• "bana ilmin ve sanatın takdir edilmediğinden bahsediyor; ve bu takdirsizlik yüzünden çalışamadığını ve yeis içinde olduğunu söylüyorsün. genç okuyucu! etrafımızdaki insanlar, bizi takdir etmek, beğenmek için yaratılmış değildirler. sen beğenilecek bir iş yaptığın gün bile, alkıştan ve aferinden mahrum kalabilirsin. ne kadar büyük ilim ve san'at dehaları nankör ve kurak devirlerde yetiştiler ve ne büyük açlık ve hakaret içinde mahvoldular. onları zamanları değil, biz takdir ediyoruz. fakat onlar yine çalıştılar. kısır ve kurak alanlara hayat vermek için, bu günü ve kendini değil, yarını ve bizimkileri düşüneceksin!"

    büyük adam olmak - sf. 99
    Kaynak : ekşi sözlük.
  • Evet. konumuz kadınlar. ama bu kez kadınlardaki kriterimiz nefes alması, hoş olması, çekiciliği, seksiliği v.s değil. bunlar bir kadında olabilecek özellikler. fakat, bunlar bir kadının kaliteli olduğunu gösterir mi? bence hayır. 

    kalite önemlidir. hayatın her alanında hem de. özellikle yeni çağda bu çok sık rastlanmayan fakat keyif veren bir şey. annelerimiz, ablalarımız v.s farklıydı. onlar farklı bir türkiye'de yetiştiler ve farklı koşullarda yaşadılar. fakat yeni dönem kadınlarında çoğu imkan var. her ne kadar çok parlak görünmese de farklı bir dönemde yaşıyoruz.

    çekicilik, seksilik, hoş bir fiziğe-yüze sahip olmak güzel şeylerdir. zaten insan eş seçiminde ilkel ve bilinçaltı dürtüleriyle hareket eder. esasında doğadaki çoğu canlı öyle hareket eder. içgüdüsel olarak bir kadından hoşlanmak; onun sağlıklı vücudundan hoşlanmak ve üreme isteğidir. doğadaki balıklardan tutun, çoğu canlıda bu üreme altyapısıyla birleşme olur. kadınlarda da erkeklerin sağlıklı görünmesi bir kıstasdır. çünkü içgüdüsel olarak kadın da sağlıklı bir üreme ister. kriterlerde yer alan uzun boy-geniş omuz v.s esasında sağlıklı üreme içgüdüsünün dışa vurumudur.

    neyse konuyu dağıtmayalım. içgüdüsel hoşlanmayı bir kenara bırakırsak, bir kadının (özellikle çağımız kadınının) kaliteli olduğunu gösteren detaylardan örnek verecek olursam;

    - iyi bir eğitim: bu 4 yıl öğretmenlik mezun ol kpss değil. eğitimi içselleştirebilmek. öğrenilenleri ve eğitimde gerçekleşen sosyalizasyonu hayata güzel bir şekilde yansıtabilmek.

    - stil sahibi olmak: bu illaki pahalı şeyler giyinmek değil. bir giyim zevkinin ve uyumunun olması. bir şeyleri kombine etme yeteneği. sadelik ve kendine en uygun olanları seçebilmek.

    - güzel konuşma ve dinleme yeteneği: sağlıklı cümleler kurabilme ve karşısındakileri verimli, doğru yerlerde doğru tespitler yaparak dinleme.

    - en az 1 yabancı dil bilmek: bu sayede tekdüzelikten az da olsa kurtulunmuş olunur. başka bir dil bilmek aynı zamanda az çok başka bir kültürü de az da olsa tanımaktır. hayat vizyonunun ister istemez gelişmesidir.

    - temellendirilmiş müzik zevki: ona verilen-ona pompalananları ve ilkelliği değil de, müzikte bile kaliteyi araması. kendi müzik zevkini temellendirebilmesi.

    - orta düzeyde film kültürü: behlül şunu bunu öptü mü değil, en azından birkaç yönetmeni takip etmesi ve onların filmlerinden sonra iki kelime edebilmesi.

    - gidilen yerlerin ve çevrenin kalitesi: bu önemli çünkü nerdeyseniz ve kimlerleyseniz onlarla konumlanırsınız. bir fotoğraf çekilirken arka plana da dikkat ederiz. sizin görünümünüz kadar fon da önemlidir. 

    - yalnızken geçirilen zamanın kalitesi: bu esasında önemli bir detay. ne bileyim 7/24 facebook oyunu oynayan bir kadın, sıkıldığında hemen eline cep telefonunu alıp ilgi arayan kadın bence eksiktir. tabiki oyun oynanır, telefonda konuşulur v.s ama bu hayat tarzı haline gelmişse çok sakil bir durum.

    - insanlarla mesafeyi iyi ayarlama: bu da güzel bir yetenektir. bu konuyu oturtmuş kadınlar her daim kaliteli görünür. ne yapay-hızlı bir samimiyet ne de soğuk durmak. tam ortası. karşı tarafın yaklaşım şeklini iyi kavrayabilme ve ona göre davranma meziyeti.

    - zeka parıltısı: bu çoğu kadının ''zeki olduğum için yalnızım'' klişesi değil. zeka parıltısı bir sohbette hemen kendini belli eder. ince espri anlayışı, etkileşimli iletişim- kişileri rahatlıkla süzme yeteneği. bunlar kolaylıkla gözlemlenebilir.

    esasında daha çok detay var. hepsi bir kişide bulunsun, iş ilanı gibi öncüller sıralama durumu değil. bazen küçük detaylar karşınızdaki kişide size karşı olan algıyı oluşturur. algı da çoğu zaman gerçeklerin önüne geçer. durum bu yani.
    Kaynak: Ekşi Sözlük
  • Adı Türkiye olmayan bir ülkenin meclis genel kurul salonu'nun giriş kapısının tamiri gerekiyormuş. 

    konuyla ilgili bürokrat, iki ayrı firmadan marangoz davet ederek kapıyı göstermiş ve fiyat istemiş. 
    birinci marangoz: 
    “500 tlye olur bu iş” demiş. “200 malzeme, 200 işçilik, 100 kâr.” 
    bürokrat ikinci marangoza dönmüş: 
    - siz aynı işi kaça yaparsınız? 
    - 2,500 lira. 
    - nasıl olur bu kadar fiyat farkı? 
    - 1000 bana, 1000 size... 500 de bu arkadaşa veririz kapıyı yapar. 

    ihale ikinci marangoza verilmiş.

    Ekşi Sözlük
  • 18 Mayıs, Kırım Türkleri'nin sürgün edilişlerinin 74. yıldönümü. Bilmeyenler için açıklıyorum; Stalin'in emriyle 2. Dünya Savaşı'nda Almanya saflarında yer alarak Sovyetler Birliği'ne karşı savaştıkları iddiası ve gerekçesiyle Kırım Türkleri vatanlarından sürgün edilmişlerdir. Bu sürgün sırasında on binlerce kayıp verilmiştir. Surgün sırasında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum.
    Almanya saflarında savaşa katılıp katılmama hususunda ayrılan fikirler mevcut. Kırım Türkleri "Aktoprak" adını verdikleri Türkiye'den gerekli desteği göremeyip yanlış yònlendirilince Almanlarla birlikte savaşa katılmışlar. Bütün bu dönemi birebir yaşamış ünlü Kırım Türkü Cengiz Dağcı'nın, Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam romanlarını okursanız siz de aynısını düşüneceksiniz. Haa bu savaşın en büyük kaybedeni kim derseniz, bana göre Kırımlılar derim.
    Bu sürgün ile ilgili bilgilere http://www.surgun.org sitesinden ulaşabilirsiniz.
    Ayrıca arama motorundan 18 Mayıs 1944 şeklinde arattığımda Ekşi Sözlük'ten altta bağlantısını paylaştığım girdiyle karşılaştım. O dönemki hükümetin bu konuyla ilgili tavrını ortaya koyması bakımından okunmaya değer bir yazı diye düşünüyorum. https://eksisozluk.com/entry/10872757