1000Kitap Logosu
Günün sessiz vaktiydi. Ardından günler sessizliğe bürünmeye devam edecekti. Hikayemiz bu sefer bilinmeyen bir yerde kesiliyordu. Araya hiçleşmiş cümleler karışıyordu. Zaman hangi mevsimde durmuştu ki... Neden son otobüsü bekleyen boş duraklar gibi kalıyordu içimizdeki yollar... Varoluşumuz niçin amansızca donakalmıştı. Ve mısralarım şu cümleler kadar ahmakça Bir şeyler anlatamazken saçmalayan bir yanım kalıyordu geriye... Biz hangi çığlığın yankısıyız? Nereden eksilen hayatların devamıyız? Nasıl bir suça ortağız ki vebalini zalimce çekiyoruz...
Bir kitap düşünün kısa kopuk ,devrik cümleler kullanarak sizi korkularınıza ,çocukluğunuza ,yirmili yaşlarınıza ve kıyıda köşede kalmış anılarınıza götürüyor. Tezer özlünün eski bahçe eski ev kitabında en çok şu öyküsünü sevdim diyemiyorum çünkü ,hepsin de farklı bir duygu hissetim.Yinede içlerinden seçecek olursam ;Dönüş,Eski Bahçe ,Cafe Boulevard ,Gökkuşağı olurdu. Dönüş ve Eski Bahçe Öykülerinde Özlü ,çocukluk gelişimini tamamlarken yaşadığı ensest travmayı ,orgazm ve cinsel ilişkiyi ölümle özleştiriyor.Gerçekliğin her türlüsünü yanar döner bir ustalıkla kullanması beni fazlasıyla etkiledi.Bu iki hikayenin anlatımına aşık olmamak elde değil. ‘Korku veriyor bana.Hep düşünceler.Bir gün boşalırken ölmek istiyorum.Ya da onu öldürmek.Yalnız düşlerim.Ona uzanırken.Uyanırken.Kendimi yatakta boşalırken bulurken.Korkarken.Karanlıktan.Bir başıma oluşumdan.Uyumaktan.Uyanmaktan.Çocukluğumdan.Yaşlılığımdan.Ufalmış,buruşmuş küçücük bedenim de ,böyle bağırarak boşalacak mı bir başına? Gelelim diğer hikayemiz Cafe Boulevard’a.Bence insan kalabalığıyla dolu olsa bile kişiliksiz bir mekan anlatımı.Aslında ilk paragraf öykü şeklinde başlasada ilerleyen cümlelerde anı okuduğunuzu anlıyorsunuz.Hikayeyi okurken biraz hüzünlendim ,yıllar içinde sürekli gittiğim ,şimdiyse çok fazla uğramadığım ve görüşemediğim insanları ,mekanları hatırlattı bana.Hayatın değişimine ayak uydurmakta sanırım biraz zorlanıyorum :) ‘’Biz bindokuzyüzyetmişüç yazında da,aynı arkadaşlar,aynı yaz aylarında aynı hafta günlerinin aynı akşamüstü saatlerinde Cafe Boulevard’da oturduk.İçimizde eksilen hemen hemen hiç yoktu’’ ‘’Kimi günler saatlerce burada oturduk.Sonra kimi pasaja,kimi Boğaziçi lokantalarına gitti,çoğunlukla yeni rakı içildi.’’ Özünde birkaç günde ele alınabilecek bu ince kitapı ağır ağır okudum.Çünkü yoğundular ,çok yoğundular.Akıcı asil bir anlatımda varolmanın zerafetini izledim. Teşekkürler Tezer Özlü.
Eski Bahçe Eski Sevgi
7.6/10 · 2.414 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
Bazı cümleler bazı kelimeler...
Bir kadın seni seviyorsa sana aittir. Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının... onu kaldırtma! Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur... senin adınla başlayan dualar... ve biten senin adınla... onu susturma! Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez... yalnız genç adam, kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında.. Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni, Seni seven bir kadın, sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır. Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini, onu yanıltma. İlk darbede yere çakılma oğlum, İlk imtihanda sınıfta kalma! Ve asla, Ama asla! Araya umutsuzluğu sokma. Orasıdır kadının şah damarı, umudu... Kesildiği an, vazgeçer kadın. Sevmekten, Beklemekten, Özlemekten, Hatta dua etmekten... Can havliyle, kaçar. Yakalayamazsın. Artık o kadını üstüne alınamazsın. Sahip çıkamadığın kadına hesap da soramazsın. Kadınları bomba gibi düşün genç adam... yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sen de patlarsın. Bak oğlum! Bu hayatta her şeyi alırsın, yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı. Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın, Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla... Falan filan sonra, Bilirsin ya... Sen sen ol, o kadını satma! Bir kadın seni seviyorsa kavga eder. Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu. Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır. Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır. Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez olan maddelerinden biridir. Kadın olmanın kuralıdır.. Bir şey daha vardır ki, Kuştur kadın, Ve bir gökyüzü vardır her kadının. Öyle bir havan olmalı ki adamım, Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın. Bunu, bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın...
insane...
Büyük laflar edilebilir, hüzünlü, melonkolik ve kalbin orta yerini delip geçen cümleler. Ama tüm sarfedilen lafların hiç bir anlamı olmadığını, yani insanı değiştirmediğini, sadece anda sızı yarattığını, yada karşı kişide etkileyici bir iz bıraktığı doğrudur. İnsan, rutin hayatlarına devam ederler. Aynı şeylere kaygı duyar, dün düşünerek üzüldüğü şeyi tekrar düşünüp yine üzülerek geçirip, hayatın gailesine karışıp giderler. Kimse durup düşünmüyor, eksilen hayatlarda, duygularda nelerin kaçtığını. Kimsenin aslında vakti yok gibi. Ama koskoman boş bir zaman aralığında, kendini değiştirecek mental zindeliği, öze dönüp bakmayı, buradan yakalayacğı evrimsel değişimlerin peşine takılmayı, yorucu buluyor insan. İkiyüzlü ahlaklarla yaşayıp, topluluğa uyum sağlamak için gösterdiğimiz çabanın çok küçük bir yüzdesini kendi psişemize yapmıyoruz. Bugun 51 yaşını doldurdum. Hayat, inanılmaz sürprizlerle geldi bana. Ve hayal kırıklıkları ile, yenilmelerle,yenilenmelerle, Rastlantılar, tesadüfü aşklar, bilinçli seçimler, kararlı duruşlar, yeniden kendini yaratmalarla. Kabul ettim. Geliştirerek kendimi 51 e kadar gelebildim. Hayattan çok zevk almadığımı farkettim. Sıradan bir ölümlü gibi, tüketim toplumunda bir ev edinme, araba, mevki edinme ile geçti ömrüm, sorumluluklarla, kavgalarla... Faşizme boyun eğmedim ama sisteme yenildiğimi görüyor ve anlıyorum. Bütünün bir parçası olmak yerine, sürüden hep ayrılıp başka yöne gitmeye çalıştım. . Cesaretimi kuşandım. Bilgimi kınından çıkarıp sürekli keskinleştirdim. Ama insanları daha, daha, daha da tanıdıkça umitlerim bilgime ters orantılı daha azaldı. Bilgi umidi beslerdi.aşk, inanç, kararlılık, cesaret, politik duruş, insanı İnsan yapan değerlerdi...insan, tükeniyor her geçen gün. İnsana olan inancım azalıyor. Hayat benim için yeteri kadar uzun ve ağırlığı taşınamaz bir yük gibi artık.en son göğe bakıyordum, gök kara, içim sönük ve geleceğe dair beklentim yok. . Sadece yaşıyor, okuyor ve hala anlamaya çalışıyorum... Nereye kadar diye sorduğum anlar çoğalıyor gittikçe...
Beyin boş olunca; kelimeler, cümleler füze hızıyla çıkar ağızdan. Çarpacak bir yer yoktur çünkü beyinde. Beyin dolu olunca; yavaş ve geç çıkar kelimeler ağızdan. Çünkü bir fikir çıkana kadar diğer fikirlerle çarpışır, beynin tüm kıvrımlarında yoğrulur, eksilen eksilir, artan artar ve sonunda bir şekil alarak çıkar ağızdan.
261 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Sevgili Che, Bilmiyorsun, yaralayan günlerden geçiyoruz. Tepemizde parıldayan güneş, yapraklar arasında gölge olarak beliriyor yüreğimize. Binyılların hasretidir bu gölgeler. Yok'un var'dan alacağı, var'ın yok ile imtihanıdır belki. Dönüp baktığımız yerler, bizden olmayan detaylarla kaplı. Vaktimiz, halbilmezin sefasıyla mahkum. Asırlar yol bulamıyor kendine, içten içe haftalara sığamazken biz. Gittiğinden beri, göremediğin çok şey birikti avuclarımızda. Avuclarımız dikenli dokunuşlardan çıkmış sanki. Yaralınıyor cümlelerimiz bu çıkmazlarda. Nerde rastlanır yüzündeki yorgunluğa bilmem, ya da nerede biter yarana vefa bir ot. Ben yorgunluğuma varamadım che, istersen sen de varma. Sevgili Che, Çıkmaz sokaklara yürüyen sokak çocuklarına benzer, mektuptaki cümleler. Eni sonu birkaç sayfadır belki ömrü. Yine de her cümle damardan eksilen bir damla kandır, bir serin özlemdir bilinmeze. Sokak çocukları çıkmazlarında yitirirken umutlarını, ben de burada noktalayacağım özlemlerimi. Mektupla ve sokak çocuklariyla kalman dileğiyle Che...
Che Guevara
7.6/10 · 137 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
Yarım Hikayeler
Günün sessiz vaktiydi. Ardından günler, sessizliğe bürünmeye devam edecekti. Hikaye bu sefer bilinmedik bir yerde kesiliyordu. Araya hiçleşmiş cümleler karışıyordu. Zaman hangi mevsimde durmuştu ki... Neden son durak gibi boş kalıyordu içimizdeki yollar... Varoluşumuz niye amansızca donakalmıştı. Ve mısralarım şu cümleler kadar ahmakça birşeyler anlatamazken saçmalayan bir yanım kalıyordu geriye... Biz hangi cığlığın yankısıyız? Nereden eksilen hayatların devamıyız? Nasıl bir suça ortağız ki vebalini zalimce çekiyoruz... Tüm hikayelerin hüzün kokan bir tarafı olmalı mı? Eskiden insanların hikayeleri acaba mutlu son ile bittiğinden mi filmler, romanlar, öyküler sonunda mutlu son olurdu. Ya da biz insanların mutluluk arzuları hep hayallerimizin bir parçası kalıp filmlerimizin, romanlarımızın, hikayelerimizin parçası mı oluyor sadece... Hangi bilinmezliğin çıkmazı bizi hapsediyor içine sürüklediğimiz hayat yolu hangi durakta son bulacak... Varacağımız o son durak hayallerimizin dilediği gibi mutlu sonlarla mı bitecek? Ve bir hikayeye, romana, filme konu olacak kadar kayda değer bir yaşantımız olacak mı? Yoksa biz de mi çoğuların gibi tarihin ücra köşelerinde yok mu olacağız. Eğer hikayelerimiz bir yerlerde kesiliyorsa, cümlelerimiz saçmalamalarla dolanıyorsa etrafımıza hangi gerçeğimiz nasihat edebilir gelecek kuşaklara... Nice hikayeler var ki gerçek ile bağı yoktur. Edebiyat adına yazılır. Büyüleyici bir dile sahip etkileci bu yönüyle, ama içeriği efsane gibi inandırıcığı yok... Bazı hikayeler de vardır. Yazılmamıştır, dilden dile dolandığı kadarıyla toplumda yer edinir. Oysa olması gereken, yazılmamış gerçek hikayeleri keşfedip yazabilmek o hikayelerde yer edinebilmek.... Kopuk satırlarımı bağışlayın dostlar, bazen bir hikayemiz olmayabilir. Bir yerlerde yarım kalmışta olabilir. Ama biliyoruz ki hiç cümle tamda içimizden geçeni satırlara dökecek kadar cesur değildir. Bu yönüyle hepimizin hikayeleri biraz eksiktir. Bu nedenle cesur adımlar atabilme arayışına bir giriş yapalım. Varsa öyle hikayeleriniz dilinize varamayacak kadar utangaç, yazıya dökülemecek kadar korkak, ve kimsenin bilmesini istemediğiniz kadar sizi aldatan bir hikayeniz... Paylaşın gururla, cesaretle, korkunuzu halt edercesine... heft-reng.blogspot.com/2019/08/yarm-hikaye...
1
12 öğeden 1 ile 12 arasındakiler gösteriliyor.