isteklerinde yıkıcılık yoktur, diğer canlılar doğayı tahrip etmeksizin kendi doğal hayatlarını sürdürürler. Hayvanlarla bitkiler ekolojik dengeyi bozmuyorlar. Hâlbuki insanlar istek ile bolluk arasında denge kuramadıkları için tabiatın dengesini de yıpratıyorlar."
  • 21 dile çevrilmiş uluslararası bir bestsel.
    Yazarın maalesef kendi gerçek yaşam hikayesi.
    Savaş çıkaran ve ülkeye açlık, yokluk, fakirlik, acı getiren yaratıklar...
    borçlandığı için ve para bulamadığı için kendi öz evladını satarak karnını doyurmaya çalışan yaratıklar...
    aileleri tarafından sahipsiz bırakılan satılan küçücük masum yavrucukları acımasızca istismar eden, şiddet uygulayan zavallı yaratıklar
    Allah sizi neden yarattı ne gerek vardı hayata ne katkınız var.
    Bir solucan kadar ekolojik dengeye katkınız yok.
    Sinir bozucu ve isyan ettiren hayat hikayeleri
    Yorumsuzzzz
    Allah sizi kahretsin... pis leş kargaları hurafelerinizle acımasızlığınızla Lanet olsun size
  • Philip K. Dick Toplu Öyküleri Cilt 2: Kader Ajanları

    5 ciltlik Toplu Öyküler serisinin 2. cildi olan Kader Ajanları, dilimize ilk kez Alfa’nın bir alt markası hüviyetindeki Büyülü Fener Yayınları tarafından 2014 yılında çevrildi. Orijinal adı The Collected Stories of Philip K. Dick, Volume 2: Second Variety olan eser, daha sonra yenilenmiş haliyle Alfa Yayınları tarafından 2018 yılında tekrar basıldı. Çevirisini Berna Kılınçer’in üstlendiği kitapta PKD’nin 3’ü hariç 24 bilimkurgu öyküsü bulunuyor. Tamamı 1952 ve 1955 yılları arasında yazılan bu hikayeler zamanda yolculuk, robotlar, yabancı türler, gerçekliği sorgulamak ve askeri bilimkurgu temaları etrafında toplanıyor.

    Philip K. Dick’in gençlik yıllarında kaleme aldığı öyküler yer yer basit anlatımlarıyla dikkat çekse de Dick’in usta yazarlık kariyerine attığı sağlam adımlar niteliğinde. Zira bazı öyküleri etkileyici olmasa bile, vermek istediği mesajları sade anlatımıyla zihinlerimize işliyor. Norman Spinrad’ın önsözüyle başlayan kitap, PKD’nin 1974’te paranoya hakkında kısacık bir röportajına da yer vermektedir. Norman Spinrad’ın 1986’daki önsüzünde, Dick’in yazdığı öykülerin yazarın iç dünyasına bakmamızı sağlayan birer pencere olduğu önemle anlatılıyor. Ayrıca PKD’nin kısa bir röportajının yanı sıra kitabın sonuna eklenen notlar bölümüyle de öyküler hakkında bilgi bulunuyor.

    Kurabiye Hanım

    Hansel ve Grater masalını anımsatan Ray Bradbury tarzındaki bu fantastik kısa öykü, ona kurabiye pişiren, nazik ve yaşlı hanımı ziyaret eden “Bubber” adlı tombul bir genç çocuğu anlatıyor. Ama Bubber’in bilmediği şey, kurabiye hanımının göründüğü kadar nazik olmadığı.

    Kapının Arkasında

    Larry, karısı Doris’e eski bir guguk saati hediye eder. Bu guguk saatinin evlerine girmesiyle hali hazırda bozuk olan birliktelikleri daha da kötüye gider. Doris, kocasının kıskançlığı ve kendisine gösterdiği sert tavırları nedeniyle vaktinin tümünü guguk saatiyle geçirir. Kıskançlık, kötü ilişkiler ve guguk kuşuna duyulan sevgi beklenmedik bir cinayetle kapının ardındaki katili gözler önüne serer.

    Öyküye Ait Kısa Film

    İkinci Tür

    Sovyetler Birliği ile Batı arasındaki nükleer savaş, dünyanın büyük bir kısmını çorak araziye çevirir. Ancak savaş, insanlığın dağınık kalıntıları arasında devam ederken Batılı güçler, kendi taraflarında savaşmak için özerk ve kendi kendini kopyalayan robotlar olan “pençeleri” geliştirirler. Pençeler kendilerine tanınan bu özerklikleri ile zamanla geliştirerek farklı türlere ayrılır. Bu gelişmeden haberi olmayan Binbaşı Hendricks, Sovyetlerin müzakere isteğini kabul ederek Sovyet Komuta Merkezine gider. Öykü, Binbaşı Hendricks ve 3 Sovyet yanlısı askerin geriye kalan 2. Tür adlı robotu bulma çabalarını ürpertici ve kasvetli bir atmosferde ele alıyor.

    →İncelemesini Oku

    Jon’un Dünyası

    Jon’un Dünyası bir önceki hikâyenin devamıdır ve daha ileri bir gelecekte geçmektedir. Kastner ve Caleb Ryan, yakın zamanda tamamlanmış bir zaman makinesi ile Pençeleri tasarlayan bilim adamı Schonerman’ın zamanına giderek belgeleri ele geçirmeye çalışırlar. Bu görev sırasında istedikleri belgeleri ele geçirirler fakat bilim adamını da yanlışlıkla öldürürler. Geçmişi değiştiren Kastner ve Caleb Ryan, şimdiki zamanlarına dönerken kendilerini nasıl bir dünyanın bekledikleri üzerinde düşünmeye çoktan başlamışlardır bile.

    Kozmik Avcılar

    İlk kez 1953’de yayımlanan ‘Kozmik Avcılar’ Sirius sisteminde gezegenler arası Polis timinin komutanı olan Shure’nin, şüpheli bir şekilde Terran topraklarında seyahat eden Adharan adlı böcek türünü takip etmesini ve bu şüpheli yolculuğun arkasındaki gizli planları öğrenmesini anlatır.

    Oğullar

    Öykü, hükümet tarafından zorunlu olarak uygulanan çocuk yetiştirme programlarının, aileleri nasıl dağıttığını çarpıcı ve öngörülür bir şekilde anlatıyor. Zira çocukların gelişimi ve eğitiminin yanı sıra hangi mesleğe sahip olacakları da 9 yıllığına tamamen robotların elindedir. Dick, robotların himayesinde büyüyen çocuğun bakış açısından bizleri robotların nasıl gördüğünü ortaya çıkarıyor.

    Bazı Hayatlar

    Sürekli patlak veren savaşlar sonucunda Bob Clarke ordu tarafından çağrılır. Bob’un gidişinden sonra oğlu ve karısı da savaş için hazırlanırken Bayan Clarke ‘Peki geriye kim kalacak?’ sorusuyla zihinleri meşgul ediyor. Bazı Hayatlar adlı bu öykü, tüketici bir toplumun, ülkeyi savaşa nasıl zorunlu hale getirdiğini acımasız ve anti-militarist bir yaklaşımla anlatır.

    Marslılar Geliyor

    Sıradan bir Amerika kasabasında geçen bu öykü, kendi gezegenlerinde gerçekleşen ekolojik tehlikeler nedeniyle yok olmak üzere olan Marslıların, bulutlarla birlikte her iki yılda bir kasabaya inmelerini ve kasaba sakinlerinin Marslıları hiç düşünmeden öldürme arzularını anlatmaktadır.

    Yolcu

    Tren İstasyonu Yöneticisi olan Bob Paine, Crichet adındaki küçük bir adamın, olmayan bir yer için bilet almak istediğini ve gerçeği öğrendiğinde ise birden yok olduğunu iş arkadaşlarından öğrenir. Öykü, bu gizemli olayı araştırmaya karar veren ve araştırmaları sonucu banliyöyü bulan Crichet’in macerasını anlatır.

    İstediği Dünya

    Alternatif dünyalar teorisinin mükemmel bir örneği olan İstediği Dünya adlı bu öykü, Larry Brewster’ın bu Dünyanın kendisi için var olduğunu ve kendisine hizmet ettiğini söyleyen bir kadınla tanışmasını anlatır. Olağanüstü şansı ile Bay Larry’i şaşırtan kadın aslında yanlıyor olabilir miydi?

    Yüzey Baskını

    Uzun süren savaşlar sonrası yeraltında yaşayan Teknokratlar yüzeye çıkarak baskınlar düzenler ve ‘sap’ ismini verdikleri insanları köle olarak kullanmak için kaçırırlar. Genç bir Teknokrat olan Harl, ‘sapların’ kendi ataları olduğunu öğrenince yüzeye yaptıkları bir baskında dişi bir ‘sap’ ile yakın ilişki kurunca her şey değişir.

    Proje: Dünya

    Üç küçük çocuk, gizli bir proje hakkında harika bir kitap derleyen yaşlı Edwards Billings’i gizlice araştırırlar. Aralarında en meraklısı olan Tommy, yakaladığı ilk fırsatta Billings’in evini inceler. Öykü, Tommy’nin, arka bahçede parmak kadar olan 9 insanı bulmasıyla daha da ilginçleşir.

    Kürelerin Derdi

    Robotların tüm işleri yaptığı bir gelecekte insanlar, uyumak, beslenmek ve eğlenmek dışında başka bir şeyle uğraşmazlar. Bu sıkıcılığı değiştiren şey ise Packman adında bir gencin tasarladığı küreleri piyasaya sürmesiyle son bulur, zira bu küreler ile insanlar kendi dünyalarını ve ırklarını yaratarak birbirleriyle yarışırlar.

    Alacakaranlıkta Kahvaltı

    Kendilerini bir nükleer savaşın ortasında bulan McLeans ailesi, duruma el koyan polis Douglas’ın yardımlarıyla 7 yıl geleceğe geldiklerini öğrenirler. Öykü, Mcleans ailesinin kendi zamanlarına dönüp dönmeme kararında hemfikir olmaya çalışırlarken maruz kaldıkları bombardıman sonucunda yaşadıklarını anlatır.

    Pat’in Hediyesi

    Ganymede’ye iş gezisine giden Eric, karısına uzaylı bir Tanrı satın alır. Karısı ve arkadaşını Tanrı ile tanıştıran Eric, olayların ne denli değişeceğinin farkında bile değildir. Tanrı ve ev sakinleri arasında gerçekleşen sohbet, Tanrı’ya yöneltilen hakaretler sonucu Pat’in taş kesilmesi ve Eric’in arkadaşının kurbağaya dönüşmesiyle içinden çıkılmaz bir soruna neden olur.

    Başlıkçı

    Telepatların etkin rol oynadığı bir toplumda vatandaşlar, yönetimden hiçbir şey saklayamaz durumdadır. Bunun bir sorun olduğunu düşünen mucit Cutter zamanla bir başlık tasarlayarak insanların zihinlerinin okunmasına engel olmaya çalışır.

    Kurumuş Elmalar

    Genç bir kız, yaşlı ve ölmek üzere olan bir elma ağacını günlerce ziyaret etmektedir. Son ziyaretinde ağaç tarafından kendisine sunulan elmayı eve dönerken yiyen kız gece vakti ölür. Kızın ölümünden sonra mezarı ziyarete gelen aile, mezarın yanı başındaki elma ağacını gördüklerinde Lori’nin ziyaret ettiği elma ağacını akıllarına getirirler.

    Yayınlanmış Sesli Öykü

    İnsan Dediğin

    Kocası Lester’ın Rexoria adlı gezegeni ziyaretinden sonra çok değiştiğinin farkına varan Jill, gerçeği kocasının iş arkadaşları tarafından öğrenir. Lester’ın arkadaşlarına göre, ölmek üzere olan bir Rexorialı Lester’ın bedenine girerek O’nun yerini almıştır.

    Kader Ajanları

    Sıradan bir hayatı olan emlakçı Ed, bir sabah işine geç kalır. Ed’in geç kalması, yanlışlıkla bir gerçeklik değiştirici yapılması planlanan T137 sektörüne girmesine sebep olur. Görmemesi gereken bir olaya tanıklık eden Ed’in hayatı bu olayla tamamen değişir.

    Öykünün Filmi

    Olmayan Gezegen

    Çok yaşlı ve zengin bir kadın efsane olarak anılan insanların yaşadığı Dünya gezegenini görmek ister. Bunu fırsat bilen kaptan Lawrence, Bayan Gordon’u tek uydusu ve bulunduğu sistemde 3. Gezegen olarak adlandırılan bir gezegene götürür.

    Sahtekâr

    Dışuzaylılar olarak bilinen istilacı yabancılara karşı silah tasarlayan ekibin bir üyesi olan Olham, Binbaşı Peters tarafından sabotaj düzenleyen bir robot olmakla suçlanır ve tutuklanarak öldürülmesi istenir. Olham’ın kendine yönelik bu suçlamaları çürütmesinin tek yolu ise asıl robotu bulmaktır.

    James P. Crow

    İnsanların robotlara hizmet ettiği bir gelecekte James P. Crow, 20 sınıfın bulunduğu insanlar ve robotların toplumunda en üst sıraya geçmek için sınavlara girer. İnsanların 20. Sınıfta olduğu ve hiçbirinin 19. Sınıfa bile geçemediği bu sınava karşı James P. Crow’ın, robotların dahi bilmediği bir silahı vardır.

    Ziyaretçiler

    Nükleer savaştan yüzyıllar sonra insanlar, saklandıkları sığınaklardan çıkarak hayatta kalan diğer insanları aramaya başlarlar. Yaptıkları aramalar sonucunda birçok türde canlıya rastlayan arama ekipleri, sığınakta kaldıkları süre boyunca Dünya’nın, mutantlara ve canavarlara ev sahipliği yaptığını öğrenirler.

    Küçük Kasaba

    Kasabadaki diğer tüm insanlar tarafından ezilen ve hor görülen Haskel, işi bırakarak hayatının çoğu zamanını çocukluğundan beri tutkusu olan minyatür kasabasıyla geçirir. Karısının kendisini aldatması ve hayattan tamamen sıkılması sonunda minyatür kasabasını kendi istediği bir düzene sokan Haskel, sonunda minyatür kasaba ile ortadan kaybolur.

    Hediyelik Eşya

    Uzun zamandır kayıp olan koloni, zamanla efsaneleşen Dünya gezegeninde Galaktik Hükümet tarafından bulunur. Keşfedilen koloninin eski kültürlere dayalı bir hayat yaşadığını öğrenen hükümet koloniye bir sözleşme teklif eder. Kendilerine sunulan sözleşmeyi reddeden koloni, yüksek teknolojiye sahip Galaktik Hümümeti ile savaş hazırlıklarına başlar.

    İnceleme Ekibi

    Nükleer savaş sonrası gezegenlerini yaşanamaz hale getiren insanlar, Güneş Sistemindeki tüm gezegenlerde inceleme yaparlar. Mars dışındaki tüm gezegenleri eleyen yetkililer, Mars’a bir ekip gönderirler. Mars’a giden inceleme ekibi buradaki araştırmalarını sürdürürken gezegenin tüm kaynaklarının tükenmiş olduğunu ve kim tarafından tüketildiğini de acı bir şekilde öğrenirler.

    Meşhur Yazar

    Hikâye, Ellis’in yeni bir ulaşım aracı olan gezdirgeç için test görevlisi olarak seçilmesiyle başlar. Gezdirgeçi işyerine gidip gelirken kullanan Ellis, bir gün tüneldeki bir yarıktan küçücük insanları görmesi sonucunda hiç ummadığı bir üne kavuşur.

    KAYNAK: http://www.bilimkurgukulubu.com/...lt-2-kader-ajanlari/
  • İnsanlar yeryüzündeki dört milyon yılı aşkın tarihlerinin çok büyük bölümünde, yani Yakındoğu'da bitki ve hayvanları evcilleştirmeye başladıkları 10.000 yıl öncesine dek, çevrelerinde buldukları yabanıl bitkileri toplayıp yaban hayvanları avlayarak, yani avcı-toplayıcılar olarak yaşamışlardır. Günümüzdeyse bu geçim örüntüsünü sürdüren insan topluluklarının sayısı son derece azalmıştır; yeryüzünün coğrafi açıdan marj inal bölgelerinde birkaç topluluk halen temel geçim faaliyeti olarak avcıtoplayıcılık yapmaktadır. Hiç kuşku yok ki, günümüz avcı-toplayıcılarının yaşam kosulları, insanlık tarihinin en uzun dönemini oluşturan paleolitik boyunca yaşamış avcı-toplayıcılardan çok farklıdır: Avcı-toplayıcı atalarımız dünya nüfusunun birkaç milyondan ibaret olduğu bir dönemde, kendilerine bereketli bir sofra sunan yeryüzünde -kritik iklim değişikliği momentleri dışında- besin sıkıntısı çekmeden yaşarken; günümüz avcı-toplayıcıları, sanayi toplumlarının kıyısında, onların tehdidi altında, kutup bölgeleri, balta girmemiş orman içleri ya da çöl arazileri gibi verimsiz topraklarda sürgün bir yaşam sürdürmektedirler. Dolayısıyla yoksunluk koşullarında yaşayan günümüz avcı-toplayıcılarından hareketle paleolitik atalarımız konusunda çıkarsamalar yapmak, hatalı olacaktır.

    Ne ki, Kalahari !Kung Sanları arasında uzun süreli araştırmalar yapan Richard Lee'ye göre avcı-toplayıcı toplumların ihtiyaçlarını karşılamak için gereksindikleri çalışma süresi, köylü ya da sanayi toplumlarına göre çok daha kısadır; örneğin bir !Kung kampında topluluğun yüzde 65'i "çalışarak" , yani avcılık-toplayıcılık faaliyetlerine katılarak topluluğun bağımlı yüzde 35'lik kesimini de destekleyebilmektedir. Üstelik bu " çalışan" kesim, zamanlarının sadece yüzde 35'ini geçim faaliyetlerinde geçirir. Yani yetişkin ve engelsiz bir !Kung erkeği ya da kadını, haftanın 2,5 günü avcılık ya da toplayıcılık yaparak, kendisinin ve bağımlılarının (çocuklar, yaşlılar, engelliler...) gereksinimlerini karşılayabilmektedir. (Lee, 1 969); bu nedenle Marshall Sahlins (2010) bu toplumları "ilkel refah toplumları" olarak tanımlar.

    Günümüz avcı-toplayıcıları, Robert Hitchcock'un verilerine göre Afrika'da Kalahari Çölü çeperlerinde yaşayan Sanlar; Orta Afrika Pigemeleri; Kenya ve Tanzanya'da yaşayan Okiekler ve Tanzanya Hadzaları; Kuzey Sibirya'daki Yukaghir ve Gilyak gibi halklar; Japonya Ainulan; kimi Avusturalya Aborijin grupları; Güney Amerika'da Amazon ormanları ve Tierra del Fuego'da yaşayan bazı yerli topluluklar; Kuzey Amerika Inuitleri ve bazı yerli gruplar; kuzeybatı kıyılarında yaşayan Tlingit, Tsimshian, Kwakiutl vb. balıkçı topluluklar. . . Hitchcock yeryüzündeki toplam avcı-toplayıcı nüfusunu 146.500 olarak hesaplamıştır. (Akt. Bates, 2009 : 1 19)

    Günümüz avcı-toplayıcıların birkaç tipini ayırt etmek mümkündür: 1) Yaya avcı-toplayıcılar; 2) Atlı avcıtoplayıcılar; 3) Balıkçılar. Bunlar · arasında en yaygın ve tipik olanı, yaya avcı-toplayıcılardır.

    Yaya avcı-toplayıcılar, üyelerini akrabalık temelinde devşiren takımlar halinde yaşamaktadır. Takımların nüfusu çevrenin optimal taşıma kapasitesine uygun olarak onlu sayılardan yüzlü haneli rakamlara dek değişebilmektedir. Avcı-toplayıcı takımların üyelerinin devşirilmesinin bir başka kanalı da sanal akrabalıktır: !Kung Sanlar arasında adaşlar akraba sayıldığı gibi, Inuitler arasındaysa birbiriyle mübadeleye giren ortaklar takımlar oluşturabilmektedir.

    Avcı-toplayıcı topluluklarda nüfus yoğunluğu düşüktür; örneğin Avrupalılar Avustralya Kıtası'na ayak bastıklarında, kıtanın neredeyse tümü avcı-toplayıcılıkla geçinen nüfusu 300 bin kişiyi ancak bulmaktaydı.

    Avcı-toplayıcılar, uygun çevre koşullarını bulduklarında yerleşikliğe eğilim göstermekle birlikte, genelde göçer ya da yan-göçer bir yaşam sürdürür. Oldukça yalın bir teknolojiye sahiptirler, alet çantaları genellikle taştan yontulma el baltalan, mızrak, ok ve yay, fırlatıcı silahlar ve yabanıl bitkileri devşirmede kullandıkları ilkel oraklardan ibarettir. Yine de, çevrelerindeki geniş ölçekli toplumlarla ilişkileri ölçüsünde, onlardan çelik aletler, ateşli silahlar vb. edinebilmektedirler.

    Yaya avcı-toplayıcılarda işbölümü, esas itibariyle yaşa ve cinsiyete dayanmaktadır. Bu toplumlarda kadınların ağırlıklı olarak toplayıcılıkta, erkeklerin ise avcılıkta uzmanlaşmış olduğu gözlemlenmektedir. Esas besin kaynaklarını (bitkilerin yetişmediği kutup ve tundra bölgeleri dışında), bitkiler oluşturduğundan, geçim faaliyetleri daha çok kadınlar tarafından sürdürülmekle, toplulukların gereksinimlerinin karşılanmasında istikrarı kadınlar sağlamaktadır. Ne ki , bu durum kadınlara fazladan bir itibar sağlamamakta, hatta çoğunlukla tersine, ender ve gözde bir besin olan av etinin sağlayıcısı erkekler, avcılıktaki ustalıkları ölçüsünde daha fazla itibar görebilmektedir.

    Yine de avcı-toplayıcı toplumlar arasında eşitlikçi ve paylaşımcı bir değer sistemi hakimdir. Birikim potansiyelleri düşüktür; devşirilen ürünlerin uzun süreli saklanması -kutup bölgeleri dışında- olanaksız olduğundan, kısa süre içerisinde tüketilmeleri gerekmektedir. Toplanan yumru, kök ve yemişler, av etleri grup üyeleri arasında paylaştırıldığı gibi, aletler, takılar ve diğer gereçler de armağan alışverişi süreçlerinde kişiler ve gruplar arasında elden ele dolaşıma girer. Bir başka deyişle, takım üyeleri arasında servet farklılaşması asgari düzeydedir. Belirli bir ekolojik alanı ve ortak kültürel özellikleri paylaşan avcı-toplayıcı takımlar, yılın belirli zamanlarında ürün, armağan ve kadın değiştokuşu yapmak ve ayinleri gerçekleştirmek üzere bir araya gelebilmektedir.

    Atlı avcı-toplayıcılık, atın Avrupalılar tarafından Amerika Kıtası'na getirilmesini izleyen yıllarda, kıta yerlileri arasında hızla benimsenerek yayılması sonucu, 17-19. yüzyıl arasında Kuzey Amerika düzlükleri ve Güney Amerika pampalarında biçimlenmiş bir geçim örüntüsüdür. Avrupa kökenli uygarlığın kıtanın hemen bütününe nüfuz edişi sonucu bugün ortadan kalkmış olan bu geçim örüntüsü, atın daha geniş bir avlağa hakim olma ve bizon sürüleri gibi çok sayıda av hayvanını avlama olanağı sağlaması gibi avantajlar sayesinde yaya avcı-toplayıcılara göre daha az eşitlikçi, daha hiyerarşik toplumların biçimlenmesine yol açmıştır. Varlıklarını sürdürdükleri sürece, çevrelerindeki beyaz topluluklarla ticari ilişkilere girebilen bu toplumlar, bu nedenle daha fazla servet biriktirme olanağına sahip olmuşlardır. Ne ki bizatihi bu temaslar onları daha kırılgan kılmış ve 200 yıl gibi kısa bir süre içerisinde yok olmalarına yol açmıştır.

    Balıkçılar ise, su kaynaklan bakımından zengin bölgelerde yerleşik bir yaşam sürdürür. Kuzey Amerika'nın kuzeybatı kıyılarında yaşayan Tlingit, Tsimshian, Kwakiutl, Salish gibi toplulukların tipik örneğini oluşturduğu balıkçılar, çevrelerindeki Avrupa-kökenli toplumlarla yoğun ticari ilişkiler sürdürmektedir; günümüzde bu toplumların geçimlikten çok, beyazların gereksinimlerini karşılayacak tarzda, pazara-yönelik avlandıkları söylenebilir. Bu durum ise onları, her iki avcı-toplayıcı gruba göre daha maddi kültür açısından daha zengin ve daha az eşitlikçi kılmaktadır.
    Sibel Özbudun
    Sayfa 100 - Bilim ve Gelecek Kitaplığı